"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ölümden korkma, günahlardan kork!

04 Nisan 2019, Perşembe 00:27
İbn-i Sina, “Ölüm Korkusundan Kurtuluş Risalesi”nde, “Ölüm ilâhî bir ihsandır. İlâhî ihsan kötü olmaz. Kötü olan ondan korkmaktır. Ölümden korkanlar onun mahiyetini ve hakikatini bilmeyenlerdir” diyerek, ölümün nimet olduğunu anlatmıştır.

İbn-i Sina ölümün nimet olduğunu anlatan bir eser yazmış, adını da “Ölüm Korkusundan Kurtuluş Risalesi” koymuştur. Kitabında der ki: “Ölüm olmasaydı insanlar dünyaya sığmazlardı. Müthiş perişanlık olurdu. Ölümü kötü görmek cehaletin sonucudur. Ölüm ilâhî bir ihsandır. İlâhî ihsan kötü olmaz. Kötü olan ondan korkmaktır. Ölümden korkanlar onun mahiyetini ve hakikatini bilmeyenlerdir.” (İbn-i Sina, Ölümden Kurtuluş Risalesi, Mütercim: M. Hazrai Tura, s. 21.) 

Evet, bizler ölümden korkmamalıyız. Korkulacak bir şey varsa o da imansızlıktır ve günahlarımızdır. Öyle ise kendimize ve dostlarımıza “Ölümden korkma! Günahlardan kork!” demeliyiz. 

Baki hayatın başlangıcı: ÖLÜM

Bediüzzaman ölümü şöyle tarif eder: “Ölüm, hayat vazifesinden bir terhistir. Bir tebdil-i mekândır, bir tahvil-i vücuttur. Bir âyat-ı ebediyenin başlangıcıdır. Hz. Adem babamızın vatan-ı aslisi olan Cennete bir dâvettir. Zindan-ı dünyadan bostan-ı cinana bir dâvettir. Yüzde doksan dokuz ahbaba kavuşmak için bir vesiledir. hayat-ı bâkiyeye bir dâvettir, bir mebdedir, bir hayat-ı bâkiyenin mukaddimesidir.” (Mektubat, 1993, s. 13.)

Peygamberimiz (asm): “Ölüm mü’minin hediyesidir” (Gazali, İhya, 4: 806.) buyurmuşlardır. Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri bu hadisin açıklaması olarak şöyle buyurur: “Ticaret ve memuriyet için mühim vazifelerle bu dünyaya gönderilen insanlar, ticaretlerini yapıp, vazifelerini bitirip, hizmetlerini itmam ettikten sonra yine onları gönderen Hâlık-ı Zülcelâllerine dönecekler ve Mevlây-ı Kerîmlerine kavuşacaklardır.” (Mektubat, 210.)

Nitekim ölüm meleği Hz. İbrahim’in (asm) canını almak için gelince İbrahim (as) “Dost dostunun canını alır mı?” dedi. Yüce Allah buyurdu: “Dost dostuna kavuşmak istemez mi?” O zaman Hz. İbrahim (as) kendisini Hz. Azrail’e (as) teslim etti.

Sen iki kabrin arasındasın

Nitekim Peygamberimize (asm) bir sahabi geldi ve “Ya Resulallah! Kıyamet ne zaman kopacaktır?” dedi. 

Peygamberimiz (asm): “Kıyamet için ne hazırladın?” buyurarak cevap verdi. Her insanın ölümü onun kıyametidir. Ölüm mutlaka gelecektir öyle ise ölümün bizden istediği “iman ve salih amel” peşinde koşmamız gerekir. Öldükten sonra bize fayda verecek olan ancak “iman ve salih amel”dir. 

Bediüzzaman der ki: “Ey nefs-i emmare! Kat’iyen bil ki, senin hususî, ama pek geniş bir dünyan vardır ki, âmâl, ümit, taallûkat, ihtiyacat üzerine bina edilmiştir. En büyük temel taşı ve tek direği, senin vücudun ve senin hayatındır. Halbuki o direk kurtludur. O temel taşı da çürüktür. Hülâsa, esastan fâsit ve zayıftır. Daima harap olmaya hazırdır. 

Evet, bu cisim ebedî değil, demirden değil, taştan değil; ancak et ve kemikten ibaret birşeydir. Âni olarak senin başına yıkılıyor, altında kalıyorsun. Bak zaman-ı mâzi, senin gibi geçmiş olanlara geniş bir kabir olduğu gibi, istikbal zamanı da geniş bir mezaristan olacaktır. Bugün sen iki kabrin arasındasın; artık sen bilirsin. 

Arkadaş! Bildiğimiz, gördüğümüz dünya bir iken, insanlar adedince dünyaları hâvidir. Çünkü, her insanın tam mânâsıyla hayalî bir dünyası vardır. Fakat öldüğü zaman dünyası yıkılır, kıyameti kopar. (M. Nuriye, 1993, s. 59.)

Ölüm bir nimettir

Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde: “Sizin nasıl amel işleyeceğinizi göstermek için hayatı ve ölümü yaratmıştır” (Mülk Sûresi, 67: 3) buyurur. Bu âyet ölümün de hayat gibi mahlûk olup, ancak Allah’ın kudreti ile vücuda geldiğini bize haber vermektedir.

Kur’ân-ı Kerîm bize ölümü yeni bir yaratılış ve bir nimet olarak gösteriyor. 

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri: “Ölüm nasıl nimet olur?” diyenlere “İşaratu’l-İ’caz”da şöyle cevap verir:

“Evvelâ: Saadet-i ebediyenin mukaddimesidir. 

Saniyen: Ölüm, muzır hayvanlarla dolu bir kafesten geniş bir sahraya çıkmak gibidir. Binaenaleyh ruh cesetten çıkarsa necat bulur. 

Salisen: Ölüm olmasa küre-i arz nev-i insanı istiab etmezdi ve nev-i beşer müthiş perişaniyete düşerdi. 

Rabian: İhtiyarlıkla insan o uruma giriftar olur ki, tekâlif-i hayata kadir olamaz, daima ölümü isterler.

İşte bunlar için ölüm nimettir. (İşaratu’l-İ’caz, 1993, s. 205.)

“Ölümü kötü görmek cehalettir”

İbn-i Sina ölümün nimet olduğunu anlatan bir eser yazmış, adını da “Ölüm Korkusundan Kurtuluş Risalesi” koymuştur. Kitabında der ki: “Ölüm olmasaydı insanlar dünyaya sığmazlardı. Müthiş perişanlık olurdu. Ölümü kötü görmek cehaletin sonucudur. Ölüm ilâhî bir ihsandır. İlâhî ihsan kötü olmaz. Kötü olan ondan korkmaktır. Ölümden korkanlar onun mahiyetini ve hakikatini bilmeyenlerdir.” (İbn-i Sina, Ölümden Kurtuluş Risalesi, Mütercim: M. Hazrai Tura, s. 21.) 

Evet, bizler ölümden korkmamalıyız. Korkulacak bir şey varsa o da imansızlıktır ve günahlarımızdır.

Öyle ise kendimize ve dostlarımıza “Ölümden korkma! Günahlardan kork!” demeliyiz.

Okunma Sayısı: 1955
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali Tam

    18.4.2019 02:36:38

    Mükemmel derlemeler... Risale-i Nur'un envari hangi yöne tutulursa o cihette karanlik yer kalmiyor, bilakis oradan da nurlar hadsiz maddî ve manevî menzillere inikas ediyor ve iman dolu gögüslere sürur ile ali seciyeler veriyor. En kücük mertebede Veliyullah olan mü'min ve arzin halifesi olan insana, olmasi gereken abidane insanligi te'kid ve takrir icin ders veriyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı