"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kanun hükmünde tımarhane

Ahmet BATTAL
08 Ağustos 2020, Cumartesi
Bugün üniversite tercihleri hakkında yazacaktık. Ama daha önemli bir mevzu devam ediyor. Tercih işi yarına kaldı.

Dünkü yazımızdan biliyorsunuz. Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla toplanıp talimat yönünde (!) tavsiye kararı almış ve Cumhurbaşkanı da bu tavsiyeyi YÖK’e bildirmişti. 

Özerk YÖK “tak diye” emri alıp “şak diye” gereğini yapmış. Açılışa bir kala tercih kılavuzu değiştirilmiş ve açık öğretim kurumlarının dört yıllık psikoloji lisans eğitimi programları kılavuzdan çıkarılmış. 

Böylece bu önemli öğretim işi uzaktan eğitimle değil geleneksel olarak olduğu gibi yüz yüze eğitimle yürüyecek. İsabetli sayılabilir.

Ama karar zamanı ve biçimi önemli. 

Hikâye gösteriyor ki YÖK’ün özerkliğinin önemi yok. Önemli olan hız. Çağ mı atlıyoruz, uçurumdan mı? O ayrı mesele!

Bunca zamandır bu meselelerde neden beklendiğinin ve yumurta kapıdayken tavuğun altına neden mermer sürüldüğünün önemi de yok. Önemli olan hız!  

Bu haber üzerine sosyal medyada biri yorum olarak başlıktaki imrenilecek icat cümleyi yazmış: Kanun hükmünde tımarhane!

Bir diğeri de haberin altına şöyle bir yorum yazmış: “Ol der oluverir. Sen neymişsin mübarek!”

Gerçekten, bu basit ve fakat sembolik olay, son yıllarda eğitim ve sınav sistemimizde sıkça yaşanan emrivakilere ve derbederliklere bir yenisini eklemiş oldu. 

Bu vesileyle bir hususu hatırlatalım: 

Hukuk eğitiminde reform gerektiğini herkes biliyor ve söylüyor. Ama bırakın reformu, on sekiz senedir, iyileştirme anlamında dahi bir arpa boyu yol alınamamış durumda.

Hukuk fakültelerinde açık öğretimden daha kalitesiz ve daha derbeder bir eğitim süreci yürüyor. “Keşke açık öğretimin disiplini bari olsa” dedirecek kadar vahim. Üstelik öyle sadece bazı vakıf üniversitelerinin ya da bazı taşra üniversitelerinin hukuk fakülteleri için değil, hemen hemen tüm hukuk fakülteleri için geçerli bir problem. 

Devam mecburiyeti fiilen işlemiyor. Devam etmeyen öğrenci için fakültenin açık öğretim fakültesinden farkı yok. Kitap bile yok. Yarısı yanlış ders notları ve fotokopilerle idare ediliyor. Bilişim teknolojileri neredeyse hiç kullanılmıyor. Ezbercilik had safhada. 

Üstelik sınavlar da asgarî kaliteden mahrum. Hoca ve asistan keyfiliği had safhada. Daha önemlisi ölçme değerlendirme kriterleri objektif değil. Öğrenci bu üniversiteden geçemediği “zor ders”i öbür üniversitenin yaz okulunda “kolay hoca”dan alarak ya da olmadı yatay geçiş yaparak alıp geçiyor ve “hukukçu” oluyor. 

Hukuk mezunlarında var olması beklenen ve adına “hukuk nosyonu” denilen kabiliyet hak getire. 

Böyle bir kişide adalet duygusu da eksik olunca, hukuk oluyor guguk! Avukat olsa müvekkil satar, hâkim olsa meslektaşını hapse atar!

Okunma Sayısı: 2663
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Yusuf taha

    8.8.2020 21:16:24

    ilahiyat açık öğretimde kaldırılması lazım.ilahiyat psikoloji,hukuk,tıp bölümlerinden daha mı az önemli? bu ne aymazlık?

  • Metin

    8.8.2020 15:43:27

    Hak etmediği hakkı alandan hak beklenilmez. Olsa olsa haksızlık beklenilir. Kısacası yanlıştan doğru çıkmaz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı