"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnşirah-ı Sadr (Manevî ameliyat) -1-

Şemseddin ÇAKIR
26 Şubat 2021, Cuma
Risale-i Nur’a işaret eden 33. Âyet-i Kerimeye ilâveten Hafız Ali Abinin istihracaratını geçen yazımızda vermiştik. Bu yazıyla da, Fevzi Abinin istihracını vererek Risale-i Nur’a olan işaretleri, Birinci Şuâya göre tamamlamış bulunuyoruz.

İnşirah-ı sadr: (Kalp ameliyatı) ve Efendimiz’in (asm) çocukken kalbinin melekler tarafından yarılarak temizlenmesidir. Amenna, saddakna, fakat bizim bundan çıkaracağımız hiç mi ders yok? Bu hadisenin bizi ilgilendiren tarafı da var mı diye bir mülâhaza açmak istiyorum.

Bilindiği gibi ameliyatlar bir tedavi yöntemi ve bazı hastalıklardan kurtulmak içindir. Fakat bu meselenin bir Müslümana göre; maddî yönünün yanında bir de manevî tarafı vardır ve bunun en bariz delili Efendimizi (asm) 4-5 yaş civarında iken bizzat meleklerin yaptığı ameliyattır. Bu ameliyat; üslendiği ve icra edeceği görevlerin üstesinden gelebilmek için bir nevi koruyucu hekimlik anlamında olan bir tedbirdir. Günlük hayatımızda da bu tür tedbirlerin hayatî önemini müşahede ederiz. Meselâ: Adam öğretmen olacaksa önce bir sıhhat raporu istenir, eğer mani bir durum varsa giderilebilirse giderilir, yoksa bu göreve alınmaz. Yani görevin önemine göre tedbir ve donanımlar farklı ve de mecburidir.

Madem bu meseleler dünyevî işlerde bile öylesine önemli ise; ebedî saadetin temsilcisi ve elçisi için elbette elzem ve önemi izahtan varestedir. Peki, Efendimizin (asm) varisleri içinde benzeri durumlar söz konusu olmaz mı?  

İşte bu zaviyeden de, Üstadın hayatına bakarsak çok harikalıklar dikkatimizi çeker. Üstadın bu gibi ameliyelere maruz kalışı, Sikke-i Tasdik-i Gaybî’de 13 kadar olduğu anlaşılıyor. Bunlardan bir kaçına dikkat çekecek olursak şunları zikredebiliriz.

Üstad Hazretlerinin Abudülkadir Geylani’nin Futuh’ul Gayb eserini okuyunca olduğu ameliyatı cerrahiyedir ki, Üstad bu olayı şöyle anlatır: Bir inayet-i İlâhiye olarak Hz. Şeyhin Futuh’ul Gayb namındaki kitabını eline geçirdiğini ve Hz. Şeyhin hayret edecek derecede (gulam) diye, birine işaret ettiğini ve onun himmet ve irşadıyla eski Said’in yeni Said’e (ra) inkilâp etmeye vesile olduğunu itiraf eder. Üstad’ın o zaman Dar’ül Hikmet-i İslâmiye Azası olduğunu kastederek Şeyh; “Ey biçare! Sen Dar’ül Hikmette bir aza olmak cihetiyle güya bir hekimsin, ehl-i İslâmın ma-nevî hastalıklarını tedavi ediyorsun, halbuki en ziyade hasta sensin. Sen en evvel kendine tabip ara” dediğini ve kendisinin de ona, ‘Sen tabibim ol’ deyip, el hak o tabibim oldu, fakat pek müthiş ameliyatı cerrahiye yapıyordu, ben kendimi o “gulam”(delikanlı) yerine vaz ettim, yarısını ancak okuyabildim ve bir hafta bakmadım. Fakat o ameliyat-ı cerrahiyenin arkasından bir lezzet geldi iştiyakla o mübarek eseri acı tiryak veya sülfato gibi içtim. Elhamdülillah kabahatlerimi anladım, yaralarımı hissettim” diye tevazukârane tedavisini itiraf ediyor. Bir münasebetle de, o ehemmiyetli müridin ondördüncü asırda olacağını da, ifade ediyor (Sikke-i Tasdik-i Gaybî s. 213) İşte bu dahi bir ameliyattır. 

Bir de maddî zehirlerle kirletilmek istendiği halde manevî bir ilâç olan Cevşen ve Sekine gibi duâlarla devamlı temizlenmesi de, bir “İnşirah-ı Sadr”vakıasıdır. Meselâ: Eski Said dönemindeki siyasî girdaplardan çıkıp yeni Said olması da, bir tasaffi ve ameliyat olayıdır ki,(Eüzü billahi mineşşeytani vessiyase) demiştir. Hatta bu gibi hallere işaret eden bir hadis-i şerifte de, “innessaide lemen cünnübel fiten, innessaide lemen cünnübel fiten...” (Said fitnelerden korunmuştur, Said fitnelerden korunmuştur. O fitnelerin içine düşer, fakat üzerine bulaştırmadan çıkar) buyurulmuştur. (Ebu Davut, Fiten. -2) Bu hadis-i şerifle de, Allahü â’lem bu gibi durumlara işaret buyurulmaktadır. Bu 13 meselesi ayrı bir çalışma konusu olduğu için şimdilik bunlarla iktifa edip diğerlerine giremiyorum.

Demek bu ağır yükü kaldırmak için tabirde hata olmazsa fabrika veya fıtrat ayarlarına dönülmesi gerekiyor. Böylece “Allah’ın, göğsünü İslâma açtığı, Rabbinden bir Nur üzere bulunan kimse, kalbi imana kapalı kimse gibi midir?” (Zümer: 22) buyurulmaktadır.

Allah (cc) nasıl peygamberleri veya Rasulleri, vahyi almaya müsait ve donanımlı hale getirmiş veya manevî ameliyata almış ise, Ahirzamandaki felâketler ve helâketler asrının görevlisinin de, benzeri ameliyatlardan geçirilişi mutlaktır. Aslında normal bir Müslümanın da, Bediüzzaman’ın yaptığı gibi kendi kendine benzeri bir çekap yaptırması gerekir. “Evet Cennet ucuz değil, Cehennem dahi lüzumsuz değildir.”

İKİNCİ AMELİYAT: Resulullah’ın (asm) ikinci ameliyatı ise Mi’rac Gecesi gerçekleştirilmiştir ki “50 yaş” civarı kabul edilmektedir. Yine kaynakların anlattığına göre yolculuk öncesi Cebrail (as) gelmiş Hz. Peygamber’in (asm) mübarek göğsünü yarmış zemzem suyu ile yıkadıktan sonra içi hikmet ve iman dolu bir leğen getirip buna boşaltmış, sonra yerleştirip, göğsünü kapatmıştır. (Buhari Salat. 1)

  Kaynaklarda “şakk-ı sadr” diye anılan bu mu’cize Kur’ân-ı Kerîm’de “İnşirah” Sûresi ilk âyetinde “Ey Muhammed! Senin göğsünü açıp genişletmedik mi?” hitabı ile ifade edilmiştir. Demek oluyor ki, böylece Mi’raca gitmenin şartlarına hazırlanmış oluyor. Tabir-i caiz ise; astronomların uzaya gitmek için hazırlanmaları gibi bir şey.

“Âlimler peygamberlerin varisleridir” (Ebu Davut. İlim.1) ve “Her asırda gönderilecek olan mücedditler”den bahs edilir (Ebu Davut Melahim 1) Bu hadis de, açıkça “Allah gönderir” buyurulduğuna göre, donanımının da ona göre söz konusu olması gerekir. Deyim yerinde ise onlarda öyle sıradan kimseler olmayıp bir kaç defa manevî ameliyattan geçmişlerdir. Meselâ: İmam-ı Gazali için de, benzeri durum söz konusudur. Bu durumun Bediüzzaman için 13 defa olduğunu yukarda izaha çalışmıştık, bu gibi vakıat-ı  hayatına imaen, remzen, işareten mana-i mecazi ile haber veriyor. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Sekizinci Şuâ s. 185) 

O halde müceddid-i ahirzaman veya felâketler ve helâketler asrının adamı olmak öyle kolay mı? Elbette o da bütün ameliyatlardan geçirilecektir. Yani onun için de, Allah’ın ihsanıyla bir “Şerh-i Sadr”ı vardır. Bu anlamda aklî, zihnî, kalbî, ruhî bakımdan manevî bir ameliyata tabi tutulması gayet makul ve hatta zaruridir ve zaten sergüzeşt-i hayatı bunu ziyadesiyle ifade etmektir. 

Meselâ: Vefat edince 36 kilo olduğu gibi...

Bir İslâmî terim olan “İnşirah-ı sadr”ı bize sorsalar, kısaca vereceğimiz cevap: “Kalbin Hakk’a açık hale getirilmesi için gerekli temizliğin yapılmasıdır” diye cevap verebiliriz. Bunu bazı veliler riyazet şeklinde yapar. Üstadın bir Ramazan’da yediği de, bir ekmek ve 300 gram civarında gıda, diye ifade edilmektedir. Bilindiği gibi iman: “Rabbin kalbe ilka ettiği nurdur”. Bu Nur’un zulmete karışmaması lâzım, yoksa zifte batırılmış billura döner.

Diğer bir ifade ile iman; zihinden ziyade kalbîdir. Dolayısıyla kaynağı İlâhidir. Ancak kulun da, kendini ona hazırlaması gerekir.

Kulun böyle bir hidayete hazırlığı nasıl olur? Nasıl Efendimiz’in (asm) kalbini melekler ameliyat edip bütün kötü ve seviyesiz duyguları temizledi ise kulunda kendini çek-up yapıp tevbe-i istiğfar ile bütün kötülüklerden uzak durması gerekir. Çünkü Cenab-ı Hak “...Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.” (Ali İmran 86) buyurmakta olup, Yusuf Sûresi’nde de, “Allah hainlerin hilesini başarıya ulaştırmaz” (Yusuf. 52) buyrulur ve bir de “Duâ edin kabul edeyim” (Mü’min Sûresi: 60) ne demektir?

Okunma Sayısı: 1885
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Eddai

    26.2.2021 19:19:18

    Allah c.c. ebeden razi olsun, diger yazilarinizdan istifade ettigimiz gibi bu yazinizdan da cok istifade ettik. Selamtle kalin...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı