"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Böyle m’olur gazetecilik a’canım?

Ahmet BATTAL
10 Ocak 2019, Perşembe
Sizin durumunuz nasıl bilemiyoruz. Ama çevremizde “basın özgürlüğü ne durumda” diye kime sorsak hemen hemen daima “kötü” cevabını alıyoruz.

Sadece bazı hakikî ve samimî saf kardeşlerimiz şunu söylüyor: “Medya özgür olmasa sen bu yazıyı yazamazdın!” 

Onlara verilecek cevabımız yok. Ama bir duâmız var: “Allah beni de senin kadar saf ve temiz kalpli yapsın!” 

Medyanın tektipleşmesinden herkes şikâyetçi. 

Bir “yarı resmî” “havuz medyası”nın varlığını bilmeyen ve kabul etmeyen yok. 

Medya kelimesinin manasına da uygun olarak “toplumsal arabulucu” rolü üstlenmesi gereken medyanın, çok zamandır bir tür “toplumsal arabiçici” görevi gördüğünün herkes farkında. 

Tirajlar ve haber/yorum programlarının izlenme oranları da esasen bu durumun delili.

Bunun orta ve uzun vadeli zararlarını ise ancak uzak ufku görenler kestirebiliyor. 

Yazılarımızı az-çok düzenli olarak internet üzerinden veya sosyal medya paylaşımlarımızdan okuyan dostlarımızın en ilginç tepkisi “başınıza bir şey gelmesinden çekinmiyor musunuz?” sorusuyla başlıyor. 

Ne diyelim, biz de “çekiniyor olsak da yazmaktan vazgeçecek kadar çekinmiyoruz, elbet geçer bu günler ve elbet bizim de katkımız olmuş olur, bu hayır da inşallah bizi Allah’ın huzurunda mahcubiyetten bir parça da olsa kurtarır” diyoruz. 

Gerçekten yanlışlıklar ve hatta zulümler karşısında konuşabilecekken susan “dilsiz şeytan”lardan biri olmaktansa birilerinin hışmını çekme ihtimali pahasına da olsa idarecilere hakkı tavsiye ve halka da sabrı tavsiye etmek için yazan insan olmak daha insanî görünüyor. 

Cesur olduğumuzu elbette iddia etmiyoruz. Ama gerçek cesurların azaldığı zamanlarda olağan ve zarurî cesaretin bir parçası bile çok büyük bir şey gibi algılanabiliyor. 

Bazı okuyucularımız, hâlâ, “neden iktidarın yaptığı iyi işleri alkışlayan yazılar yazmıyorsunuz?” diye soruyorlar. 

Biz onlarla “kime göre ve ne kadar iyi” müzakeresi yapmıyoruz. “İyi işler”in “gerçekten iyi” olup olmadığı tartışmasına da girmiyoruz. 

Sorularına, bıkmadan ve usanmadan şu cevabı veriyoruz: “Var sayalım ki dediğiniz gibi iyi işler hakkında yazmamış olalım; biz yazmadığımız için iktidar bu iyi işleri yapmaktan vazgeçer mi ya da biz yazmadığımız için bu iyi işlerin varlığından haberdar olamamış birileri var mı?”

Gerçekten, hakkında Yeni Asya’da haber ya da yorum çıkmadı diye âlemden gizli kalmış bir iyilik var mı?

Okunma Sayısı: 1633
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ertan Yılmaztürk

    10.1.2019 13:05:10

    Hocam size yorumsuz bir yorum; Yeni Asya nın birinci sayfasında.

  • Gündüz Alp-3

    10.1.2019 12:59:19

    Bırakın kurumları insanların bile birbirine olan güveni sarsıldı. Bu güven kaybının sorumlusu kimler? En başta ülkeyi yönetenler değil mi? Yanlış politika ve yönetim tarzının sonucunda geldiğimiz siyasal, sosyal ve ekonomik hayatın durumu ortada. Kötüyü iyi göstermek yerine, iyi olması için gayret göstersek daha doğru iş yapmış olmaz mıyız? Sorunları halının altına süpürmek ya da ötelemekle ne kazanıyoruz? Yandaş medya veya fanatik taraftar olmanın ülkeye katkısı nedir? Bu dönemde medya maalesef diğer kurumlar gibi iyi sınav veremedi. Güvenini kaybettiği gibi, kamuoyunu yanlış bilgilendirdi ve yanlış yönlendirdi. Doğru gazetecilik üzerinde hareket etmiş olsaydı, başta demokrasi ve hukuk olmak üzere topyekun Türkiye kazançlı çıkmış olacaktı. Tren kaçmasa da raydan çıkmış odu. Hepimizin her konuda işi çok zor.

  • Gündüz Alp-2

    10.1.2019 12:44:39

    Hatırlarsanız 16 Nisan halk oylamasının temel argümanı, iktidar tarafından "Güçlü" olmak üzerine kurulmuştu. Başta "Güçlü Meclis." Peki öyle mi? Evet, demek mümkün değil. Torba torba yasaların geldiği günlerde meclisi kavga ederken görebiliyoruz. Zaten İç İşleri Bakanı da "meclisteki sayılar bir önem taşımamaktadır. Bu yeni sistem bir istiklal sistemidir" demişti. (Basın,30.12) Oysa biz "CHS" diye bilirdik. Demek o da değilmiş. Mesela, bu istiklal döneminde, kim kime karşı karşı istiklal mücadelesi verecek? Hiç bitmeyen bu savaş söylemleriyle ülkeye barış ve huzur getirmek mümkün olur mu? Artık güzel şeyler duymak güzel şeyler görmek istiyoruz. Toplumsal barış ve huzuru, toplumsal birliği ve dirliği, yapımızı ve psikolojimizi bozan şu mantıksız ve muhakemesiz eylem ve söylemleri terk edelim. Yoksa bunun faturasını bugün bizler gelecekte de çocuklarımız ödemeye devam edecektir.

  • Gündüz Alp

    10.1.2019 12:11:34

    Sayın Battal, merak etmeyin kimin gerçek anlamda gazetecilik yapıp yapmadığını şu süreç bize gösterdi. Hakkın hatırını âli tutanlar ile takım tutar gibi parti tutanlar birbirinden kesin hatlarla ayrıldılar. Yazınız bugün partili CB'nın: "Basın artık daha özgür!" Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC)'nin: "142 gazeteci hapiste" (Yeni Asya, 10.01) beyanına tevafuk etmiş. Haberi okuyunca istemeyerek "Nasıl yani?" diye soruyor insan. Herhalde En Özgür Gazete sıralamasında ilk sırayı Yeni Asya hak etmektedir. İlk ve en önemli sebebi, doğru gazetecilik yapmasıdır. Şu anda medyada en fazla ihtiyaç duyulan şey de budur. Yalanın ve aldatarak iş görmenin çok revaçta olduğu, siyasetin de bunu bilerek alet gibi kullandığı bir zaman diliminde, hem DOĞRU hem CESUR olabilmek oldukça zordur. Doğruluk ve cesaret de inanç kaynaklı iki erdemli davranıştır. Tebrik, teşekkür ve dua ediyoruz. Uyarmaya ve uyandırmaya devam lütfen.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı