"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Üniversitelerde ‘Mış Gibi’ tiyatrosu - YÖK’ün denetimsizliğinin ‘kadro turizmine’ katkıları

Süreyya YILMAZ
10 Ocak 2023, Salı 01:39
Vicdanlı, liyakete ve emeğe önem verip saygı duyan akademisyenlerin ve yöneticilerin de olduğunu umut ederek yaşananları yazmak istedim… Bu düzen böyle devam etmez, edemez, etmemeli…

YORUM - SÜREYYA YILMAZ

Milyonlarca işsiz üniversite mezunu bir yandan asgari ücretle de olsa yapabilecekleri bir iş ararken, diğer yandan bulabildikleri, şartlarına uygun ilanlara başvuru yapmak için mücadele ediyor. Her gün yeniden açılan ilan sayfasında, şartlarına uygun ilanları taramaya çalışan gençler gördükleri ufacık umut ışığı saçan ilanı büyük bir heyecanla okumaya koyulup, istenen belgeleri toparlamanın derdine düşüyor. Bu ilanlar akademik ilanlar… Üniversitelerin yayınladıkları akademik kadro ilanları. Büyük bir çaba harcayarak ince hesaplamalarla oluşturulan ‘özel şartlar’ belirtilerek yayınlanan ilanlar… İlana baktığın zaman ‘ama bu kadar da olmaz ki! Bari alacağınız kişinin adını da yazsaydınız” dediğiniz özel şartlı ilanlar… Gelin görün ki gelinen aşamada bu şekilde açılan ilanlar birçok kişi için daha ‘dürüst’ daha ‘etik’… Çünkü daha beterleri var… 

İlanda özel şartlar ayrıntılı şekilde belirtildiğinde en azından o kadroya bakarken “bu kadronun sahibi belli” çıkarımı yapıp, diğer masraflara girmiyorsunuz. YÖK’ün, rektörlerin, koca koca profesörlerin, akademisyenlerin ‘mış gibi’ yaptığı rezalet bununla da bitmiyor. Ortak ilan sayfasından yayınlanan kadro ilanları kamuoyu tarafından takip edildiği için o ‘özel şartlar’ı o kadar da açık yazmayalım belli olmasın diyen, aklı cin gibi çalışan ‘akademisyenler’ yaptıkları haksızlıkları katmerleyen, binlerce gencin emeği ve umuduyla oynayan yeni bir yola yöneliyor. Özel şartların daha genel yazıldığı kadro ilanları… Bu ilanı gören ve şartları tutan, akademik bilgisine güvenen genç “bu sefer olacak, bak bu genel kadroya benziyor, sınavda iyi yaparsam kazanırım” gibi gerçek dünyada karşılığı olmayan sanal bir umuda kapılıyor ve düşüyor yollara…

Evet, işte kadro turizmine katkılar da bu aşamada başlıyor… Öncelikle büyük ihtimalle zaten işsiz olan ve bir umut bu kadroya girebilir miyim diye elinde avucunda olan parasını çıktı almaya, belge toplamaya ve kadroda belirtilen şekilde evraklarını kargolamaya (-ki bu paralar çok küçük miktarlar olsa da işsiz bir insan için en az bir hafta geçindiği paradır) ayıran genç, bu aşamadan sonra ilan açılan şehre giden otobüs ya da uçak biletlerinin parasını denkleştirmeye başlar. Bu süreç 15 ila 30 gün arasındadır… Listeler açıklanır, sınava katılmaya hak kazanmışsınızdır. Bazen ilk sıradasınız, bazen ikinci, bazen de üç… ALES, YDS/YÖKDİL puanlarınız oldukça iyidir, okul ortalamanız yüksektir hatta dereceyle mezun olmuşsunuzdur… Ohooo bütün şartlar süper, sınavda da zaten bildiğin şeyler çıkar, çalışırsın da çünkü bu senin için büyük bir fırsattır ve kaçırmamalısın! Seni almayacaklar da kimi alacaklar?

Büyük umutlar

İşte bu yalancı bahar, bu umut haliyle hiç bilmediğin bir şehre seyahatin başlar. Kalacak yer de ayarlaman gerekli, bu da başka bir masraf… Öğretmen evi, konuk evi, misafirhane, küçük oteller… Bütün ucuza kalabileceğin yerleri düşünürsün. Boş bir otel bulursan çok şanslısın… İşte binbir umutla bir kadro için çıktığın seyahat, kaygılar, maddi sıkıntılar, sınav stresi ve büyük umutlarla birlikte yol alır. 

Sınav günü (o büyük gün) gelip çatmıştır. ‘Mış Gibi’ tiyatrosuna katılan tüm taraflar oyunlarını büyük bir disiplin ve hassasiyetle oynar. Sorumlu müdür bir an oyunda olduğunu unutup, adaylardan birine ‘Pınar hanım siz şöyle buyurun’ dese de sorun yoktur. Oyun aynen devam eder. Koca koca ünvanlı akademiklerin o anda içlerinden şu geçer mi; “pırıl prıl gençler, biz bunların hakkını nasıl yeriz” bilmem! (Geçse, yapmazlar yapmakta oldukları şeyi… Bir şekilde vicdanlarını susturmayı da başarıyorlar.) Bilim sınavı başlar, büyük bir heyecan ve stres altında sana sorulan ‘pek de bilimsel olmayan’ soruları cevaplamaya çalışırsın. Sınav biter… Sonuç birkaç gün içerisinde açıklanacaktır. Umut dolu bekleyiş işte o ana kadar devam eder… Çok saygın üniversite yönetimi, internet sayfasında açıklar gayet ‘şeffaf olarak’ sınav sonuçlarını… Kalbin güm güm atar, ailen, eşin, arkadaşların çok umutlu, bu kez olacak… 

Önüne çıkan listede ‘Kazandı’, ‘Yedek’, ‘Kazanamadı’, ‘Başarısız’ kelimeleri arasında isminin nereye denk geldiğini bulursun. Yine olmamıştır. Ya kazanamadılar arasında ya da yedektesindir. Zaten hayatta hep yedek kulubesinde değil miydin? Burada da öyle oldu işte… Oldu da şimdi gelelim nasıl olduğuna… Hayatta yedektekilerle asıllar arasında bir mücadele hep vardır ve hep olacaktır. Fakat burada bu asıllara, kazananlara verilen destek oyunun kurallarını bozuyor. Zaten o ‘kazanan’ kişi için açılan kadrolarla, onlarca insanın umutları sömürülüyor. Maddi ve manevi bir külfeti var. Her şeyden önce geleceğe güveni, mesleğine ve bilgisine saygısı kalmıyor. 

Minareyi çalanlar kılıfına da uyduruyor

Nasıl mı oluyor bu işler? O ‘kazananlar’ nasıl mı kaznıyor? Bu işin de çok yolu var… Minareyi çalanlar kılıfına da uyduruyor. Ya sorular veriliyor, ya diğer adaylara düşük puanlar veriliyor, ya kağıtlar değişiyor… Bunlar yazılı sınavlarda yapılan koca koca ünvanlı ‘akademisyenlerin’ marifetleri… Bir de tabi sözlü sınavlar var onları varın siz düşünün… 

Bir telefonla, hatır gönül işleriyle, nepotizmle çoğu yerde ihtiyaç bile yokken açılan kadrolar, birileri için kolayca üzerine konulacak makamlarken, birileri için yıllarca verdiği emeğin, hayallerinin, düzgün bir hayat yaşamanın anahtarı… Öfkeleniyorsun, sinirleniyorsun, haksızlığa boyun eğmek istemiyorsun… Ne diyorlar sana biliyor musun? Hocaların, arkadaşların, ailen ve çok bilenler…

-Uğraşma, alınan adayın arkası kuvvetliymiş.

-Dava açarsan diğer alımlarda önüne çıkar.

-Bunlarla baş edemezsin, boşver.

Yine de dinlemezsin, tek güvencen hukuk ve adalettir. Ve oraya başvurmaya karar verirsin. Ama o da o kadar kolay değildir. Harçlar, vergiler, masraflar, vekalet ücreti derken en iyi ihtimalle ilk etapta birileri için küçük senin için büyük bir miktar olan yaklaşık 10 bin TL paraya ihtiyaç vardır. 

YÖK ne yapıyor?

YÖK tarafından denetlenmeyen ya da denetlenmek istenmeyen her kadro ilanının o kadronun muhatapları tarafından böyle bir serencamı bulunuyor. YÖK’ün ve üniversitelerin amacı ‘kadro turizmi’ni canlandırmaksa ona da bir şey diyemeyiz ama bu zorunlu seyahatler hem maddi giderleriyle hem de bu ülkenin liyakatli insanlarının inancını sömürmesiyle insanlar üzerinde hiç de iyi etkiler bırakmıyor. Vicdanlı, liyakete ve emeğe önem verip saygı duyan akademisyenlerin ve yöneticilerin de olduğunu umut ederek yaşananları yazmak istedim… Bu düzen böyle devam etmez, edemez, etmemeli…  

Hakkı yenilen adaylar; evet yine bir kadro seyahatinin sonuna gelmişsindir. Yenileri seni bekler, umudunu kaybetme!

Gençler hep umutlu olsun da, sokakta, üniversitelerde, sosyal medyada, mahkeme salonlarında hatta show programlarının skeçlerinde dile gelen bu hak arama feryatlarını siz ne zaman duyacaksınız? 

Okunma Sayısı: 26739
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı