"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Münazarat'tan günümüze ışık tutan dersler (1) - Cehalet sadece bilmemek değildir

Muhammed Yusuf Akbaş
30 Mart 2026, Pazartesi
"Azametli, bahtsız bir kıtanın; şanlı, talihsiz bir devletin; değerli, sahipsiz bir kavmin reçetesi, ittihad-ı İslam'dır." (Münazarat)

Bediüzzaman Said Nursî, Münazarat’ta cehaleti tarif ederken meseleyi derinleştirir. Cehalet, sadece okumamış olmak değildir. Cehalet; yanlış bildiğini doğru zannetmektir. Daha da ötesi, başkasının aklıyla düşünmeye razı olmaktır.

Bugün diploması olan, ama iradesi olmayan bir kalabalıkla karşı karşıyayız. Her söylenene inanan, her güçlüye haklı diyen bir ruh hâli… İşte Münazarat’ın teşhis ettiği cehalet tam olarak budur.

Bediüzzaman, cehaletin istibdadı doğurduğunu, istibdadın da cehaleti beslediğini söyler. Bu yüzden baskı arttıkça akıl küçülür, korku arttıkça muhakeme kaybolur. Hürriyet ise bu zinciri kıran anahtardır.

Ancak hürriyet; bağırmak, yıkmak, sorumsuzluk değildir. Hürriyet, hakkını ararken başkasının hakkını çiğnememektir. Hukukla kayıtlı, ahlâkla derinleşmiş bir serbestiyettir.

Bugün de Türkiye’nin en temel ihtiyacı, bu “birlikte düşünme” ruhudur. Farklı seslerin susturulduğu, tek tip düşüncenin dayatıldığı bir ortamda Münazarat, çoğulcu, katılımcı ve müzakereci bir siyasetin nasıl mümkün olabileceğini gösteriyor. Hakikat, hürriyetin kanatlarında nefes alır. Hakikate ulaşmanın yolu, diyalogdan ve özgür düşünceden geçer.

Bugün hâlâ “Neden ilerleyemiyoruz?” diye soruyorsak, Münazarat’ın cevabı nettir: 

Cehaleti yenmeden, istibdadı bitiremeyiz. İstibdadı bitirmeden de hürriyete ulaşamayız.

İnsan, aklını kimseye teslim etmemelidir. Çünkü aklını kiraya veren, iradesini de kaybeder.

Şûra olmayan yerde sorumluluk da olmaz

Münazarat, adından başlayarak bir ders verir: Hakikat, dayatmayla değil müzakereyle ortaya çıkar. Bediüzzaman’ın karşısındakilerle konuşma biçimi bile başlı başına bir şûrâ dersi gibidir.

Münazarat’ın temel kavramlarından biri olan “meşrutiyet-i meşrua,” şeriata uygun meşrutî yönetimi ifade eder. Bu, keyfî yönetimi reddeden, hukukun üstünlüğünü esas alan, şeffaf, hesap verebilir ve katılımcı bir siyaset modelidir. Nursî’ye göre, istibdat (baskıcı yönetim), Müslüman dünyanın geri kalmasının temel sebebdir. Çözüm ise meşrutiyetin ikamesidir.

Bugün Türkiye’nin demokrasi serüveninde de benzer tartışmalar yaşanıyor. Hukukun üstünlüğü, şeffaflık, hesap verebilirlik ve çoğulcu katılım, sağlıklı bir siyasî sistemin olmazsa olmazlarıdır. Said Nursî’nin Münazarat’ta ortaya koyduğu “meşrutiyet-i meşrua” vizyonu, bugünün Türkiye’sine de ışık tutuyor: Siyaset, dayatma ve baskı üzerine değil, diyalog, uzlaşma ve hukuk üzerine inşa edilmelidir.

Tek kişinin aklıyla alınan kararlar, ilk anda güçlü görünür; ama uzun vadede hem yanlışa, hem zulme kapı aralar. Çünkü insan yanılabilir, ama istişare yanılgıyı azaltır. Bugün pek çok yapıda şûrâ var gibi görünüyor. Toplantılar yapılıyor, tutanaklar tutuluyor. Fakat kararlar çoktan verilmiş oluyor. Şûrâ, şekle; istişare, formaliteye dönüşüyor.

Bediüzzaman’ın itirazı tam da buradadır. Şûrâ; sonradan onay almak için değil, önceden vicdanı rahatlatmak içindir. Şûrâ olmayan yerde sorumluluk da olmaz. Çünkü yanlışın bedelini kimse üstlenmez. Herkes suçu başkasına atar. Oysa istişareyle alınan kararda hem bereket olur, hem de adalet. Şûrânın olmadığı yerde sorumluluk da buharlaşır. Çünkü yanlış olduğunda herkes susar, kimse sahiplenmez. “Ben demiştim” diyen çok olur, ama “Ben yaptım” diyen çıkmaz. Böyle bir zeminde ne adalet gelişir, ne de güven.

Münazarat, bize şunu hatırlatır: Adalet, tek aklın değil; ortak vicdanın ürünüdür.

Okunma Sayısı: 171
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı