"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kâinât, kudret kitâbıdır

Abdülbakî ÇİMİÇ
23 Eylül 2019, Pazartesi
Kâinât, her sahifesi çok kitâbları tazammun eden, hattâ her kelimesi içinde bir kitâb ve her bir harfi içinde bir kaside olan bir kitâptır.

Tamamıyla bir bürhân-ı muazzamdır. Kudretin Kur’ân-ı Kebîridir. Mektûbât-ı Rabbâniyedir. 

San’at-ı İlâhî ve bir sıbgâ-i Rahmânîdir. Cenâb-ı Hakk’ın heybetinin bir tecellîsidir. Bir âyinedir, her bir mevcûdâtın mâhiyeti de bir âyinedir. Kudret-i Ezelîye ile îcâd-ı İlâhiye ma’rûzdurlar.

Kâinât, Hâlıkın nûrunun gölgesi, esmâsının tecellîyâtı, ef’âlinin âsârıdır. Bir başka ifade ile Hâlıkın ef’âlinin âsârıdır. Hâlıkın esmâsının tecellîyâtıdır. Hâlıkın nûrunun gölgesidir. Mescid-i zikir ve şükürdür. Bu kitab-ı kâinat, bir ni’met hazînesi olup; şükür ise anahtarıdır. Emr-i Rabbânî ile seyyâredir. Kalem-i kaderle, fakat büyük bir mikyâsta yazılmış muntazam bir kaside-i kaderdir. 

Kitâb-ı Mübîn’in mistârı üstünde yazılmıştır. Mâbûd-u Ezelî’nin muntazam bir mescididir. Dâim işler bir büyük fabrika ve her vakit dolar boşalır bir han, bir misâfirhânedir. 

Şu âlem-i sagir olan insan gibi Allah’ın kudretinin masnû’u ve kaderinin mektûbudur. İnsan meyvesinin şeceresidir. Bir ağaçtır ki, unsûrlar onun dalları, nebâtât yaprakları, hayvânât onun çiçekleri, insanlar semereleridir.

Kâinât, baştanbaşa Cenâb-ı Hakk’ın envârının gölgeleri, ef’âlinin eserleri, aklâmının (kaleminin) çizgileri, esmâsının nakışları ve evsâfının aynalarıdır. Baştan başa hads-i şuhûdî ile belki âyan beyân bir tarzda Hâlık-ı Kerîm’in kalem-i kaderinin çizgileridir, hâme-i kudretinin (kudret kaleminin) nukûşlarıdır, kereminin zînetleridir, lütfunun çiçekleridir. Küllen ve cüz’en, baştan başa esmâ-i hüsnâ sâhibi bir Zât-ı Celîl ve Cemîl’in kânûn-u kazâsının çizgileridir ve kaderinin bîlançolarıdır. Cenâb-ı Hakk’ın Rahmetinin semereleridir, Cemâlinin lemeâtıdır, Celâlinin celevâtıdır (cilveleridir), Kemâlinin mir’atlarıdır. Cünûd-u semâvât ve arza mâlik olan Sultân-ı Ezel ve Ebed’in muhteşem kışlasıdır. Nazar-ı Kur’ânî ile, bütün mevcûdâtı hurûftur, ma’nâ-yı harfiyle başkasının ma’nâsını ifâde ediyorlar. 

Yâni esmâsını, sıfâtını bildiriyorlar. Kalem-i kudret-i Samedâniyenin yazmasıdır ve Zât-ı Ehadiyyet’in mektûbudur. Muntazam bir memleket, mükemmel bir şehir ve gâyet muhteşem ve azîm bir âlemi içine almış bir saraydır.

Kâinâtın Hâdisâtı, Cenâb-ı Hakk’ın; doğru söyleyen nâtık âyetleridir. Kâinâtın Keyfiyâtı, hadd ü hesâba gelmeyen dakik san’atlı tezyinât ve mânidâr mehâsin ile ve hikmetdâr nukûş ile süslendirip tezyin edilmesi; bilbedâhe ona göre mütefekkir ve istihsân edicilerin ve mütehayyir takdir edicilerin enzârını ister, vücûdlarını taleb eder. Kâinât Kitâbı, her kelimesi, her harfi birer mû’cize-i kudret olan bir kitâbdır. Kâinâtta gündüz gibi görünen intizâm-ı ekmel, insicâm-ı ecmel vardır. 

Kâinâtta Bütün Cemâl ve Kemâl ve Güzellikler; sermedî hüsünden gelir ve O’na intisâbla güzelleşir, kıymeti yükselir. Kâinâttaki Kemâl ve Cemâl; Sâni’-i zül Celâl’in Kemâl ve Cemâline bir zıll-i zalîldir ve bürhânıdır.

Elhasıl: “Kâinat mescid-i kebirinde Kur’ân kâinatı okuyor, onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidayetiyle amel edelim. 

Ve onu vird-i zeban edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup Haktan gelip hak diyen ve hakîkati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.” 1

Dipnot:

1- Sözler, s. 58.

Okunma Sayısı: 866
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdülbaki Çimiç

    23.9.2019 13:05:58

    O deruni katkılarınız için Allah razı olsun Abdurrahman hocam.

  • A. AYDIN

    23.9.2019 11:10:35

    Evet. Kainat iki kavanozlu bir kum saati gibi, her an İmam-ı Mübinden akıp ortadaki geçiş yerinde (şehadet âleminde) bize görünerek diğer kavanoza (elvah-ı mahfûzaya ve ahiret âlemlerine) dökülüyor.

  • A. AYDIN

    23.9.2019 10:59:33

    Bir insan var ve o kadar büyük ki, biz onun değil kendisini, hatta hücrelerini, belki sadece atomlarını ve elektronlarını yıldızlar ve gezegenler şeklinde görebiliyoruz. Bizdeki hafızanın kapasitesi düşünüldüğünde onun hafızası olan kader levhaları, bizdeki hayalin kapsamı düşünüldüğünde ondaki âlem-i misalin neleri içine alacağı kıyas bile edilemiyor.Bu ne büyük bir insandır! "Bu bir insan-ı ekberdir, büyük sesle eder zikri; bütün eczası, zerratı, küçücük sesleriyle, o bülend sesle beraber der ki, Lâ İlahe İllâ Hû...

  • A. AYDIN

    23.9.2019 10:40:14

    Abdülbaki Hocam! Yine deryayı bir kaba sığdırmışsın! Her bir cümlesi, derin bir tefekkürü gerektiren bir yazı. Boş yok. Dolgu yok. O yüzden paldır küldür okumak da yok.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı