"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman’ın Ahrârlara bakışı

Abdülbakî ÇİMİÇ
20 Eylül 2021, Pazartesi
Bediüzzaman’ın Hayatı’ndan Tesbitler (131)

Bediüzzaman Hazretleri İttihad ve Terakki içinde bulunan çok yönlü yapıdan ayrılan hürriyetçi ve demokrat fikirli kişilerin, komitacı ve mason kısmından ayrıldığını ifade ederek, müttefik olduğu ahrâr misyonun farkını net olarak açıklar. “Sen Selânik’te İttihâd ve Terakki ile ittifak etmiştin, neden ayrıldın?” şeklinde verilen Vehime; “Ben ayrılmadım. Onların bazıları ayrıldılar. Niyazi Bey, Enver Bey gibi adamlarla şimdi de müttefikim. Lâkin bazıları bizden ayrıldılar. Bataklık yoluna saptılar. Hamiyetlerinden şüphem yoktur. Fakat mukabilinde garaz hissettiler. Şimdi İttihâd-ı Muhammedî (asm) unvanı altına girmek ve ahâlinin tenvir-i efkârına hizmet etmek için Şeri’at onları dâvet eder. Ben hamiyetli dindar adamlarla daima beraberim. Ben Selânik’te meydan-ı Hürriyet’te okuduğum nutuk ile ilân ettiğim mesleğimi şimdi de onu takib ediyorum ki i’lâ-i şevket-i İslâmiye ve ilâ-i kelimetullah’ın vâsıtası olan Meşrûta-i meşrû’ayı Şeri’at dairesinde idamesine çalışıyorum.” 1 Bediüzzaman yine toptancılık yapmayarak İttihatçılar içindeki ahrâr grupla müttefik olduğunu ifade ettikten sonra, diğer birinci grupta bulunanlar için ise “Hamiyetlerinden şüphem yoktur.” ifadesini kullanır. “Fakat mukabilinde garaz hissettiler.” sözleriyle ikinci grup olan hürriyetperverlere karşı garaz içinde olduklarını söyler.

Bediüzzaman’ın müttefik olduğu ahrârlar

Bediüzzaman’ın yukarıdaki ifadeleriyle hiçbir parti, cemiyet ve maddî garaz gözetmeden İttihâd ve Terakki’nin hamiyetkâr, dindar kısımlarıyla daima beraber olacağını; Enver Paşa ve Niyazi Bey gibi hamiyetli zâtların ciddî ve hakikî hamiyetperver olduklarını ve kendisinin hürriyeti isteyişinin sebep ve mahiyetini, gaye ve hedefini bir derece beyân etmektedir. Bediüzzaman’ın eserlerinde bu konuyla alâkalı önemli tesbitler bulunmaktadır: “Hem manen eski İttihâd-ı Muhammedî’den (asm) olan yüzbinler Nurcular’la, eski zaman gibi farmason ve İttihatçıların mason kısmına karşı ittifakları gibi, şimdi de aynen İttihad-ı İslâm’dan olan Nurcular büyük bir yekûn teşkil eder. Demokratlara bir nokta-i istinaddır. Fakat Demokrata karşı eski partinin müfrit ve mason veya komünist mânâsını taşıyan kısmı, iki müthiş darbeyi Demokratlara vurmaya hazırlanıyorlar. Eskiden nasıl Ahrârlar iki defa başa geçtiği halde, az bir zamanda onları devirdiler. Onların müttefiki olan İttihad-ı Muhammedî (asm) efradının çoklarını astılar. Ve “Ahrâr” denilen Demokratları kendilerinden daha dinsiz göstermeye çalıştılar.” 2 ifadeleriyle de ahrâr, hürriyetçi ve demokratlarla Nur Talebelerinin müttefik halinde olduklarını beyan eder. 31 Mart hadisesi sonrası hem Ahrârların, hem de İttihad-ı Muhammedî (asm) efradının başına gelen feci hadiselere temas eder. Eskiden Ahrârlar, şimdi demokratlar; eskiden İttihad-ı Muhammedî (asm) efradı, şimdi ise Nurcular olarak aynı vazife ve misyonları devam etmektedir. “Şimdi de aynen İttihad-ı İslâm’dan olan Nurcular büyük bir yekûn teşkil eder. Demokratlara bir nokta-i istinaddır.” cümlesi hem anlaşılmayı, hem de yaşanmayı bekliyor.

Bediüzzaman, İttihadçıları tahlil ediyor

Daha sonraki eserlerinden birinde de İttihat ve Terakki içindeki ayrımı farklı bir tarzda beyan eden Bediüzzaman şöyle demektedir: “Bidayet-i Hürriyette İttihatçılar içine girmiş dinsizleri görüyordum ki, İslâmiyet ve şeriat-ı Ahmediye, hayat-ı içtimaiye-i beşeriye ve bilhassa siyaset-i Osmaniye için, gayet nâfi ve kıymettar desâtîr-i âliyeyi cami olduğunu kabul edip, bütün kuvvetleriyle şeriat-i Ahmediyeye taraftar idiler. O noktada Müslüman, yani iltizam-ı hak ve hak taraftarı oldukları halde, mü’min değildiler. Demek, “müslim-i gayr-ı mü’min” ıtlakına istihkak kesbediyordular.” 3 Böylece “Ben hamiyetli dindar adamlarla daima beraberim.” ve “Hamiyetlerinden şüphem yoktur.” şeklindeki ifadelerinin “Bidayet-i Hürriyette İttihatçılar içine girmiş dinsizlerin” vaziyetini çok ince bir düstur ve izah ile vuzuha kavuşturur. Bu duruş Bediüzzaman’ın Kur’ânî bir duruşu ve hakperest bir yaklaşımıdır.

İttihad-ı Muhammedî ile Ahrârlar müttefiktir

Bir başka eserinde Bediüzzaman Ahrâr Fırkası’nı açıkça şöyle zikrediyor: “Hürriyet başında bizimle yani İttihad-ı Muhammedî (asm) cem’iyetiyle İttihadcıların bir kısmındaki gizli farmasonlara muarız ve manen bizimle yani İttihad-ı Muhammedî (asm) ile müttefik olan Ahrâr Fırkası yine otuzbeş sene sonra dirildi, yine uyandı. Birden şeair-i İslâmiyenin başında olan ezan-ı Muhammedî’yi (asm) farmasonların zincirlerini kırıp ilân etmesiyle siyasetten kat’-ı alâka eden eskide İttihad-ı Muhammedî (asm) şimdi Nurcular namını alan ve İttihad-ı İslâm içinde bulunan kardeşlerimiz yanlış basmamak için bazı şeyleri söylemek isterdim.” 4 Görüldüğü üzere Bediüzzaman, Ahrâr Fırkası’nın İttihatçıların bir kısmındaki gizli farmasonlara (dinsiz ve menfî kısmına) muarız ve manen Nur Talebeleriyle yani İttihad-ı Muhammedî (asm) ile müttefik olduklarını net olarak ifade ediyor.

Bizim ekser ahrârımız, mutekit Müslümanlardır

Emirdağ Lâhikası’nda “Eskiden nasıl Ahrârlar iki defa başa geçtiği halde, az bir zamanda onları devirdiler. Onların müttefiki olan İttihad-ı Muhammedî (asm) efradının çoklarını astılar. Ve “Ahrâr” denilen Demokratları kendilerinden daha dinsiz göstermeye çalıştılar.” 5 ifadeleriyle de perde altında iş gören mason komitacılarının ahrâr ve demokratlara kurdukları planları deşifre eden Bediüzzaman, Ahrârlar ile eskiden İttihad-ı Muhammedî ve şimdi de Nur Talebeleri’nin müttefik olduklarını tesbit eder. Bu müttefiklik hâli perde altında iş gören komitecilerin devamlı hücumuna maruz kalmıştır. Nur Talebeleriyle Ahrârların başına gelen geçmişte yaşanan hadisler bu noktaya kuvvetli bir şahittir.

Öyleyse “Bizim ekser ahrârımız, mutekit Müslümanlardır. 6 Hem de o kadar geniş daire-i Ahrâra efkâr-ı umûmîyeden başka serpuş olamadığından, riyaset-i şahsiyenin kat’iyen aleyhindeyim; reisimiz ancak hükûmettir. 7 “Yaşasın şecaat-i mücessem askerler! Yaşasın satvet-i müşahhas ordular! Yaşasın akıl ve tedbir-i mücessem dindar cemiyet-i Ahrâr ve Nur Talebeleri!” 8

Dipnotlar:

1- Volkan, Sayı: 101, 102, 103; 29 Mart 1325/11 Nisan 1909.

2- Emirdağ Lâhikası-II, 2013, s. 527.

3- Barla Lâhikası, 2013, s. 555.

4- Beyanat ve Tenvirleri, 2013, s. 305.

5- Emirdağ Lâhikası-II, 2013, s. 527.

6- Eski Said Dönemi Eserleri (Münâzarât), 2013, s. 289.

7- Eski Said Dönemi Eserleri (Nutuk), 2013, s. 196.

8- Eski Said Dönemi Eserleri (Nutuk), 2013, s. 182.

Okunma Sayısı: 960
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali

    20.9.2021 10:58:32

    Anlaşılan: 1- Üstad önce ve kayıtsız şartsız Ahrarlarla/ hamiyetli dindar ve hürriyetçi zihniyetle/ beraber.( Aynı dönemde hem İTP hem Ahrar taraftarı hem İttihadı Muhammedi üyesi olmak bu zihniyetin ürünüdür. 2- Ahrarlar prensiplerden sapınca onlardan fiilen ayrılıyor ama prensiplere bağlılarla gönül bağını sürdürüyor.(Enver ve Niyazi Bey ki; Ahrar taraftarı Kamil Paşa hükümetini deviren ( 1913) halaskaranı zabıtan' ın lideri Enver Paşa olduğu halde! 3- Ahrar partisi dediği DP kendini ispat edince; 1957 de açıktan oy kullanıyor.1950/ 54 seçimlerinde oy kullanmıyor.Üstad teorik iddiada bulunan parti ve başkanına ilgi ve taraftar değil! 4- Nur talebesi kendini ispatlamış Demokratlara dayanak noktasıdır.Esası ise oy verme ve tanıtmadır, dellallık değil..Yapışıklık algısı hiç değil!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı