"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir fedakârlığın sinir uçları

Süleyman KÖSMENE
23 Kasım 2023, Perşembe
Trabzon’dan Mustafa Şahin: Üstad Hazretleri Tarihçe-i Hayat’ta, “Beni, nefsini kurtarmayı düşünen hodgâm bir adam mı zannediyorlar? Ben, cemiyetin imanını kurtarmak yolunda dünyamı da feda ettim, ahiretimi de” diyor. Bu nasıl bir fedakârlıktır?”

Cenneti Dava Edemeyiz

Biz Müslüman olarak dünyada da, âhirette de Allah’ın takdirine teslim oluruz, boyun eğeriz. Allah’ın takdirinden râzı oluruz. Şüphesiz Allah’ın lütfundan, fazlından ve rahmetinden Cenneti umduğumuz gibi, Cehennemden kurtulmayı da isteriz. Bu başka şeydir. Çünkü istemek kul olarak bizim görevimizdir. 

Fakat Cennete girmek için veya Cehennemden kurtulmak için yaşamadığımız gibi, Cenab-ı Allah’tan hiçbir şekilde bu sonuçları hak dava edemeyiz! 

“İnnâ lillah ve innâ ileyhi râciûn” (Biz Allah için varız ve Allah’a döneceğiz.)1 âyetinde de ifâdesini bulduğu gibi biz Allah için varız, Allah için yaşarız, Allah için ölürüz ve Allah’a döneriz. İnançlarımızın ve iyi amellerimizin karşılığında Cennete girmek veya Cehennemden kurtulmak gibi bir karşılık isteyemeyiz!  

Çünkü tüm iyi amellerimiz Allah’ın birer ihsanıdır!  

Din Allah’ın Dini  

Çünkü din Allah’ın dîni. Biz de günahlarımızla, kusurlarımızla, hatâlarımızla Allah’ın kullarıyız. Biz günahımızı görmekle yükümlüyüz. Tövbe etmekle yükümlüyüz. İyi amel yapmakla yükümlüyüz. Fakat tövbemizi ve iyi amelimizi birer gurur heykeli yaparak Allah’tan hak dâvâ etmek gibi bir konumda değiliz. Olsa olsa, üzerimizde şükür borcumuz var. Eksiğimizle, kusurumuzla onu yapmakla meşgulüz.  

İçinde bulunduğumuz doğru din, hak ettiğimiz için elimize verilmiş olmadığı gibi, yarın âhirette bir hak dâvâ içine girelim diye de verilmiş değildir. Bizim yerimizde pekâlâ Allah’ın başka kulları da olabilirdi ve biz burada olacağımıza pekâlâ batıl bir inanç içinde de olabilirdik! Elimizde bulunan doğru inançlar, tamamen Allah’ın lütfu ile bize ihsan edilmiştir. Bundan dolayı kendimizi şanslı görebiliriz –bunun için de şükür borçluyuz-. Fakat bu bizim marifetimiz falan değildir.

Bu Davanın Yükü

Âhireti fedâ etmek, iyi amelimize karşılık, Allah’tan herhangi bir dâvâ peşinde olmamak demektir. “Ben cemiyetin îmân selâmeti yolunda âhiretimi de fedâ ettim. Gözümde ne Cennet sevdâsı var, ne Cehennem korkusu! Cemiyetin, yirmi beş milyon Türk cemiyetinin îmânı nâmına bir Saîd değil, bin Saîd fedâ olsun! Kur’ân’ımız yer yüzünde cemaatsiz kalırsa, Cenneti de istemem. Orası da bana zindan olur. Milletimizin îmânını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmaya râzıyım. Çünkü vücudum yanarken, gönlüm gül gülistan olur.” 2 Sözünden, Saîd Nursî Hazretlerinin, bu dâvâda ne derece fani olduğunu, bu davanın yükünü ne denli omuzunda taşıdığını anlıyoruz. Cenneti istemediğini değil!

Bu davada Cennet için hareket etmek yok, Allah rızası için adım atmak vardır. Allah’a karşı hak dava etmek yok, Allah’a şükretmek vardır. Naz etmek yok, Rab olarak Allah’tan razı olmak vardır! 

Hiç şüphesiz dua, bizim kul olarak istek ve ihtiyaçlarımızı dile getirmemiz demektir ki, Cenab-ı Hak buna izin vermiştir. Buna ihtiyacımız da vardır. Fakat duamızı bir naz ve tahakküm aracı yapmamıza izin yoktur. Kötülüklerimizi ve günahlarımızı nefsimizden; iyiliklerimizi Allah’tan bilmeliyiz.    

Dipnotlar:

1- Bakara Sûresi: 156

2- Tarihçe-i Hayat, s. 543, 544

Okunma Sayısı: 1719
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı