"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gerçeğin peşinde olmak

Yasemin GÜLEÇYÜZ
09 Ocak 2019, Çarşamba
Yakınlarda izlediğim kısa metrajlı yıllar önce çekilmiş bir sunumda ünlü mütefekkir Bertrand Russell’e gelecek 1000 yıldaki genç nesiller için iki tavsiye istiyorlar. Şöyle diyor:

‘’Biri entelektüel diğeri ahlâkî iki şey söylemek isterim. Entellektüel açıdan söylemek istediğim şey şudur: Herhangi bir konuyu incelerken ya da felsefesini düşünürken kendine sadece gerçeklerin ne olduğunu ve bu gerçeklerin ne anlama geldiğini  sor. İnanmak istediklerinin ya da inanılsaydı topluma faydalı olacağını düşündüğün şeylerin seni yönlendirmesine izin verme. Sadece gerçeklere bak.

‘’Ahlâkî açıdan söylemek istediğim şey çok basit. Sevgi bilgelik, nefret aptallıktır. Hergün daha fazla karşılıklı bağımlı olan bu Dünya’da birbirimize hoşgörülü olmaya alışmalıyız.’’

Bertrand Russell bir mütefekkir olarak gelecekteki 1000 yılın gençliğine hakperestliği tavsiye ediyor. 

HAK ÜZERİNDE BİRLEŞMEK DERSİ

Hak ve hakikatin arayışında olmak kendimize Dünya ve ahiret hayatında yapacağımız en büyük iyiliklerden biri. Yeis, yalancılık, tarafgirlik, inat, düşmanlık, hırs gibi aklımıza gelebilecek birçok dehşetli manevî rahatsızlıklardan kurtulmanın da tek çaresi. 

Hakperest zatların hayatı bunun sayısız örnekleriyle doludur. Bunlardan biri de Hz. Şa’bi’dir.

Birçok Sahabenin sohbetinde bulunmuş, Tabiin’in büyüklerinden, Hz. Şa’bî’ye (ra) birisi kötü sözler söyler. Bunun üzerine Şa’bî “Hakkımdaki bu sözlerin doğru ise, söylediklerinde haklıysan Allah beni affetsin. Doğru değil de, yalan söylüyorsan, haksızsan Allah seni affetsin” der.

Hz. Şa’bi böylece hak üzerinde birleşmenin, hakka tarafgir olmanın en güzel örneklerinden birini sunar.

HÜLÂSA

Kıldığımız her yatsı namazı akabinde yaptığımız tesbihatta okuduğumuz gibi:

‘’Allah, kimseyi gücünün yetmeyeceği bir şeyle mükellef tutmaz. Kazandığı iyilik kendi lehine, işlediği kötülük de kendi aleyhinedir. Ey mü’minler! Şöyle duâ ediniz: ‘Rabbimiz! Eğer unutursak veya hatâ edersek, bizi mes’ûl tutma! Rabbimiz! Bizden öncekilere onu yüklediğin gibi, bize de ağır bir yük yükleme! Rabbimiz! Kendisine (dayanabilmek için) takatimiz olmayan şeyi de bize yükleme! Hem bizi affeyle! Ve bizi bağışla! Hem bize merhamet buyur! Sen bizim Mevlâmızsın; artık kâfirler topluluğuna karşı bize yardım eyle!’) (Bakara Sûresi, 286) 

Ölümün kardeşi olan uykudan önce bundan daha güzel bir duâ yapılabilir mi?

Okunma Sayısı: 1352
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Zeliha

    9.1.2019 09:35:10

    Hakikate susamış gönüllere bir zerre ferah veren bir yazı. Okurken daha cooook uzun olsaydı günlerce okusaydim dedim.Allah razı olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı