"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Psikolojik sağlamlık ne ile sağlanacak?

Sebahattin YAŞAR
07 Aralık 2019, Cumartesi
Ferdî ve ailevî intiharların gündeme geldiği günlerde Konya’da Risale-i Nur ve Tıp Kongresi yapıldı.

Biz de, ‘Manevî Hastalıklar ve Çözüm Önerileri’ tebliği ile katıldık. Hırs, benlik, gıybet, gurur, yalan, hile, haset, kıskançlık gibi onlarca manevî hastalığın insanlığı kasıp kavurduğu zamanımızda, kimse bu hastalık taşıyanlara ne hasta diyor ve ne de bu tanımlamaları hastalık olarak kabul ediyor. Hastalık deyince beden organlarındaki rahatsızlıkları tanıyor. İşin ilginç olanı, modern tıbbın gündeminde böyle bir hastalık çeşidi yok. Körlük bu!

Adam hasedinden çatlayacak, kıskançlık cinayetleri işleyecek, benlik patlamaları yaşayacak modern tıp sadece bedenin derdine düşecek. Adam bunalıma girecek ve pırıl pırıl ailesinin ve kendisinin siyanür intiharıyla hayatına son verecek ve bunun tıpta bir karşılığı olmayacak. Böyle bir şey olabilir mi?

Peki, ‘bunalım’ nedir, neden insan bunalıma düşer ve nasıl çıkar? Bu soruların cevabı yok mu? Batı’da psikiyatr neden kilise ile birlikte çalışıyor?

Hayatının anlamı çocuğunu kaybetmiş anne psikiyatra başvurduğunda ilgili uzman bir antidepresan yazıp gönderecek; bedenine dokunan ilâçlar, onun yüreğindeki sızıyı dindirecek mi?

Bediüzzaman Said Nursî, “Hem bilirsin, me’yus ve ümitsiz bir hastaya manevî bir teselli, bazen bin ilâçtan daha nâfi’dir. Halbuki tabiat bataklığında boğulmuş bir tabip, o bîçare marîzin elîm ye’sine bir zulmet daha katar.” der.

İnsanın psikolojik sağlamlığını sağlayacak dinamikler ne ile sağlanacak? 

Batının tefessüh etmiş dinsiz felsefesi kendi insanlarını intihardan alıkoyamazken, Kur’ân’ın ter-ü taze iman hakikatlerine neden kulak verilmiyor?

Siyanür, alkol, uyuşturucu, sigara satışını yasaklamakla iş bitiyor mu?

Okul duvarlarında Batılı filozofların sözleri var. Asrın manevî tabibi Bediüzzaman’ın eserleri halen Kur’ânî bir ilâç olarak gündeme alınmıyor. Oysa asıl çare nerede ise onu almayı ve uygulamayı gerektirmez mi? 

Maddeye giden yolu değil, maddeyi satmayı yasaklamak ne de kolaycı bir çözüm yolu!

‘Risale-i Nur ve Tıp’ kongresini tertip edenleri tebrik ediyorum. Bu bir çığır açmaktır. Tıbba iman nazarıyla bakmaktır. 

Arkası gelecektir.

Okunma Sayısı: 1696
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir Turan

    7.12.2019 16:56:49

    Bu yıl;ilk kez düzenlenen,'Risale-i Nur ve Tıp Kongresi' hakikaten katılmaya ve izlenmeye hatta istifade etmeye değer bir organizasyondu.Allah emeği geçen herkesten razı olsun.Asrın tabibi Üstadımızın;maddi ve manevi hastalıklara ve sıkıntılara,Risale-i Nur penceresinden bakması ve Nurlardan süzülmüş hakikatlerden çareler sunması,hakikaten tüm insanlık adına ciddi anlamda umut verici.İntiharlar,cinayetler,saldırılar ve daha ciddi sıkıntılar.Ve tüm dünyada bunlar yaşanabiliyor.Dolayısıyla;bunların yaşanmasının yegâne sebebi;öncelikle tahkikî bir imana sahip olunmayışı ve iman zaafiyetidir.Tahkikî bir imana sahip olmanın ise tek çaresi,Kur'an ve Sünnet-i Seniyyeye ittiba etmek ve Nur deryasından tamamıyla istifade etmektir.Tüm dünyaya Nur hakikatlerini haykırabilirsek eğer;maddi ve manevi hiçbir hastalık meydana gelmeyecektir.Hastalık belli,çare de bellidir."Söz Asrın Tabibinde"...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı