"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yeni Asya farkı

Yasemin YAŞAR
19 Şubat 2022, Cumartesi
Varlığını inkâr edemeyeceğimiz güç ilişkilerinin süreklilik arz eden bir durum olduğu herkes tarafından bilinmektedir.

Canlıların tabiatında var olan egemenlik, üstünlük kurma, itaat ettirme, fikirlerini kabul ettirme ve yönlendirme duygusu güç ilişkilerini ortaya çıkarmaktadır. Örgütler (Bütün siyasî ve sivil örgütler) açısından bakıldığında da güç ilişkileri kaçınılmaz bir durumdur. Derinlemesine göz atıldığında pratikte bu ilişkilerin çeşitli şekillerde tezahür ettiği görülmektedir. Kimi zaman bir amirin yasal gücünü kullanarak bir şeyleri yaptırmasında ortaya çıkabildiği gibi bazen de şahsî bağlantılarını kullanarak bir iş yaptırmasında tezahür edebilmektedir. Ya da bazen tehdit ve zorlama bazen de karizmanın kullanılmasında kendini gerçekleştirebilmektedir.

Cemiyet hayatına bakıldığında iki türlü yapı dikkat çeker. Belirli bir formu olan kamunun gücü, yani gücünü yetkiden alan hiyerarşik yapı, bir diğeri ise belirli bir formu olmayan kamunun dışındaki sivil güçtür. Hiyerarşik yapı gücünü yetkiden alır iken, resmî ve kamuda olmayan sivil güç ise, diğer fertleri etkileyebilme, örgütlere ve ferdî amaçlara ulaşabilmek için diğerlerinin davranışlarını manipüle edebilme ya da yönlendirip yönetebilme yeteneğinden alır. Yani A’nın; hiyerarşik pozisyonundan bağımsız olarak B’yi etkileyebilme kapasitesi de denebilir.

“Tohum-bitki metaforu” bu kavramları daha kolay kavramamızı sağlayacaktır. Ağaç ya da bitkinin toprağın yüzeyinde görülen kısmı her ne kadar hiyerarşik olan kamudaki gücü simgelese de, toprağın altında kalan tohum ya da bitkinin kökü kamuda olmayan kısmı temsil etmektedir. Toprağın altındadır, görünmez, ama uygun şartlar oluşunca neşvünema bularak toprak yüzeyine çıkacaktır. Toprak yüzeyine çıkınca ya resmî düzen tarafından (ideoloji) varlığı kabul edilerek, ona göre düzenlemeler yapılacak ya da resmî düzen tarafından kesilerek yok edilecektir. Ağaç tohum ilişkisinden yola çıkarak esasında bütün kamudaki resmî düzenlerin beslendiği bir resmî olmayan, kökenin olduğu söylenebilir. 

Bu açıdan bakıldığında herhangi bir sivil gücün resmî olmaması kuluçka dönemi olarak da düşünülebilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, aslında resmî güç veya gayri resmî sivil güç birbirlerini besleyen iki unsur olarak ele alınabilir.

Beslenme kaynaklarının nasıllığı konusu, resmî güç için çok bir şey fark etmez. Çünkü o gücünü pekiştirmek ve devamlılığını sağlamak için her türlü güç odaklarıyla beraber çalışabilir. Burada esas belirleyici sivil gücün neye hizmet ettiği, neye biat ettiği meselesidir. Resmî hiyerarşik gücün üzerinde de aslında bir ideoloji vardır ve bu ideoloji hem hiyerarşik yapıyı hem hiyerarşik yapının beslendiği resmî olmayan yapının üzerinde bir güçtür. En azından bizim gibi demokrasisi gelişmeyen ülkelerde durum böyledir.

Güç ilişkilerine bakmak kimin kimi etkilediği ya da etkileme yeteneği olduğu açısından önem arz etmektedir. Resmî olmayan güç, başkalarını etkileme potansiyeli olarak kullanılabildiği gibi, bazı durumlarda makam mevki elde edebilmek için de bu güce başvurulabilmektedir. Yani sürekli etrafına hâkim olma dürtüsüyle hareket eden insan, resmî olarak elde edemediği makam ve mevkileri gayr-i resmî kaynaklardan beslenerek elde edebilmek için, isteğini elde ettikten sonra da gerek o pozisyonu koruyabilmek için, gerekse yeni pozisyonlar elde edebilmek için sürekli bir güç arayışı içerisine girmektedir. Bu arayış da genellikle resmî kanalardan (sınav, terfi vb.) değil, gayr-i resmî kanallardan (yaranma, komitecilik, mensubiyet) sürdürülmektedir.

Bu yüzden politik davranışlar hem resmî yapıda, hem de sivil yapıda kişinin güç elde edebilmek ya da var olan gücünü arttırabilmek için başvurduğu çeşitli tavır ve davranışları ifade etmektedir. Sivil kanatta bu tavır ve davranışla, yasal dayanaklarla değil de kişinin çeşitli özelliklerini kullanarak geliştirdiği taktikleri ifade ediyorsa sivil güçten söz ediliyor demektir. Yani gizlilik, gizlilik ihlâli, dürüst davranmama ve kandırma gibi davranışları bünyesinde barındıran politik davranışların genellikle insanların statülerini yükseltebilmek için güç arayışına girmeleri ile ortaya çıkmaktadır. 

Veya bu politik davranışları; karar vericilerden önemli malûmatların saklanması, koalisyon kurma, fısıltı gazetesi, dedikodu, gizli bilgilerin medyaya sızdırılması, karşılıklı faydaya dayalı olarak sosyal alış veriş (bilgi, malûmat, vb.) ve lobi faaliyetleri olarak sıralamıştır.

Buna karşın resmî yapılar içerisindeki yöneticilerin güç arttırmada başvurabilecekleri, politikalar, taktikler de vardır. Daha güçlü kişiler ile dostluk ve iş ilişkileri kurma sayesinde, networkünü genişletmek, farklı görüşlere sahip kişilerin görüşlerini benimseyerek yandaş toplamak, gizli ve önemli bilgileri elinde tutarak ikame edilemezliğini arttırmak, başkalarına yardım ederek karşılıklılık ilkesi gereği onlardan da yardım beklediğini ima ederek onları minnet altında almak ve kontrollü bir şekilde durumun kötüye gitmesine müsaade ederek, sonra durumu düzelterek üstlerinin gözüne girmek veya astlarının kahramanı olmak gibi bir dizi politik taktikler yaparlar.

Hasılı, bütün bunları ne için anlattığıma gelince; konuyla alâkalı bütün sosyolojik çalışmalar toplumun içerisinde bu iki yapının varlığını ve bunların bir birlerinin gücünden beslendiğini tesbit etmiştir. Sadece sosyologlarda değil bütün bir halk olarak bu iki yapıyı hali hazırda ve kısa bir süre önce tecrübe etmiş bir milletiz. Fakat sosyologların da gözünden kaçmış olmalı ki bu toplumda üçüncü bir sivil yapı daha vardır. Bu yapı; gücünü resmî ideolojiden ve hiyerarşik yapıdan almadığı gibi, kendi sivil oluşumu içerisinde dahi, faziletleri veya ferdî birtakım özelliklerini kullanarak etrafındakileri yönlendiren, manipüle edenlere de prim vermeyen üçüncü bir yapıdır. Asr-ı Saadet modeli dediğimiz bu üçüncü sivil yapı Risale-i Nur’un oluşturmak istediği “sivil istişari” bir yapıdır. Bu çok orijinal ve üstelik toplum saadetine katkıda bulunacak yapı aynı zamanda hiyerarşik yapıyı da ideolojiyi de düzenleyecek bir sistemdir. Fakat bugün maalesef Risale-i Nur’dan bu dersi almalarına rağmen resmî hiyerarşik yapının veya ideolojinin payandası durumuna gelmiş bazı cemaatlerin veya kendi içlerinde rey-i vahidin esiri olmuş bazı yapıların, bu noktada, ehl-i dünyanın herhangi bir cemaatinden çok da bir farkı kalmamıştır.

Oysa toplum içerisinde özellikle gücünü inandığı değerlerden alan, hakkın hatırını âli tutan, karakterli, sivil yapılara ihtiyaç vardır. İşte tam bu noktada Yeni Asya’nın duruşu farklıdır. Bu duruşu ile ne bugünkü resmî gücün yanında olacak ne de yarınki farklı resmî gücün yanında olacaktır. Çünkü bu oluşumun varlık amacı, Zübeyir Gündüzalp’ten bu yana kadar tevarüs eden sivil, istişari, şahs-ı manevî yapısıdır. Bu yapının nasıl kişilikli duracağı, nasıl sistemini işleteceği bizzat Risale-i Nur müellifi tarafından bir takım esaslarla belirlenmiştir. 

(Bu konu başka bir yazının konusudur)

Okunma Sayısı: 2091
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Neslinur

    19.2.2022 13:12:43

    Yeni Asya ya uygulanan resmi ilan yasağı ve basın kartlarının verilmemesi uygulamasının kaldırılacağı günler çok yakın olsun amin elfü elfi amin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı