"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman ve Mahmud Şevket Paşa

Abdülbakî ÇİMİÇ
10 Haziran 2021, Perşembe
Bediüzzaman’ın Hayatı’ndan Tesbitler (104)

Bediüzzaman’ın dört büyük kumandanlara1 karşı tavrını Risale-i Nur okuyanlar bilir. Bu kumandanlardan birisi de 31 Mart Vak’ası’nda Hareket Ordusu Başkumandanı Mahmut Şevket Paşa’dır. Mahmut Şevket Paşa 31 Mart’ta Hareket Ordusu’nun acımasız ve gaddar bir komutanı olarak tanındı ve bilindi. Yaptığı zulüm ve işlerle gaddarlığı tarihe mal oldu. Hatta o derece ileri gitti ki Bediüzzaman’a bile hiddetli bir tavır göstermeye teşebbüs etti.

31 Mart Vak’ası’nda Rumeli’den İstanbul’a gelen meşhur Hareket Ordusu’nun komutanı olan Mahmut Şevket Paşa, değişik askerî ve siyâsî görevlerde bulunmuş; Harp Okulu’nda ders vermiştir. 31 Mart Vak’ası’ndan sonra İstanbul’a gelerek şehirde sıkıyönetim ilân etmiş ve çok sert tedbirlere başvurmuştur. Mahkemede idam cezasına çarptırılanların onayından geçmesiyle birçok kişinin cezası infaz edilmiştir. Balkan Savaşları’nda komuta edeceği mevkii beğenmediği için görevi reddetmiştir. İttihat ve Terakki Cemiyeti sayesinde yıldızı parlamış, Harbiye Nazırlığı yaptıktan sonra Sadâret makamında da bulunmuştur. Ürküntü veren çehresi, asabî ve sert mizacıyla tanınmıştır.

Mahmud Şevket Paşa’nın Bediüzzaman’a hiddetli tavrı

Divan-ı Harb-i Örfi’de yargılanıp beraat eden Bediüzzaman, Paşa’nın kendisine karşı çok hiddetli olduğundan bahseder. Emirdağ Lâhikası’nın birinci cildinde Bediüzzaman, Mahmud Şevket Paşa’yla karşılaşmasını şöyle ifade etmektedir: “Otuz Bir Mart hâdisesinde Hareket Ordusu’nun Başkumandanı Mahmud Şevket Paşa bana karşı fazla hiddetli iken…” 2 Mektubun devamında, Bediüzzaman, “Şevket Paşa gibi daha nice kumandanların ileride, çıkacak ve bütün cihana yayılacak Risale-i Nurlar’ın heybetinden çekinerek bana, bir şey yapamadan geri çekilip karşımda durakladılar.” 3 meâlinde izahlarda bulunmaktadır.

Bu asrın en dehşetli üç büyük kumandanları

Yine Emirdağ Lâhikası birinci ciltte “Bu da inayet-i İlâhiyenin Risale-i Nur’a verdiği bir keramettir ki, nasıl ki bu asrın en dehşetli üç büyük kumandanlarını korkutup harika bir tarzda, hem Mart Hâdisesi’nde Hareket Ordusu’nun Başkumandanı, hem İstanbul’un eski Harb-i Umumî’deki istilâsındaki Hareket-i Milliye sırasında İstanbul’u istilâ eden dehşetli ecnebi kumandanı korkutup bize taarruz edememesi ve hem Ankara’da, Divan-ı Riyaseti’nde en dehşetli Reisin hiddetini tarziyeye çevirmesi gibi, üç adliyenin de dokunaklı, şiddetli müdafaata karşı binler bahane tutabildikleri hâlde, hakperestane ve musalâhakârâne, ittifakla beraat kararını vermeleri, elbette Kur’ân’ın bir mu’cize-i mânevîsi olan Risale-i Nur’un bir kerametidir diye kat’î bu gece bir ihtâr hissettim ve kaleme aldım.”4  ifadeleri yer alır.

 Risale-i Nur’da, Mahmud Şevket Paşa’nın Hareket Ordusu Başkumandanı olarak ismi zikredilir. 31 Mart Olayı’ndan sonra kurulan mahkemelerde yargılanacak insanlar öncelikle Mahmut Şevket Paşa imzasıyla mahkemelere gönderilir. Bilâhare yargılanarak Padişahın onayına sunulur. Bu uygulama ile çok sayıda kişi idam cezasına çarptırılmıştır. Bediüzzaman da Divan-ı Harb-i Örfi’de yargılanırken, Mahmud Şevket Paşa’nın kendisine karşı çok hiddetli olduğunu belirtmekte ve mahkeme reisi Hurşid Paşa’nın, “Sen şeriatı istedin mi? İşte şeriatı isteyenler böyle asılırlar.” 5 şeklindeki ifadelerine yer vermektedir. Hurşid Paşa’nın “şeriatı isteyenler” diye Bediüzzaman’a gösterdiği, o sırada idam edilip henüz darağacında asılı duran on beş kadar kişi idi. Bediüzzaman da, “Şeriatın bir meselesine bin ruhum olsa feda ederim” 6 diyerek mukabelede bulundu ve mahkeme sonunda beraat etti.

31 Mart Hâdisesi’nde Mahmut Şevket Paşa

Burada, 31 Mart hâdisesinde Hareket Ordusu’nun başında bulunan Mahmut Şevket Paşa ile ilgili biraz daha detaylı bilgi vermek gerekirse: “31 Mart 1325’den başlayıp, tâ 11 Nisan 1325 gününe kadar devam eden 31 Mart hâdisesi 11 gün devam etmiştir. Nihayet Selânik’ten hareket edip gelen, Hareket Ordusu ve başında bulunan Mahmut Şevket Paşa İstanbul’u kuşatarak duruma hâkim olmasıyla son bulmuştur. 7 Son derece dikkat çekici ve hayret verici bir husustur ki: Bediüzzaman Hazretleri 31 Mart arefesinde ve sonrasındaki, son derece kıymettar hizmetleri meydanda iken ve 31 Mart meş’um hareketinin patlamasında, onun ne yakından, ne uzaktan hiçbir dahli, hiçbir ilgisi yokken, tam tersine onun nasihatleri ve mev’izalarıyla o fitne ateşinin yüzde ona düşmesinde vasıta olmuşken, İttihad ve Terakki’deki onun hasm-ı canı olmuş mason ve dinsiz ve farmason kimselerin oyunlarıyla 8 onu ezmek ve vücudunu ortadan kaldırmak için, Hareket Ordusu kumandanı Mahmut Şevket Paşa nezdinde iftira ve yalanlarla girişimde bulundular.9

31 Mart sonrası Bediüzzaman’ın tutuklanıp Divan-ı Harp’ten beraati

31 Mart 1325 (13 Nisan 1909)’da gerçekleşen ve “31 Mart Hadisesi” adıyla tarihe geçen isyan hareketi ve bu isyanın bastırılmasının ardından üç ayrı Divan-ı Harb kurulmuştu. Harbiye Nezareti tarafından tahkikat yapma görevi, Birinci Divan-ı Harb’e verildi. Bu kurulun başına Tophane Nazırı Ferik Hurşid Paşa atandı. Otuz yedi kişiden meydana gelen bir araştırma kurulu tarafından bir rapor hazırlandı ve bu rapor 21 Haziran 1909 tarihinde Hareket Ordusu kumandanı Mahmud Şevket Paşa’ya sunuldu. Rapor doğrultusunda “irticaiyyûn taifesi (gericiler grubu)” veya “Volkancılar” gibi isimlendirmelerle anılan “isyancılar” tutuklanıp yargılanmaya başlandı. Tutuklananlar arasında Bediüzzaman Said Nursî de vardı. 1 Mayıs 1909’da tutuklanan Bediüzzaman, diğer tutuklular gibi bugünkü İstanbul Üniversitesi’nin Beyazıt Kampusünün içerisinde bulunan “Bekir Ağa Bölüğü” denilen yerde tutuluyordu. Tutuklular arasında komutan, nefer, ulema her çeşitten insan vardı. Bir süre tutuklu kalan Bediüzzaman Said Nursî, İkinci Heyet-i Tahkikiye tarafından sorgulandı. İlk sorgulaması yapıldıktan sonra Hurşid Paşa başkanlığındaki Birinci Divan-ı Harbe sevk edildi10 ve mahkeme sonunda beraat etti.

Mahmut Şevket Paşa suikast ile öldürülür

Mahmut Şevket Paşa, Osmanlı’nın son dönem komutanlarındandır. II. Meşrûtiyetin ilânı sırasında İttihat ve Terakkî ileri gelenleriyle işbirliği yapar. Edirne’den Sultan II. Abdülhamid’i devirmeye gelen Harekât Ordusu’nun başında bulunur. 1913 yılında İttihatçıların hükümetinde sadrazam olur. Aynı yıl bir suikast sonucu öldürülür. Ne garip ve ibretlidir ki, Bediüzzaman’a muhatap olan, tâ ilk gençlik günlerinden beri karşılaştığı, konuştuğu ve görüştüğü paşaların, akibetleri gerçekten incelenip, araştırılmaya değer bir meseledir.

Dipnotlar:

1- Rusya’da kumandana ayağa kalkmamak, Divan-ı Harb-i Örfîde idam tehdidine karşı mahkemedeki paşaların suallerine beş para ehemmiyet vermediğim gibi, dört kumandanlara karşı bu tavrım, tahakkümlere boyun eğmediğimi gösteriyor. (Emirdağ Lâhikası-II, 2013, s. 870). 2- Emirdağ Lâhikası-I, 2013, s. 421. 3- Age, s. 421. 4- Emirdağ Lâhikası-I, 2013, s. 431. 5- Emirdağ Lâhikası-I, 2013, s. 421. 6- Emirdağ Lâhikası-I, 2013, s. 421. 7- Mufassal Tarihçe-i Hayat, Nisan 1998, s: 298. 8- Âsâr-ı Bediiye, s: 324. 9- Mufassal Tarihçe-i Hayat, Nisan 1998, s: 301-304. 10-http://www.erisale.com/content/bilgiler/tr/494.xhtml

Okunma Sayısı: 1358
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı