Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 16 Nisan 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Kazım GÜLEÇYÜZ

10. Yıl Marşı AKP’yi kurtarır mı?



AKP’nin verdiği son işaretler, maalesef endişelerimizi doğrular nitelikte. İktidar partisi, kapatılmaktan kurtulmak için “Atatürkçülük yarışı”na hız vermiş görünüyor.

Bunun en son örnekleri, hafta sonu yapılan Gençlik Kolları Olağan Kongresinde sergilendi.

Kongrede 10. Yıl Marşıyla “Atatürk’ün izindeyiz” şarkısının çalınması başlı başına enteresan.

O 10. Yıl Marşı ki, 28 Şubat’ın simgesi haline getirilmiş ve olur olmaz her yerde çalınır olması en başta AKP’liler tarafından eleştirilmişti.

Ancak gelinen noktada bakıyoruz; AKP kapatma dâvâsı sonrasında bu marşa adeta kendi marşı gibi sahiplenmenin sinyallerini veriyor.

Bu tuhaf manevra, “kapatılmaktan kurtulma” hesabıyla geliştirilen yeni stratejinin mi tezahürü; yoksa AKP için bazılarınca öteden beri yapılan “28 Şubat’ın ürünü” yorumunun teyidi mi?

Peki, 10. Yıl Marşına ve “Atatürk’ün izindeyiz” şarkılarına sarılmak AKP’yi kurtarabilir mi?

Öte yandan aynı kongrede Erdoğan’ın CHP’yi “Atatürk’ün arkasına saklanmak”la eleştirirken ve bu partinin Atatürk konusundaki “samimiyetsizliğini” anlatırken söyledikleri de ilginç.

Atatürk’ün ölümünden sonra para, devlet daireleri ve posta pullarındaki resimlerinin CHP tarafından kaldırıldığını hatırlatıp, “Bunu yapan bir parti olarak sizin Atatürkçülük iddiasında bulunmaya hakkınız yok” demeye getiriyor.

Ve aynı gün, Bayındırlık ve İskân Bakanı, şimdiye kadar her yerde defalarca söylediği sözleri bir kez daha tekrarlayarak, “en hakikî” Atatürkçülerin kendileri olduğunu yine ilân ediyor.

“Gerçek Atatürkçü biziz” diyen Bakan Özak, bunun kriterlerini de “liradaki altı sıfırı atmak; Ahmet Amcayı, Fatma Teyzeyi uçağa bindirmek ve yavrularımızın geleceğini sağlamak” gibi örneklerle açıklamaya çalışıyor. Ona göre gerçek Atatürkçülük bunlar ve benzeri hizmetler.

Bu işaretlere bakarak, önümüzdeki günlerde AKP cenahındaki Atatürkçülük vurgularının daha da artacağını tahmin etmek kehanet olmaz.

İşi, vaktiyle Erbakan’ın iki lâfından biri olarak diline pelesenk ettiği “Atatürk hayatta olsaydı partimize girerdi” noktasına kadar vardırırlar mı, bilmiyoruz. Gerçi şimdiye kadar bu konuda söyledikleri, Erbakan’dan daha ileri noktalarda...

Kimilerince Atatürk’e benzetilmekten duyduğu memnuniyeti hiç gizlemeyen AKP lideri 22 Temmuz seçimi öncesinde “Atatürk ilkelerini ayrıştıran değil, birleştiren, milletimizin bütün fertlerini kucaklayan bir mutabakat zemini haline getirmek için çalışıyoruz” dememiş miydi?

Ama buna rağmen, Atatürkçülüğü kendi tekelleri altında tutma ısrar ve inadından vazgeçmeyen çevrelerin kendisine bakışını değiştiremedi. Değiştirebilseydi partisine kapatma dâvâsı açılır ve kendisine siyaset yasağı istenir miydi?

Anlaşılan o ki, buna rağmen Erdoğan Atatürk ve Atatürkçülüğü sahiplenip bunları başkasına ve özellikle CHP’ye bırakmamakta son derece kararlı görünüyor. Böyle olunca, “Gayrimeşru muhabbetin neticesi, mahbubun gaddarane adavetidir” sözünde dile getirilen gerçeğin mâsadakı olmaktan kurtulması mümkün mü? Zor.

Korku ve zaaf göstermenin, karşıdan gelen baskı ve tazyiki daha da şiddetlendireceği prensibi de bu bağlamda asla gözden kaçırılmamalı.

Aynı şekilde, “Aç canavara karşı tahabbüb (sevgi), merhametini değil, iştihasını açar; hem de diş ve tırnağının kirasını ister” hakikati de.

Dolayısıyla, AKP Atatürkçülük adına kendisine karşı açılan kapatma dâvâsından kurtulmak için “daha fazla Atatürkçü görünme” sevdasından vazgeçmez; 10. Yıl Marşıyla “Atatürk’ün izindeyiz” şarkılarından medet umar ve “Gerçek Atatürkçü biziz” söylemlerine sarılarak paçayı kurtaracağı zehabına kapılırsa, şimdiye kadarki hatalarına daha vahim bir yenisini eklemiş olur.

Hem kapatılmaktan kurtulamaz, hem de onur ve itibarını ayaklar altında iyice çiğnetmiş olur.

Bizden bir defa daha uyarması...

16.04.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (15.04.2008) - Sakın ha!

  (13.04.2008) - Benmerkezcilik

  (12.04.2008) - Siyaset boşluğu

  (11.04.2008) - Huzur ve yasak

  (10.04.2008) - Altı aylık süreç

  (09.04.2008) - AKP’de derin sıkıntı

  (08.04.2008) - AKP ne yapmalı?

  (06.04.2008) - Acûliyet

  (05.04.2008) - Kilitlenme

  (04.04.2008) - Geri adım?

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri