"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yalancı çobanın beka meselesi

Ahmet BATTAL
19 Mart 2020, Perşembe 00:08
Herkes “bizde ve başka ülkelerde salgın ne durumda” diye bakıyor.

Ama biz başka bir yöne daha bakıyoruz: 

Hangi ülkenin vatandaşı hangi ölçüde sağlam bilgiye hangi hızla ulaşıyor? 

Bu bilgileri hangi temel değer yargılarıyla işliyor? 

Bu işlemlerden hangi doğru sonuçlara ulaşıyor? 

Gerçekten güncel meseleler ve bilhassa salgın sebebiyle, bütün dünya, sağlam haber ihtiyacının zirvesinde. Bugüne kadar böyle yüksek bir zirveye de hiç çıkmamış. 

Ve iletişim teknolojisinin geldiği noktada maalesef “yalan haber” de zirve yapmış halde. 

İnsanlar neye inanacağını ve kime güveneceğini şaşırmış durumda. Devletler de güveni kaybetmiş. 

Bu kötü duruma en büyük katkıyı elbette devletlerin haber ve yayın kanalları yaptı. Ama bu mesele tüm devletlerin değil, kötü yönetilen ülkelerin meselesi. 

Yalancı çobanın hikâyesini bilirsiniz.

Koyunların başında sıkıldıkça “sürüyü kurtlar bastı, yardıma koşun” diye köyü alarma kaldırmış. 

Bir, iki, … derken insanlar her seferinde kandırıldıklarını gördükçe alarmı ciddiye almaz olmuşlar. 

Bir gün sürüyü gerçekten kurtlar çevirmiş ve çoban da yine köylüden yardım istemiş, ama köylü “bu haşarı çoban yine bizimle dalga geçiyor” diyerek alarmı tınlamamış. 

Sonra, tahmin edeceğiniz gibi, olanlar olmuş!

Birçok ülkede devletin haber kanallarının durumu maalesef “yalancı çoban” durumu. 

Bu yalancı çoban şimdi corona ile test ediliyor. 

Ama asıl problem “beka meselesi”nde kendisini gösterecek. 

İkide bir mühim olan ya da olmayan iç dış meseleler için “beka meselesi” diyen bir hükümet ve medyası, bu beka işinin insanların zihninde hafiflemesine ve önemsizleşmesine sebep olmuş olabilirler. 

“Gerçekten beka meselesi” sayılacak bir konu ile karşılaştığımızda, milletin “yalancı çoban işte, ne olacak, yatalım kulağımızın üzerine” demesi en büyük riskimiz. 

Çobanlık ciddiyet ister. Ama devlet yönetmek daha büyük ciddiyet ister.  

Hele böyle zamanlarda.

Az konuşmak, ama doğru konuşmak şart. 

Malûm, “her söylediğin doğru olmalı, fakat her doğruyu her yerde söylemek doğru değildir”. 

Okunma Sayısı: 2581
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • erhan

    19.3.2020 10:37:42

    zalimler, onları alkışlayanlar, onları alkışlayanları alkışlayan,yalancı, takiyeci, yeryüzünde ne kadar hükümdar, lider varsa onlar için yaşasın cehennem.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı