"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Neden aileler dağılıyor?

Yasemin YAŞAR
23 Şubat 2019, Cumartesi
Bağlılığın ve sorumluluğun aslında en temel noktası iman intisabı dediğimiz inançla temellendirilen bir noktadır. Zira Yaratıcısıyla bağı kopan modern insan, güya sorumluluk ve külfetten kurtulmuş, fakat bütün kâinatın dilencisi konumuna düşmüştür. Aynı yaklaşımla aile bağından kurtulan insan da güya sorumluluk külfetini üzerinden atmış, fakat bir o kadar da kimliksizleşmiş ve dengesizleşmiştir. Aile dengeli olmanın ve dengede kalmanın öğrenildiği merkezdir.

Ferdiliğin artması, sosyal ilişkilerin neredeyse kopma noktasına gelmesi ve kişilerin içine kapanması aile tanımını değiştirmeye, hatta anne ve baba gibi; aileyi, şefkati, temiz duyguları, yuvayı hatırlatacak kelimeler dahi kanunlardan çıkarılmaya başlanmıştır. En son Fransa’da çıkarılan bir kanunda, artık anne ve baba kavramları kullanılmayacak onun yerine ebeveyn 1, ebeveyn 2 gibi kodlar kullanılmaya başlayacak.

Geleneksellikten ve dinden kendini koparmaya çalışan modern insan, ayak bağı olarak gördüğü aile kavramından da kurtulmaya çalışmıştır. Toplumun kontrol mekanizmaları olan geniş aile, mahalle, köy, cemaat kavramları bir bir yok oldukça, daha menfaatçi, ferdi tutum ve tavırlar ortaya çıkmış ve evliliklerdeki dengeyi bu bakış açısı altüst etmiştir.

Evlilikteki dengeleri alt üst eden bir başka etken de modern hayat tasavvuru içerisinde sabır, tahammül, tevekkül gibi geleneksel ve dinî kavramların yer bulamamasıdır.

Bu çerçevelerden bakıldığında Bediüzzaman’ın aile kavramına yüklediği manalar ile adeta günümüz modern algısı veya daha doğru bir ifadeyle mimsiz medeniyet algısı ile darmadağın olan aile mefhumunun, olmazsa olmaz temel dinamiklerini ortaya koyduğunu anlıyoruz.

“Aile hayatı Müslümanın tahassüngâhı, bir nevi Cenneti küçük bir dünyasıdır.” (Lem’alar) veciz ifadesiyle Bediüzzaman, hem ailenin olmazsa olmaz dinamiklerini ve esaslarını ifade eder, hem de bozulmanın ve problemlerin reçetesini sunar.

Modern algı, ailenin önce tahassüngâh olma özelliğini kırmıştır. Zira bu modern algı cinselliği aile dışında, evlilik dışında yaşanması gereken bir deneyim olarak görmektedir. Çünkü bu sorumluluk getirmeyen bir deneyimdir. İşte bu anlayıştır ki bugün tahassüngâh olması gereken, sığınılacak bir kale olması gereken aile kavramının, namus, iffet, haya gibi burç ve surlarını darmadağın etmiş ve ailenin sacayaklarından birisini kırmıştır.

İkinci önemli dinamik ise: “…aile hayatı küçük bir dünyasıdır.” Bağlandığınız ve intisap ettiğiniz varlığa karşı sorumlu olursunuz. Bu bir kaide ve fıtrî bir durumdur. Oysa modern algı bugün sorumluluğu değil, hakları önemseyen bir algı oluşturmaktadır. İşte bu eksik ve yanlış bakış açısı, sorumluluk bilincinin şekillendirilmesi gereken aileyi, eşler arası iletişimi ve çocuk eğitimi vs. gibi sorumluluk isteyen kavramları zayıflatmıştır. Oysa kadim kültürümüzde, aile içinde hem haklar hem sorumluluklar dengede tutulmuştur. Dolayısıyla modern algı sorumluluk kısmını ihmal ettiği ve hak arayışı söylemini arttırdığı ve aile içerisindeki fertleri birbirleriyle çatışan ve iktidar mücadelesine giren konuma koyduğu için yine aile dinamiklerini darmadağın etmiştir.

Bağlılığın ve sorumluluğun aslında en temel noktası iman intisabı dediğimiz inançla temellendirilen bir noktadır. Zira Yaratıcısıyla bağı kopan modern insan, güya sorumluluk ve külfetten kurtulmuş, fakat bütün kâinatın dilencisi konumuna düşmüştür. Aynı yaklaşımla aile bağından kurtulan insan da güya sorumluluk külfetini üzerinden atmış, fakat bir o kadar da kimliksizleşmiş ve dengesizleşmiştir. Aile dengeli olmanın ve dengede kalmanın öğrenildiği merkezdir.

Bugünün aile kavramı ve aile görüntüsünü işte bu algı şekillendirmiştir. Yani aile kurulacaksa bile algı şu şekilde kodlanmıştır. Romantik süreç, tüketim ve israf, yükümlülüklerden arındırma, sorumluluğu kaldırma, hazza dayalı … aşk şeklindedir. İşte bu algı bugün evliliklerin kopmasına sebep olmaktadır. Evlilik gibi sonsuz beraberliği geçici ve derinliği olmayan şeyler üzerine bina ettiğinizde, biten ve geçici olanın bitmesiyle evliliğin bitmesi de normal olacaktır.

Üçüncü olarak ise, “…aile Müslümanın bir nevi Cennetidir.” Bugünün modern algısı maalesef dünyevîleşen Müslüman ailenin bu dinamiğini de mahvetmiştir. Çünkü modern algıda aile ve şiddet kavramı yan yana gelmiş bir Cennet olması gereken mekân Cehennem olarak algılatılmış ve “yuva” kavramının etrafında oluşan o olumlu tedailer yok edilmiştir.

Hasılı, modern algı, Yaratıcı (tanrı) yerine, aklı yerleştirdiği için, kadınlık ve erkekliği tanımlayan artık din değil toplum olmuştur. Hem dünyayı, hem ahireti imar etmekten sorumlu olan Müslümanların, hassaten Nur Talebeleri’nin (Çünkü asrın reçetesi onların elindedir.) bu küresel süreçlere, algılamalara, yıpranmalara karşı, fıtrî bir değer olan aileyi muhafaza etmekten başka seçeneği yoktur. Zira hem sağlıklı bir nesil yetiştirmek, hem dayatılan hayat tarzı politikalarına karşı koruyacak bir yaşama alanı (tahassüngâh, bir nevi Cennet, küçük bir dünya) oluşturma açısından, aile tekrar ele alınması gereken bir kavram gibi durmaktadır.

Okunma Sayısı: 3351
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı