"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İki kefeli terazinin ağır basan tarafıdır insan

Sebahattin YAŞAR
08 Şubat 2026, Pazar
O insan, senin ilk kez şahit olduğun, onun da ömründe ilk kez yaptığı o iyi ya da kötü fiilden ibaret değil ki.

Ömür ne çok parçalardan oluşuyor ve her parçadan mes’ul insan. İyi ya da kötü, toptancı bir yaklaşım gerçekçi değil. Terazinin iki kefesi gibi hayat. İyi şeyler de var, kötü şeyler de. Gel gör ki insanın cahil ve zalim tarafı hep o kötü anda kalır ve bütünü öylece yorumlar. Hep iyi anında kalmak ve onu öyle yorumlamak da doğru değil, sükut-u hayale uğratır insanı. Terazinin ağır basan tarafıdır insan. Hayat kesitleri iyi ya da kötü kefenin bir tarafında yer alır. Henüz fiile dönüşmese bile iyi düşünüyor olmak iyilik kefesine katkıdır. Bu, bir rahmettir. Fenalık ise, fiiliyatı bekler. Bu da bir rahmettir. Rahmetin gazabı aşması budur.

Böyle olduğu halde, kendisini yaratan Allah’a karşı ne çok zikzaklar çizer insan. Yoktan var et, bedenine maddî hazineler kıymetinde uzuvlar yükle, paha biçilmez akıl, kalp cevherleri ver, anlam dolu hayal, hafıza gibi değerler bahşet, bir de ebed duygusu programla, Cenneti ve Cehennemi de tarif et, şaşırmasın diye muhteşem bir model elçi de gönder, yine her şeye rağmen rahmetin galip gelsin, affın gazabını aşsın, son nefesine kadar da dönüş kapın açık olsun ve bin kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel de, sonra da kalkın bu insan Yaratan’ına nankörlük yapsın ve ‘Seni tanımıyorum, sana kul değilim.’ desin; “bu” olur mu? 

Aklı başında olan insan, kendisini seveni bilir ve sever. İnsan küçücük hanesinde bile kurallar koyar ve uyanları uymayanları takip edip, değerlendirmeye alıyor da, kainattaki büyük sistemleri nasıl böyle değerlendirmez ve rastlantılara havale eder? Akıl bunu nasıl kabul eder?

İnsanlarla ilişkilerde İlâhî adalet odur ki, kişinin iyilikleri fenalıklarına kemiyeten veya keyfiyeten ağır geliyorsa o kişi, iyi kullar sınıfına; fenalıkları iyiliklerine galip geliyorsa, o kişi kötü kullar sınıfına dahil olur. İnsan hayatının bir anında bütünü kazanabilir ya da kaybedebilir. Ama genel işleyiş odur ki, “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz”. Allah’ın, kullarını affetme vesileleri yaşadığı hayat kesitlerince boldur. İnsan da insan ilişkilerinde affetme kanallarını çeşitli tutmalıdır. Yani bir fırsatını bulsam da ona iyilik yapsam veya onu affetsem gibi.

İnsanın her ânı özeldir. Bir hata ile kişiyi etiketleyip, ona hep o gözle bakmak zulümdür. İnsan iyiliklere ‘benim’ diyemez. İyilikte pek çok olumlu faktör bir araya gelir ve hayat amacı gerçekleşir. Kötülükte ise organları gayesi dışında kullanmak ve İlâhî emre zıt bir iradî tercih söz konusudur. Kötü amelinden kişi mes’uldür. Tabiî amellerin niteliği de önemlidir. Bir adım kurtarabileceği gibi insanı, batırabilir de. Kaybetmek de kazanmak da adım adım gerçekleşir. 

Siz hayatınızın bir kesitinden ibaret olmadığınız gibi, başkaları da öyle değildir. İki kefeli terazinin ağır basan tarafıdır insan. Ve son nefese kadar tartı devam eder.

Okunma Sayısı: 225
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı