"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bu dünya bu nizâ’ya değmez

Rüstem GARZANLI
08 Nisan 2026, Çarşamba
Günümüzde en muztarip olduğumuz mesellerden biri de nizâdır.

Ebeveynler çocuklarından, komşu komşusundan, akraba akrabasından, memur amirinden, amir memurundan nizâ devam edegelmektedir. Ferter arasında nizâ devam ettiği gibi devletler – halkından, halk devletinden hatta devletlerarası nizâ devam ediyor.

Kurt ile kuzu bahanesi misali ABD, müttefiklerini koruma adına “İran’ın tehdit oluşturduğunu” İsrail de sözde vaat edilmiş topraklar bahanesiyle İran dahil Orta doğuda bulunan devletlere ABD’in de gücünü arkasına alarak birlikte Filistin, Gaze, Suriye ve İran’da büyük katliamlar yapıyorlar. ABD ile İsrail insanlığa yaptıkları zulüm, baskı ve zorba nizânın en utanç noktasına varmıştır.

Oysa dünya, insanın eline verilmiş geçici bir emanettir. İnsan, çoğu zaman bu emaneti sahiplik zannedip uğruna kırdığı kalpleri, döktüğü kanları, tükettiği ömrü fark edemez hâle geliyor. Yeryüzünde kopan fırtınalara, devletleri sarsan ihtiraslara, sıradan insanların gönlünü yakan küçük hesaplara bakınca insanın dilinden aynı cümle dökülüyor: “Bu dünya bu nizâya değmez.”

İnsanlığın asırlardır bitmeyen çekişmeleri, siyasetlerin gölgesinde büyüyen ihtilaflar, toplumları yoran kavga ve rekabettir. Oysa dünya bir imtihan meydanıdır; sonsuzluk burada değil, ötesindedir. O hâlde bu dünya, uğruna kırılacak kalplere, yıkılacak dostluklara, dökülecek kanlara değmez.

Görüldüğü üzere nizâ: Kavga, çekişme, üstünlük yarışıdır. Zengin fakire, güçlü zayıfa, makam hırslısı hakikate, nefis ise nefse karşı sürekli bir savaş hâlindedir. Oysa bunların hiçbiri insanın mezara girerken yanında götüremeyeceği şeylerden ibarettir.

Bir insan sahip olduğu malları, mevkileri, hatta biriktirdiği öfkeleri bile geride bırakıyor. Dünya ise bir günlüğüne konaklanıp yeniden göçe çıkılan bir han gibidir. Böylesi bir menzilde, kıran kırana süren mücadeleler, gönül yıkmalar, haklar çiğnemeler gerçekten bu kadar kıymetli olabilir mi?

Dünyanın aldatıcı tarafı, fânîliğini unutturmasıdır. İnsan dün ile yarın arasında sıkışıp kalır; fakat yaşadığı an’ın da bir daha geri gelmeyeceğini bilmezden gelir. Hırs, bu unutmanın en büyük sebebidir. Hırs insanı kör eder; kör olduğu için de nizâ kaçınılmaz olur. İnsanlar siyaset için, makam için, ideoloji için, hatta bazen küçük bir gurur için birbirine düşüyor. Oysa hepsi fânîdir. Fânî olanın hatırı için bâkî olan iman, muhabbet ve kardeşlik zedelenemez.

Bediüzzaman’a göre insanların çekişmesinin temel nedeni “nefis ve hubb-u dünya”, yani aşırı dünya sevgisidir. Nefis, kendini merkez yapar; hakikati değil, menfaati ölçü alır. Bu hâl ise barışı değil, çatışmayı doğurur. Barışın yolu, insanın iç âlemini düzeltmesinden geçer. Bu da tevazu, uhuvvet, ihlâs ve tevekkül yani sonucu Allah’a bırakmaktır. Allah, insanı kâinatın özü ve yaratılmışların en şereflisi olarak yaratmıştır. Bir insanın kalbini kırmak, bir dünyayı yıkmak gibidir; bir gönül yapmak ise dünya kadar kıymetlidir. 

Bir söz yüzünden küsmek, bir menfaat uğruna dargın kalmak, bir makam için sevdiğini kırmak hiçbirisi insanın ahiret sermayesinin yanında anlam taşımaz. Çünkü kalp, dünyanın değil, ebediyetin aynasıdır. Bundandır ki “Bu dünya bu nizâya değmez” demişler. Vesselâm….

Okunma Sayısı: 135
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı