"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ailede miras çatlağı

Süleyman KÖSMENE
26 Temmuz 2021, Pazartesi
Prof. Dr. Ekrem Manisalı, Kenan Bal ve İzmir’den Ufuk rumuzlu okuyucumuz: “Son yıllarda nerede ise her ailede miras veya mal paylaşımı yüzünden kırgınlıklar olmaktadır. Anne babalar hayattayken mal paylaşımını nasıl ve hangi oranda yapmalıdır? Öldükten sonra nasıl yapılmalıdır?”

Evin Geçiminden Erkek Sorumludur

Babanın, ölmeden kendi eliyle verdikleri hediye veya bağış kabilindendir. Bununla beraber, bunda da adalet gözetilmelidir. 

Miras konusunda ise Kur’ân çok net sınırlar çizmiştir. Ancak miras, baba öldüğünde devreye giriyor. Baba öldüğünde artık iş babadan çıkıyor. İlâhî adalet ipleri eline alıyor. Kime ne kadar verileceğini oranlarıyla belirliyor. 

Medenî hukuk eşe ve çocuklara eşit pay veriyor. Fakat eşin de çocukların da yükümlülükleri ve sorumlulukları farklıdır. Eşit pay görünüşte adaletli bir dağılım gibi gözükürken, sorumlulukların ve yükümlülüklerin ağırlığı ve dağılımı dikkate alındığında haksızlıklara yol açıyor.

Kur’ân’ın adaleti ise hayatın içinden gelmiştir, hayat şartlarına uygundur. 

Şöyle ki: Kur’ân kocası ölmüş ve çocuğu olan eşe sekizde bir veriyor. Çocuklardan kıza da, erkek kardeşine verdiğinin yarısını veriyor. Böylece erkek kardeş, kız kardeşin aldığının iki katını almakla sorumluluğuna ve yükümlülüğüne uygun bir pay almış oluyor. 

Şöyle ki: Erkek evli ise eş ve çocuklarının geçimi tamamen kendi üstünedir. Kadının bu manada sorumluluğu yoktur. Günümüzde her ne kadar “hayat müşterektir” denilerek kadına da bütçeye katkı yapma sorumluluğu verilmekte ise de, İslâmiyet’te kadın buna mecbur edilemez. Evin geçimi bütünüyle erkeğin üzerinedir. Kadını da emanetine alan erkektir ve her ihtiyacını karşılamakla yükümlüdür.        

Kadının Özlük Hakkı

Kur’ân kadına mirastan pay ayırmak ve bunu farz kılmak suretiyle kadının özlük hakkını kesinlikle korumuştur. Kur’ân nafakasını temin eden hiç kimsesi olmaması durumuna göre /en kötü duruma göre/ kadını koruyup kollamıştır.  

Babası, oğlu, erkek kardeşi veya kocası olan kadının nafaka yükümlülüğü öncelikle ve sırayla bu erkeklerden birinin üzerindedir. 

Fakat her halükârda bu erkek sınıflarından hiçbirisi de yok ise, kadın yapayalnız kalmışsa, Kur’ân’ın verdiği bu paylarla, kimseye muhtaç olmadan geçimini kendisi sağlar. Kur’ân’ın verdiği bu payları kara gün için saklayabilir. Veya dilerse dilediği gibi harcayabilir.   

Bu sebepledir ki:

a) Medenî hukuk evlâdın malından annesine pay vermediği halde, Kur’ân altıda bir veriyor. 1 

b) Kur’ân kocası ölen kadına çocukları da varsa sekizde bir veriyor. 2 

c) Kur’ân babası ölen kadına, erkek kardeşi varsa, erkek kardeşinin aldığının yarsını veriyor. 3  

Ceketi Doğru İliklersek

Ceketi baştan doğru iliklersek burada adaletsizlik görmeyiz. 

Annesi sekizde bir, kız kardeş kendi aldığının yarısını almış olmakla beraber, annesinin de, kız kardeşinin de –ihtiyaç olduğunda- geçimleri erkeğin üstünedir. 

Bu paylar ise onların şahsî haklarıdır. Annesi ve kız kardeşi bu payları aile bütçesine dâhil etmekle yükümlü değillerdir. Harcamadıklarında, erkek bu harcamaları kendi bütçesinden yapmakla yükümlüdür. Erkek aile bütçesini üstlenmekle yükümlüdür. 

Kız kardeş evlendiği zaman, aile yükünü kocası yüklenir. Kız bu yükü taşımaz.  

Öte yandan kız yarısını kardeşinden almıştır, yarısını da kocasından alır; kendi hakkı 2’ye çıkar, kocasının hakkı ise bire düşer. Kocası bu bir hakla aile bütçesi oluşturmaktan sorumludur.  Kendisi bu iki hakla hiçbir bütçeye katılmaktan sorumlu değildir. 4 

Günümüzde anne ve babaya karşı erkeğin hürmeti ve itaati kıza göre genellikle daha fazla bozulmuştur. Kızlar ise başka cihette kusurları olmakla beraber, şefkat cihetiyle erkek kardeşine nazaran, anne ve babaya daha fazla hürmet ve itaat gösteriyorlar. Bu sebepledir ki, bu zamanda kader erkeği kız kardeşinin iki katı miras almaktan mahrum etmiştir. 5   

Fakat bu kaderî cezayı kader uygularsa adalet olur; biz her erkeğe uygularsak zulüm olur. Dolayısıyla, Müslüman hassasiyeti bulunan ailelerin miras paylaşımında Kur’ân’ın oranlarını esas almaları kendilerini kul hakkından koruyacaktır.   

Dipnotlar:

1- Nisa Sûresi: 11. 2- Nisa Sûresi: 12. 3- Nisa Sûresi: 11. 4- Mektubat, s. 52. 5- Kastamonu Lâhikası, s. 274.

Okunma Sayısı: 2014
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • İsmail Atak Cebecili

    26.7.2021 21:18:57

    Diğer İslam Ülkelerini bilmemekle beraber, Ülkemizde çoğunlukla kız çocuklarının mirastan mahrum edildiğini biliyor ve duyuyoruz. Medeni kanun ise, eşitlik gerekçesiyle, aile içine fitne, çekişme ve kavga sokmaktadır.

  • Halil İbrahim Karahan

    26.7.2021 11:08:30

    Allah razı olsun abi

  • Abdullah

    26.7.2021 00:52:10

    İhtiyaç duyulan bir konu. Allah razı olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı