"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ümmetin birliği ne zaman?

Süleyman KÖSMENE
07 Temmuz 2021, Çarşamba
Rafet Özcan Yahyalı: “Ümmetim dalâlet üzere ittifak etmez, yanlışta birleşmez” 1 ve, “Ümmetimin güzel gördüğü Allah katında da güzeldir” 2 hadis-i şeriflerini gösterip, ümmetin siyasette bir partiyi çoğunluk olarak iktidara getirmesini buna göre yorumlayan bakış tarzı nasıl değerlendirilmeli?”

Siyaset Beşerîdir

Din ayrı, siyasi tercih ayrıdır. Semavi bir din, yerdeki siyasi mülahazalara yön verir; ama tabi olmaz. Bediüzzaman (ra) der ki: “İslamiyet güneşi yerdeki ışıklara alet ve tabi olmaz. Ve alet yapmak yerdeki İslamiyet’in kıymetini tenzil etmektir. Büyük bir cinayettir.”3 

Ümmet fertlerinin farklı siyasî tercihleri olabilir. Farklılık zenginliktir. Bunu tefrika konusu saymak yanlıştır. Çözüm tek yönlü olmaz. Siyasi tercih tek yönlü olursa ümmet bundan fayda görmez, zarar görür. Bu hürriyeti selbeder, istibdadı getirir.    

Siyaset beşerîdir. Hatadan masum değildir. La yüs’el, yani sorumsuz da değildir. Ama İslâmiyet güneşi hatasızdır. Kusursuzdur. Dolayısıyla dine inanır gibi siyasî tercihe inanılmaz. İnsan koyun değildir. İnsan akıl sahibidir ve akıl her zaman edebi çerçevesinde sorgular. Dini bile sorgulayan akıl eğer siyasî tercihini sorgulamazsa, söz konusu siyasî mülâhazanın bütün zulmüne, bütün yanlışına şerik olmuş olur.

Üstad Hazretleri, Ehl-i Beytin hilâfete daha fazla liyakati bulunduğu halde, İslâm tarihinde hilâfetin neden Ehl-i Beytte devam etmediğini açıklarken, “saltanat-ı dünyeviye aldatıcıdır” der. Âl-i Beytin İslâm hakikatlerini ve Kur’ân ahkâmını muhafazaya memur olduklarını, hilâfet ve saltanata geçenin ise nebi gibi masum yahut en azından züht sahibi olması gerektiğini, aksi takdirde aldanacağını ifade eder. 4 Siyasî tarafgirliği dine tercih etmek ise bu aldanışa su taşıyan bir değirmen gibidir. Sahibini ve inancını yutar.      

 İslâm Ümmeti Sınıfı Geçti

“Ümmetim dalâlet üzere ittifak etmez, yanlışta birleşmez”; “Ümmetimin güzel gördüğü Allah katında da güzeldir” gibi hadislerin yüksek manalarını siyasî tercihlere sıkıştırmak hem siyaseti içinden çıkılmaz bir tabu haline sokar. Hem hadisleri dar bir alana hapseder. Böyle yorumlar hadislere cinayet olduğu gibi, siyasî tercihlere de haksızlıktır.  

Hangi dâvâ olursa olsun, temsil bakımından siyaseti yeterli gördüğü anda değer kaybeder. Hele bu siyasî tercih iktidar olursa, iktidarın sunduğu nimetlerle iktidar edenler korkunç bir imtihanda cebelleşirken, tercih sahipleri onları denetleyemediği zaman dâvâ adına ortaya sadece hayal kırıklığı çıkar. Ortada ne ümmet kalır, ne feraset, ne dirayet, ne metanet, ne fetanet!   

Söz konusu hadisler ilmî, itikadî ve amelî meselelerde ümmete istikamet çizer, ümmetin istikamette kalacağını müjdeler. Nitekim İslâm ümmetinin kahir ekseriyetinin itikatta ehl-i tevhid, amelde ehl-i sünnet olması ümmetin dalâlette birleşmediğinin açık ifadesidir.   

Oysa eski ümmetlere baktığımızda dalâlette birleşme örneklerini çok fazla görürüz.  Hazret-i Nuh’un (as), Hazret-i İdris’in (as), Hazret-i Salih’in (as); Hazret-i Yunus’un (as) ümmetleri, kendilerinden sonra kahir ekseriyetle putperestliğe düştüler. Hazret-i İsa’nın (as) ümmeti ekseriyetle teslis inancına kaydı. Hazret-i Musa’nın (as) ümmeti Tevrat’ı keyfince yorumladı ve bu gün ateş, ölüm ve zulüm kusuyor. 

Ama Hazret-i Muhammed’in (asm) ümmeti amel bakımından günahkâr olsa da, itikat bakımından istikamette kaldı. Dolayısıyla sınıfı geçti. 

Siyaset Birliği Lâzımdır, Ama

Evet, siyaset birliği ümmete lâzımdır. Fakat bu makam münhal kalmışsa, henüz şartlar olgunlaşmadığındandır. Ümmette iman ve Kur’ân hizmeti yeterli bir doyumluluk kazanmadıkça, siyasette birlik oluşturma çabasında muvaffakiyetin olmaması kaderin fetvası gereğidir.

Ümmet olarak bu konuda daha atacağımız adımlar olduğunu gösteriyor. Duâ edelim, ümmet olarak tökezlemeyelim. Biz iman ve Kur’ân hizmetinde yeterli bir çıtaya ulaştığımızda, siyasette birlik de dâhil daha nice siyasî ve içtimaî nimeti Allah’ın rahmetinden inşallah bekleyebiliriz.   

Dipnotlar:

1- Tirmizi, Fiten, 7-8. 2- Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1: 379. 3- Tarihçe-i Hayat, s. 107. 4- Mektubat, s. 123.

Okunma Sayısı: 985
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali

    7.7.2021 14:20:34

    "İcmâ-ı ümmet, şeriatta bir delil-i yakînîdir. Rey-i cumhur, şeriatta bir esastır. Meyelân-ı âmme şeriatta mûteber ve muhteremdir." Münazarat. İcmaı ümmet, sevadı azam/ çoğunluk şeriatta gözle görülür bir delildir. Halkın oyları; şeriatta bir esastır.Bsaidnursi

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı