"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İşarât-ı Kur’ânîye (3)

Şemseddin ÇAKIR
06 Aralık 2019, Cuma
Bu yazımız da, altıncı âyet-i kerimenin işaret ve beşaretlerini ayrıntı ve hesaplarına girmeden neticeleriyle izaha çalışacağım. İsteyen Birinci Şuâdan takip edebilir. Gayret bizden tevfik Rabbimizden.

İHTAR: Geçmiş ve gelecek âyetlerin işaretleri yalnızca tevafukla değil, belki herbir âyetin mana-i külliyesindeki cüz’iyat-ı kesiresinden bir cüz’î ferdi Risâle-i Nur olduğuna imâen münâsebet-i maneviyeye göre cifrî ve ebcedî bir tevafukla o münasebeti teyiden ve ona binaen hususî ona bakar demektir.

Bu Âyet-i Kerimenin tamamını önce mealen nakledelim. “Ey iman edenler; Allah’a karşı gelmekten sakının ve peygamberine iman edin ki, size rahmetinden iki kat pay versin; size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı ve çok rahmet edicidir.” (Hadid. 28)

Genel anlamda bu âyetten anlaşılanlar: Eğer iman edenler;

a- Allah’a karşı takvalı olurlarsa,

b- O’nun Peygamberine (asm) inanırlarsa Allah böyle kimselere üç şey veriyor.

1- Rahmetinden iki misli ecir verilir.

2- Kendisiyle yürüyecekleri bir Nur verilir.

3- İlâhî bağışlama ve marifet verilir.

Âyet-i kerimedeki bu ilâhî vaad tarihin her döneminde, her toplum ve her fert için geçerlidir. İslâm tarihi akışında da böyledir. Müttaki olupta Peygambere (asm) iman edenler hem iki misli ecre nail olmuş; hem yollarını aydınlatacak bir Nur’a sahip olmuş, hem Allah’ın engin rahmetine nail olmuşlardır.

Bu âyetin bir kısmı olan “Biz onlara yolunu aydınlatan bir Nur veririz.” Beyanı da, bütün zaman ve mekânlarda tahakkuk etmiştir. Allah; sayılan iki vasfı hususan insanlara, ya bir âlim, ya bir salih zat, ya bir mürşit, yahut bir tefsir, veyahutta bir sosyal çevre lütfederek onların yol alacakları bir Nur; bir vesile veya bir ışık bahşetmiştir.

Dolayısıyla Üstad Hazretleri’nin de işaret buyurduğu gibi, bu kutsî ve küllî mananın pek çok efradı olmuştur. Ahirzamanda da, Risale-i Nur bu kutsî ve küllî mananın “en parlak” bir ferdi olmuştur.

Önceki asırlardaki “fertlere” göre parlak olmasının sebepleri şöyle düşünülebilir:

a- Bu Nur; ismiyle müsemma, Risale-i Nur diye en modern bir eser olduğu anlaşılıyor.

b- Bu Nur’un Kur’ânî mesajları, gerçekten aklı ve ruhu çok aydınlatıp tenvir etmekte olduğu takdir ediliyor.

c- Bu Nur’un mütercimi; Nurs’a nisbetiyle maruf olmuştur.

d- Bu Nur; uluhiyete dair en derin konuları “Nur” meteforu üzerinden açıklığa kavuşturmuştur.

e- Bu Nur’a bazıları rezerv koysa da, İslâm düşünce tarihinde kimi âlimler tarafından istimalinde beis görülmeyen “ebced ve cifir” hesabıyle Risale-i Nur müellifinin hayatına ve çalışmalarına işaret etmektedir.

Sonuç olarak Âyet-i kerimenin açık ve genel anlamı ortada olup, burada altı çizilen İlâhî vaad, tarih boyunca da çeşitli ölçülerde ortaya çıkmış, tahakkuk etmiş hakikatlerdendir.

Ahirzamanda ise âyetin hem işarî manası, hemde ebcedî değeri Risale-i Nur’a ve onun muhterem müellifine işaret etmektedir. Elbette anlamak ve uymak isteyenler için bu çok önemlidir.

Yani; Bediüzzaman ne hakkı, hakikati, ne de kimsenin hukukunu  gasbetmeyip, bilâkis hakkın tahakkuna gayret ve muvaffak olmuş kahramanlar kahramanı, allâmeler allâmesi bahtiyar bir mürşiddir.

Demek Risale-i Nur’a işaret; bu asrın dehşetinden dolayı olsa gerek külliyet içinde hususiyet kesbeder. Zira Risale-i Nur ahirzamanın eşhası mühimmesindendir. 

Önceki âyetlerden de; Nur Sûresi ve âyetine ilâveten “ölü iken imanla diriltip Nur’a kavuşturduğumuz kimse” işaretiyle, “iman ile diriltip Nur’a kavuşturduk ve halk içinde o Nur ile doğru yola yürüttük” (Enam 122) âyeti de bu âyet gibi “Karanlıklar içinde size bir Nur ihsan edeceğim ki, o Nur ile doğru yolu bulup onda gidesiniz” (Hadid 28) âyetlerinin ebced ve cifirleri aynı meseleyi gösterir. Bir de bu asrın o karanlık dönem olduğu, Ebu Huzeyfe hadisinde de, açıkça belirtilip,  o zamanda kurtuluş için bir cemaatten bahsedilir. Yine “Onlar Allah’ın (cc) nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler, fakat Allah nurunu tamamlayacaktır, kâfirler isterse hoşlanmasınlar” (Saf Sûresi: 8) de aynı tarihlere işaret etmektedirler. Bu âyet-i kerimeler; aynı noktaya hem lâfız, hem mana, hem ima, hem işaret ve hem riyazet olarak parmak basarsa bu nasıl tesadüf olabilir? 

Bir de bu önemli ve hayatî hadiseye şuradan da, bakmak gerekmez mi? Yine o tarihlerde İngiliz müstemlekât nazırı Gladstone’nin İngiliz parlamentosunda yaptığı konuşmada: “Bu Kur’ân İslâmların elinde bulundukça biz onlara hâkim olamayız. Ne yapıp yapmalılıyız bu Kur’ân’ı onların elinden almalıyız, yahut Müslümanları Kur’ân’dan soğutmalıyız” sözüne karşı Bediüzzamanın da; “Kur’ân’ın sönmez ve söndürülmez mânevî bir güneş olduğunu ben bütün dünyaya isbat edeceğim ve göstereceğim” diye meydana çıkmıştır. Daha sonra birilerinin Gladstone’den emir almışcasına, Kur’ân-ı Kerîm’i yasaklayıp yerine Türkçe tercümesinin konulmasını istediği ve bizzat Bediüzzaman’ın da, Kur’ân-ı Kerîm’in tevafuk mu’cizesini levh’i mahfuzdan ve kırk cihetten mu’cizeliğini keşfedip mu’cizeleri isbat etmiştir. “Bu kitabın yerine hangi beşer sözünü koyacaksınız?” diye meydan okuyup, “Kardeşlerim küfrün belini kırdım çatırtısını dahi duydum” dediği bir vakıa iken “kuru yaş her şeyi ihtiva eden bir kitab da böyle bir müjdenin yer almaması düşünülebilir mi? 

Bediüzzaman’ın öyle bir fesadı bozması işaret ve beşereti hak etmez mi? Ehli iman ve vicdan olarak hükmedilsin.

Kur’ân-ı Kerîm yasak edilip meali namazda okutulmak üzereyken, Bediüzzaman’ın Tevafuklu Kur’ân-ı Kerîm’le onlara meydan okuduğu meselesi ve Kur’ân’ın Türkçesinden vazgeçilmesi olmasaydı, Allah korusun bugün bile devam etme ihtimali vardı. 

Böyle bir felâketi önleyen bir zata bu kadar itham reva mıdır?

Bunca harika hadiseler Bediüzzaman’ın bu işâret ve beşâretleri hak ettiğini göstermez mi?

Okunma Sayısı: 903
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ugur

    14.12.2019 01:44:52

    Muhterem Semseddin bey abi , Allah razi olsun gayretlerinize cevvaliyetinize kuvvet versin. Cok istifade ettik .

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı