"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Korona günlerinde hasbihal

Yasemin GÜLEÇYÜZ
08 Nisan 2020, Çarşamba

‘’Bu ahirzaman çok çalkalanıyor. Bu fitne-i ahir zaman acip şeyler doğuracağını ihsas ediyor.’’  
(Bediüzzaman Said Nursi, Barla Lâhikası)

Çinliler birbirlerine kızdıklarında ‘’İlginç günler yaşayasın!’’ dermiş. Şimdilerde sadece Çinliler değil, küresel aile olarak ‘’ilginç günler’’ yaşıyoruz. Korona salgını insanlığın yüzüne indirilen okkalı bir te’dip şamarı gibi! 

Çevremde olup bitenleri ve içimden geçenleri ibret nazarıyla tefekkür etmeye çalıştığımda bu İlâhî dersi anladığımızı zannetmiyorum. Anlaşılmayan dersler muhatap anlayana kadar devam eder. Çekemeyeceğimiz yükler verme bize Rabbimiz!

MÜŞTERİ KAÇIRTAN KOKULAR

Küresel bir ahlâksızlık furyası bütün dünya medyasında dizi, müzik, sinema, moda, internet vesilesiyle yayılmaya çalışılıyor. Ahlâksızlık ‘’mutad’’ hâle getirilmeye çalışılıyor. Aile, mahremiyet, hakka tarafgir olmak gibi insanî değerler ‘’daha fazla para’’ uğruna feda ediliyor! 

Dindar- muhafazakâr olduğunu söyleyen medya kanallarında bile fütursuzca sergilenen sahnelere müşteri değiliz, ama kokusu yedi mahalleyi rahatsız ediyor! Basından takip ettiğimiz kadarıyla Arap ve Türkî Cumhuriyetler bile tepkilerini dile getiriyorlar.

Bu tip programlara, dizilere danışmanlık yapan, konuk olan ‘’dost’’ların isimlerini duyduğumuzda nefsimizle birlikte sabah ve akşam karanlığında ‘’Allahım bizi Cehennem ateşinden koru! Ahirzamanın fitnelerinden koru!’’ duâlarına sımsıkı sarılıyoruz. Kim nefsinden emin olabilir ki? İffet timsali Hz. Yusuf (as) ‘’Nefis ancak kötülüğü emreder’’ diyerek Rabbine sığınmadı mı?

ZAYIF NOKTALARDAN AVLANMAK

Küresel şebeke ‘’El Hannas’’ hakka çalışanları aldatarak iş görüyor: ‘’Kiminin hırs-ı intikamını, kiminin hırs-ı cahını, kiminin tamahını, kiminin humkunu, kiminin dinsizliğini, hatta en garibi kiminin de taassubunu işletip siyasetine vasıta yapıyor.’’ (Bediüzzaman Said Nursî, Hutuvat-ı Sitte)

Hepsi bir yana, Risale-i Nur’a muhatap olduğunu söyleyenlerin ahvalinde o hakikatler okunmuyor. ‘’Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar’’ nağmesindeki gibi hak namına olduğu söylenerek gerçekte hak ve hakikat incitiliyor. Oysa ki, Nur’a muhatap olanlar toplum hayatında ‘’nokta-i istinad’’ değil midirler? Hepimizin bir ayağı kabirdeyken Hafız-ı Şirazi’nin dediği gibi ‘’Dünya öyle bir meta değil ki bir nizaa değsin!’’

Bediüzzaman Hazretleri ile ilgili sözlü ve yazılı hatıralarda onun talebelerine Kur’ân’a el bastırarak iman dâvâsına, Nur mesleğine sadık kalacaklarına dair yemin ettirdiğini biliyoruz. Rabbimiz son nefesimizi Nurlar’a sadâkat ve sebat üzere teslim etmeyi hepimize nasip etsin! 

Kardeşlik hukukunu ayaklar altına alan, aramızdaki nuranî bağları tek taraflı kopartan, ihlâs düsturlarını muhafaza etmeyen, kardeşinin kusurlarını sadece ona söylemek ya da örtmek yerine sosyal medya ile her tarafa yayan, Kur’ân’da mü’minlerin vasfı olarak zikredilen istişareyi ve kararlarını beğenmeyip iman hizmetini siyasî parti çalışmaları gibi yönlendirmeye çalışanlardan eyleme bizi Rabbimiz! 

VAR SONUNU SEYREYLE!

Turunçgillerin çekirdeklerini ziraatçi değilseniz kolay ayırt edemezsiniz, birbirine çok benzer. Çekirdeğin hangi turunçgile ait olduğunu anlayabilmek için en kesin metotlardan biri meyve oluşunu takip etmektir. 

Doğru ile yalanın yan yana birbirine karıştığı bu fırtınalı ahir zamanda  kimin ne maksata çalıştığını anlamak için ahvalinin neye hizmet ettiğini, hangi meyveye yönelik olduğunu izlemek gerekir. En başta da kendi nefis muhasebemiz için gereklidir bu. 

Hz. Ömer (ra) ‘’Bir kimseyi tanımak için kıldığı namaza, tuttuğu oruca bakmayınız. Şunları kontrol ediniz: Konuştuğunda doğru söylüyor mu? Kendisine bir şey emanet edildiğinde emanete riayet ediyor mu? İşleriyle meşgul olurken haram helâli gözetiyor mu?’’ diyor.

İnsan tanımanın altın formülünü sunuyor bize.

HÜLÂSA

Manzaralarını dehşetle müşahede ettiğimiz bu âlem-i kevn ü fesatta en güzeli İbrahim Hakkı Hazretleri gibi ‘’Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler’’ deyip, pencerelerden seyredip içlerine girmemek…  

Zulmetle değil, Nurlar’la ve nuranî olanlarla meşgul olmak. 

Başka da çıkar yol yok zaten!

Okunma Sayısı: 2517
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ramazan ÇALIŞAN

    8.4.2020 13:35:35

    Yasemin hanım, Anlaşılmayan dersler muhatap anlayana kadar devam eder.Diyorsunuz.Muhatabın halet-i ruhiyetine bakılırsa,muhatap anlayasaya kadar, hatipte aradan çıkacak gibi görünüyor.İnşallah bu tesbitimizde yanılan biz oluruz.Bu gemide beraberiz.Rabbim hatibe sabır,muhataba basiret versin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı