Mahallemizdeki cami, Cuma günleri kurulan pazar yolu üzerinde bulunuyor. Dolayısı ile Cuma namazına gitmek için yola çıktığımızda mecburen “pazar” tezgâhlarının arasında geçerek camiye ulaşabiliyoruz.
Bu vesile ile ekseriyetle pazar tezgâhlarına yansıyan “bereket”in fotoğraflarını çekerek “Cuma pazarında bugün” notuyla sosyal medya hesaplarından paylaşıyoruz.
Tabiî ki tezgâhlara yansıyan fiyatlar her hafta değişiyor. Bu paylaşımlar uzun dönem için fiyatların nasıl bir seyir izlediğini görmeye de yarıyor. Çarşı pazardaki fiyatların ölçüsüz ve insafsız bir şekilde arttığının herkes farkında. Ne hikmetse kabahat çoğunlukla pazarcılara ya da ‘aracı kurumlar’a yükleniyor. Asıl kabahat kimde olursa olsun vatandaş mevcut tablodan memnun değil. “Yerli malı yurdum malı” sebze ve meyvelerin bu kadar pahalı olması izah edilebilir mi? Mesela, dünyanın bir yanından ithal edilen bir meyve, nasıl olur da Antalya’da üretilip İstanbul’a nakledin bir meyveden ucuz olabilir?
Elbette pazarların da, pazarcıların da dertleri vardır. Bu durumdan pazarcılar da memnun değil. Sabahın köründe ‘hal’e gidip yağmur çamur demeden tezgâh açmak ve zor şartlar altında çalışmak elbette kolay değil. Fakat esas sıkıntı, bazı pazarcıların “tartıda hile” yapmalarıdır ki bunun ne izahı ne de mizahı olabilir.
Hatırlarsınız, geçen aylarda bir pazarcı ‘tartıda hile’ yapmış ve ifşa olunca da her halde pazarcılığı bırakmak mecburiyetinde kalmıştı. Kaydedilen videoya göre vatandaşın tezgâhtan seçtiği ‘sağlam’ ürünler, tartı esnasında el çabukluğu ile ‘çürük’lerle değiştirmişti. Bu video çokça izlenince ilgili belediye meseleyi ele almış ve para cezası ve ‘tezgâh kapatma’ cezası vermişti. Sonraki günlerde ise ceza alan pazarcının bir daha tezgâh açmadığı tahmin ediliyor.
Bu gibi meseleler ‘şehir efsanesi’ gibi yayılmış olsa da benzer hadiseler çoğumuzun başına gelmiş olabilir. Geçen gün bir tezgâhtan ‘elma’ seçtim ve tartması için pazarcıya uzattım. Pazarcı elmaları tarttı, ama öyle bir tezgâh ayarlaması yapmış ki ne tartıyı ne de tartılan ürünü görmek mümkün değil. Eve gelip de poşeti açtığımda bazı elmaların ‘çürük’ olduğun gördüm. “Yahu ben bu elmaları seçmiş olamam” dedim ve pazarcının tartı esnasında hile yaptığı kanaati hasıl oldu.
Tabiî ki bir hafta sonra pazarın kurulduğu gün aynı tezgâha gittim ve bu defa tezgahta bir ürün için ucuz bir fiyat yazılmış olduğunu fark ettim. Dikkatlice bakınca, yazılan rakamın ‘yarım kilo’ için geçerli olduğunu anladım. Elbette bütün pazarcıları itham etmek doğru değil, ama bazı pazarcılar bu ‘hile’ye çokça müracaat ediyorlar. Kilo fiyatı yazmaları icap ederken, “yarım kilo”nun fiyatını yazıyorlar ve dolaylı olarak insanları yanıltmış oluyorlar. Konuştuğum pazarcıya bunu uygun lisan ile ifade ettim ve “Üç kuruş para kazanmak için lütfen böyle şeylere tenezzül etmeyin” dedim. “Haklısın abi” dedi ama daha sonra gördük ki aynı yanlış devam ediyor.
En çok yapılan hilelerden biri de pörsümüş meyveler için düşük fiyat yazıp, sağlam meyve alanlardan “Bunun fiyatı farklı, ucuz olan ezik meyveler” demeleri.
Tekrarlayalım: İşini doğru yapanlar ve hassas tartanlar müstesna. Ama üç kuruş fazla para için tartıda hileye müracaat eden pazarcılar da var. Ve onlar kazanmıyor, aksine çok büyük kaybediyorlar...