İhtiras, çoğu zaman insanı âdeta kör ediyor; işin önünü sonunu ve görmek istediğinden başkasını görmüyor veyahut göremiyor.
Tutku diyebileceğimiz aşırı istek öyle bir hâl alıyor ki, her şey dere tepe dümdüz oluyor onun nazarında. Kırılmış, dökülmüş; insanlar üzülmüş büzülmüş onun için bir mana ve mahzur ifade etmiyor. Yeter ki, hırsı tatmin, sırları faş olmasın. Dünkü gün incinen gönül, bugün nasıl onarılır?
Dilden çıkan bed sözler nasıl tashih edilir; darılanlar nasıl teskin edilir? Bütün bunları şöyle bir düşünmek gerekir, insaf terazisiyle tartarak.
Değer mi?
Makam mevki, şan şöhret; para pul için eğilmeye, bükülmeye değer mi? Yalanlarla dolanlarla insanları kandırmaya değer mi?
İhtiraslar uğruna, “değerleri” kullanmaya değer mi?
Fakat maalesef bunlar yaşanıyor; hem de halkın gözlerinin içine baka baka!
Menfaatin hangi rengi şu dünyanın mihnetine değer ki?
Cenab-ı Hak, Kur’ân-ı Kerîm’de; “Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteğinden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği, ziraatçıların hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur” buyuruyor ve ardından da “Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir”1 ayetiyle, hiçbir şeyin hırs göstermeye değmeyeceğine dikkat çekiliyor.
Dünya ve ahiret hayatının mukayesesinin yapıldığı ayette, “çer çöp”e benzetilen dünya hayatı, özellikle, dünyanın aldatıcı tarafları nazara verilip, “cam parçası” mesabesindeki dünya metaına itibar edilmemesi tavsiye edilmektedir. Esasen dünya hayatının kötü olmadığı; kötü olanın, onu Allah’a ve Peygambere itaate yöneltmemek; ahireti ve insanlığı unutup, sırf dünyaya ve dünyanın fânîlerine ve fenalarına kapılmak olduğu anlatılmaktadır.
Bu hakikatleri bilmeyenler belki mazur sayılabilirler; ama bilerek, bildiğini bildirerek; ayetleri, hadisleri ileri sürerek, duygularını tahrik edip, insanların sırtına binenlere ne denir?
Ahidlerin, vaatlerin; atılan hamasî sloganların arka planını ve akıbetini biz bilemiyoruz, ama elbet Bilen var. Elbet bunun bir hesabı, bir kitabı, bir mizanı var.
Bakınız, “Gizlenenlerin ortaya döküldüğü günde insan için ne bir güç, ne de bir yardımcı vardır”2 buyuruyor, Rabbimiz.
Anlaşılıyor ki:
Burada örtbas edilenlerin hepsi, orada ayan olacak; kabahate arka çıkan bir kimse bulunmayacak ve avunulan bütün “çer çöp” ortalıkta kalacak.
İhtirasının zebunu olan kul, dünyanın hiçbir şeyinin itişip kakışmaya değmediğini en nihayet görecek.
Ama heyhat, iş işten geçecek…
Dipnotlar:
1- Hadîd Suresi: 20; 2- Târık Suresi: 9-10.