"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mahşerdeki hesaba güvenirsek yanlış yapmayız

Süleyman KÖSMENE
26 Eylül 2019, Perşembe

GIYBETE FETVA MI ARIYORUZ?  

İstanbul’dan Ergin Boz: “Farz edelim ki Bir arkadaş bile bile hakkımı yedi, iade etmiyor ve helâlleşmiyor. Ben de bu arkadaşın gıybetini yapsam mahşerde haklarımız takas olur mu? Ben bu gıybetin mesuliyetinden kurtulur muyum?”

Dünyada ödenmeyen, helâllik de alınmayan hak ihlâli mahşere kalır. İhlâl eden kişiyi mahşerde dünyaya göre daha zor bir ödemeye tabi kılar. Çünkü dünyada ödediğinde veya helâllik aldığında, barışı, hakkı, Allah korkusunu ve mahşerdeki hesabı önemsediği için sevap da kazanacaktır. Mahşere kalması durumunda ise pırlanta sevaplardan mahrum kalmakla beraber, elindeki sevaptan harcayacaktır. Bu ise ebedî hayat için tam bir handikaptır.

Gıybet gibi bir günah hiçbir şey kazandırmamakla beraber, elindekini de zayi etmeye sebeptir. Gıybet sadece nefsin hoşuna gider. Akl-ı selimin, vicdanın, dinin, Hz. Peygamberin (asm), Allah’ın hoşuna gitmez. Madem bile bile hakkınız yendi, hukukunuz çiğnendi. Ve muhatabınız bundan dolayı tövbe ve nedamet içinde değil, ödemiyor ve helâlleşmiyor. Ya o bu meselenin kendi hakkı olduğuna inanıyor, ya da sizin hakkınız olduğunu teslim ettiği halde aymaz bir tutum içindedir. 

Eğer ikincisi ise, sizin için iki yol gözüküyor:

1) İşi hakem kişilere veya mahkemeye taşımak, ispatlamak ve hakkınızı almaya çalışmak.

2) Bu yol ile de alamıyorsanız işi ahirete bırakmaktır. Kavga yapmak değildir. Ahirette her haklıya hakkı verilecektir. Boynuzsuz koyunun hakkının boynuzlu koyundan alınacağı bir hak ve hukuk gününe güvenmek ve meseleyi gıybet konusu yapmaktan uzak durmaktır.

Artık bundan sonra gıybet gibi zehirli bir zevk bizden götürecektir. Bize bir katkısı ve getirisi olmayacaktır. Gıybete meydan vermeyip unuttuğumuzda ve mahşerin hukukuna güvendiğimizde ise kazanan biz olacağız. Gıybetin, ateşin odunu yediği gibi salih amellerden ve mahşere dönük hukuktan yediğini unutmamak gerekir.

CİNLER DE ALLAH’IN KULUDURLAR  

Karşıyaka’dan Ahmet Tunay: “Cin ve ruh çağırma, cincilik meseleleri nedir? Caiz midir?”

Ruh çağırma gerçek dışıdır. Ölmüş insanların ruhları çağırma tekniği ile gelmez.

Cin çağırma ise batıl ve günah bir oyuncaktır. Eşref-i mahlûkat olan insanın tevessül etmeyeceği bir seviyesizliktir.

Cinler de bizim gibi Allah’ın kuludurlar. Yaptıklarından sorumludurlar. Bizim gibi mahşere gidecekler ve mahşerde hukuk ve hesap onların da başlarını döndürecektir. Günahkârları vardır, muttakileri vardır. Bazı yöntemlerle cinlerle temas kurmak mümkün olsa da, ciddî bir mesele olmadıkça, oyun ve eğlence için cin çağırmak ve cinlerle eğlenmek caiz değildir. Aynı zamanda tehlikelidir. Cinler eğlenceye alet olduklarında haklı olarak kızarlar ve insana zarar verirler.

Arı kendisinin oyun ve eğlence yapılmasına izin vermez. Yuvasına çomak soktuğunuzda kızar ve saldırır. Kızmaya ve saldırmaya hakkı da vardır. İş mahşere gelse insana karşı arı kazançlı çıkar. Cinler de öyledir. İbadullahtırlar. Eğlence konusu yapıldıklarında kızmakta haklıdırlar ve insana zarar vermekte kendilerini haklı görürler.

Cinler gaybı bilmezler ve gayptan haber alamazlar. Gaybtan haber almak veya büyü yapmak için cinleri kullanmak insanın haddini aştığı noktalardandır, tevhid inancına zıttır, şirktir, büyük günahlardandır. Ancak bazı hastalıkların tedavisinde cinlerden istifade etmek ise işin ciddiyetine gölge düşürmemek şartıyla işin ehli ve erbabınca mümkündür. Bunda dinen bir sakınca yoktur.

AYNI EVİN ODALARINDA KAMET GETİRMEK  

İstanbul’dan Ergin Boz: “Aynı evin içinde, bir başka odasında kamet getirilmişse farklı odada aynı namaz için tekrar getirilmeli mi? Farklı mekân sayılır mı?”

Farz namaz için kamet getirmek sünnettir. Evin bir odasında getirilen kamet diğer odadan da duyulmuşsa, orada kılınan namaz için de sünnet yerine getirilmiş olur. Duyulmamışsa kamet getirmek daha efdaldir.

Okunma Sayısı: 1607
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı