"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bazen olur sebepsiz ağlar bulursunuz kendinizi

Sebahattin YAŞAR
01 Şubat 2026, Pazar
İnsan bu; bin bir esmanın tecellisine mazhar, İlâhî sanat harikası.

Bir tarafı şahadet bir tarafı sonsuz gaybi âleme uzanan, sayısız unsurların bileşkesi, kaderin ağ merkezi; insan. Buz dağının görünen yüzüdür, bilindikleri. Büyük oranda görünmeyeniyle göçüp gidiyor insan.

İnsan, “Neden var edildim?” sorusunu sorar kendine, cevap arar durur hayatı boyunca. Kendi anlamını öğrenmek istemesi normal değil mi insanın? Hayat denen şey, cevap bulan soruları kadardır insanın. Yaşadıkça, sorular da artar gider. İnsan, kendini de, bir başkasını tam olarak tanımadan terk eder dünyayı. Tam ve büyük tanışma diğer âlemde sanki.

Ne çok zıtlıklar içinde yaşanır hayat. Bazen gülerken ağlar, bazen ağlarken güler insan. İlginçtir bütün zıtlar uyumlu bir bütüne hizmet eder. Akıl yoluyla oluşan malumat, kalp yoluyla gelen duygularla buluşur bir şuur merkezinde ve araya nefis de dahil olarak davranış davranış, kan ve fışkı ortasında yaratılan süt gibi güzel insan süzülür gelir bir mucize eseri. Bu kadar zıtların bir muhteşem uyum doğurması bir mucize değil de nedir?

Kendi iç dünyasına bakan her insan; hayal, hayat ve hakikat ağları içinde bulur kendini. Bir de bakarsınız şimdiki halinize, on yıllar öncesindeki bir sahne, bir duygu durumu hâkim oluverir ve birden bu etkiyle adeta çocuklaşırsınız, yere oturup oyun oynar, eşyalardan arkadaş bulursunuz kendinize. Yine bazen ağır uslu bir insan iken, bir gençlik hatırası canlanır zihninizde ve birden onlarca yaş gençleşiverirsiniz, yaşlı beden ayağa kalkar ve yaşlanmış beden unsurları gençlik yıllarına gider sevinçle. Hayat da rüya gibi, bir duygu gençleşmesi yaşar. Bu bir yenilenmedir. 

Bazen de ortada hiçbir sebep yokken bir ses duyarsınız uzaktan ve sizi bir anda onlarca yıl önceki bir yaşanmışlığa taşır bu ses. Ne oldu, nasıl oldu bilemeden, kendinizi yıllar önceki görüntülerin, duyguların içinde bulursunuz. Sonra bir koku alır burnunuz ve bir şeyler bir şeylerle birleşir ve sebepsiz ağlar bulursunuz kendinizi. Bazen de tersi olur, alâkasız bir zamanda bir his doğar içinize ve birden kendinizi bir tebesssüm içinde bulursunuz. İnsan bazen de yoğun bir duygu trafiği yaşar; yeşil, kırmızı, sarı anlamını yitirir; kırmızının yasağı kalkar ama yeşil de izin vermez; ortada sararıp kalıverirsiniz. Belli ki, insan için iki kere iki her zaman dört değildir. Bir anı seyyale ya bakileştirir yaşananları ya da yok eder bütün varlığı. Kış her zaman kış; yaz, yaz değildir. Mevsim duygusuyla yaşanır. Soğukta yanıp tutuşanlar, sıcakta üşüyenler için mevsimin gerçekliği yoktur. Mevsim mevsiminde değilse, bu kıyametidir âlemin. İnsan için de öyle. Bazen üşür sıcak mevsimlerde, bazen de terler kış günlerinde. 

Hasılı, tanımak zor insanı, tam tanışma büyük günde, galiba.

Okunma Sayısı: 291
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı