"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dindarlığın çöküşü

Ahmet DURSUN
18 Aralık 2025, Perşembe
Mehmet Akif Ersoy…

Bu isim, nesiller boyunca “güzel ahlâk, dürüstlük, doğruluk, ahde vefa, namus, sadakat, samimiyet, hürriyetperverlik, vatanseverlik, tam bir dindarlık” gibi özellikleriyle anılan ve sevilen İstiklâl Marşı şairimizin adı olarak zihinlerde ve kalplerde yaşayıp gidiyordu; tâ ki aynı ismi taşıyan ünlü bir televizyoncunun uyuşturucu, fuhuş, taciz gibi suçlamalarla göz altına alınıp tutuklanmasına kadar. 

İstiklal Marşımızın abide şahsiyeti dürüstlüğü, samimiyeti ve İslâmî kimliğiyle Anadolu’yu ve Anadolu insanını temsil ediyor olmalıydı ki insanımız onu sevmekten ve sözde muasırlık adına dine, dindarlığa ve Akif gibi dindarlara savaş açanların şerrinden korumaktan asla vaz geçmedi. İnsanımız, çocuklarına gururla Mehmet Akif ismini koyarken bu vatanın “Asım”ın nesli”ni temsil edecek evlâtlarla yükselmesini zihninde idealize etti. Bu idealizm, yine Akif’in “Kenar-ı Dicle’de Bir Kurt Aşırsa Koyunu, Gelir de Adl-i İlâhî sorar Ömer’den onu” gibi mısralarıyla İslâmcı siyasetin “adil düzen” propagandalarına baş tacı yapılıyordu. Yine “Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem/Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem…  Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam/ Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam” mısraları da geçmiş zilletlerin müsebbiplerine meydan okumak için terennüm ediliyordu.     

İslâmî değerlerle yeniden dirilişin ve uyanışın timsali olarak bu topraklarda izzetle yaşayan Mehmet Akif Ersoy isminin bugün utanılası iddialarla genç nesillerin zihnini kirletmesi ne acı! “Kirlenen isim mi, hakikat mi? Çöken kim? Düşen insan mı, iman mı?” sorularıyla birlikte…

Yüz kızartıcı iddialar sebebiyle Mehmet Akif Ersoy’la birlikte göz altına alınan ve tutuklanan isimlerin muhafazakâr! ailelerden gelmeleri, başka bir deyişle “bizim mahalleden” çıkmaları, son yıllarda buna benzer olayların fazlasıyla artması, “Ne oluyoruz?” sorularıyla birlikte, akıllara iktidarın yıllardır dilinden düşürmediği “dindar nesil” politikalarını getirdi. 

Yola “Davam!” haykırışlarıyla çıkanların; ruhunu, aklını, şahsiyetini ve değerlerini güçle, parayla değiştiren bir pespayeliğe konu olması çok derin bir analize muhtaçtır. Bu analiz bu yazının konusu olmamakla birlikte, “dindar nesil” arayışlarının ve çabalarının neden tutmadığı sorusu da bizim mahallenin en can alıcı sorusu olarak ortada durmaktadır. Çeyrek asırdır iktidarın, paranın ve gücün bütün imkânlarından yararlanan ve bilhassa son yıllarda her istediğini pervasızca yapabilen “dindar bir iktidar!”ın elinde öfke ve şiddetle, anne baba cinayetleriyle, yolsuzluklarla, arsızlıklarla ve hırsızlıklarla, çatırdayan ailelerle, yitirilmiş hayatlarla anılan bir toplum sosyolojisi bize neler söylemektedir? 

Hakikatte derin bir yuvarlanışın ve çöküşün içindeyiz. Kültürel ve ahlâkî derinliğini kaybetmiş bir dindarlık anlayışını sadece dünyevî telâşların gündelik kazançlarına feda eden gerçek bir iflasın eşiğindeyiz. İslâm karşıtı, din düşmanı olarak etiketlediklerimiz, “bizlerin;” yani hayatın her alanında dini referans gösterenlerin “görkemli bir yenilgi” içinde olduğumuzu, belki de bir rövanş arzusuyla ellerini ovuşturarak söylüyorlar. 

Şatafatlı bir ömürden sonra gelen hüzünlü bir mağlubiyet… “Görkemli bir yenilgi…” Şeklî dindarlığın çöküşü… Gerçekte, bu ne dinin, ne imanın, ne de hakikatin yenilgisidir. Bu, imanı yüreğine; yüreğini sokağa indiremeyenlerin ürettiği şeklî bir dinin yenilgisidir, düşen fildişi kulelerdir.  

Hakikat yerli yerindedir ve hakikat erlerini beklemektedir. “Eğer çiğnenmemek isterlerse seylâb-ı eyyama/Rücu etsinler artık Müslümanlar sadr-ı İslâm’a” diyerek Müslümanları hak ve hakikatin özüne davet eden Akifler gibi… 

Okunma Sayısı: 2600
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin Şahin

    19.12.2025 21:32:45

    Yazının başlığı değişmeli. Çünkü bu gazete ve camiasının hedefleri arasında dindarlık da var. Yani İnsanların ve Cemiyetin dindarlaşması, iman dersini almalarını ve buna göre yaşamaları konusunda gayret ediyor. Zaten yazıda da bu işleniyor. Dolayısıyla başlık, yazının muhtevası ile çelişiyor gibi geliyor bana..

  • Hüseyin Şahin

    19.12.2025 00:18:54

    Yazının muhtevası çok güzel. Yazarı tebrik ediyorum. Ancak başlık keşke böyle olmasaydı. Zira yazıda da belirtildiği üzere, dindarlık çökmemiştir. Yani gerçek dindarlık çökmemiştir. Şekli dindarlık, siyasi dindarlık çökmüştür. Hiç olmazsa yazının buradaki nüshasının başlığının değişmesini teklif ediyor ve bekliyorum..

  • S.topuz

    19.12.2025 00:06:23

    ..."Zira kâinatı nağamatıyla raksa getiren ve hakaikın esrarını ihtizaza veren musika-i İlahiye hiç durmuyor. Mütemadiyen güm güm eder. Padişahlar padişahı olan Sultan-ı Ezelî, Kur'an denilen musika-i İlahiyesi ile umum âlemi doldurarak kubbe-i âsumanda şiddetli ses getirmekle, sadef-i kehf-misal olan ulema ve meşayih ve hutebanın dimağ, kalb ve femlerine vurarak, aks-i sadâsı onların lisanlarından çıkıp seyr ü seyelan ederek, çeşit çeşit sadâlarla dünyayı güm güm ile ihtizaza getiren o sadânın tecessüm ve intibaıyla; umum kütüb-ü İslâmiyeyi bir tanbur ve kanunun bir teli ve bir şeridi hükmüne getiren ve her bir tel, bir nev'iyle onu ilân eden o sadâ-yı semavî ve ruhanîyi kalbin kulağı ile işitmeyen veya dinlemeyen; acaba o sadâya nisbeten sivrisinek gibi bir emîrin demdemelerini ve karasinekler gibi bir hükûmetin adamlarının vızvızlarını işitecek midir?"... Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı, Tarihçe-i Hayat - 80

  • S.topuz

    19.12.2025 00:04:24

    ..."Yavaş yavaş incizab ile imti zac edecektir. Fenn-i hikmette takarrur etmiştir ki: Hiss-i dinî, bâhusus din-i hakk-ı fıtrînin sö zü daha nafiz, hükmü daha âlî, tesiri daha şediddir.Evet,evet.. eğer sivrisinek tantanasını kesse, bal arısı demdemesini bozsa; sizin şevkiniz hiç bozul masın, hiç teessüf etmeyiniz. Zira kâinatı nağamatıyla raksa getiren ve hakaikın esrarını ih-tizaza veren musika-i İlahiye hiç durmuyor. Mütemadiyen güm güm eder.Padişahlar pa-dişahı olanSultan-ıEzelî,Kur'an denilen musika-i İlahiyesi ile umumâlemi doldurarak kubbe -i âsumanda şiddetli ses getir mekle sadef-i kehf-misal olan ulema ve meşayih ve huteba-nın dimağ, kalb ve femlerine vurarak, aks-i sadâsı onların lisanlarındançıkıp seyr ü seye-lan ederek, çeşit çeşit sadâlar la dünyayı güm güm ile ihtiza-za getiren osadânın tecessüm ve intibaıyla;umum kütüb-ü İs-lâmiyeyi bir tanbur ve kanun-un bir teli ve birşeridi hükmü-ne getiren ve her bir tel,bir nev 'iyle onu ilân eden o sadâ-yı semavî ve ruhanîyi

  • S.topuz

    18.12.2025 23:51:42

    Bedîüzzaman'ın Şarkdaki aşa-irle muhavere ve münazarala-rından birkaç misal:Sual: Dine zarar olmasın,neolursa olsun?Elcevab:İslâmiyet güneş gibi-dir, üflemekle sönmez.Gündüz gibidir,göz yummakla gece ol-maz. Gözünü kapayan, yalnız kendine gece yapar. Hem de mağlub bîçare bir reise yahut müdahin memurlara veyahut mantıksız bir kısım zabitlere itimadedilirse ve dinin himaye si onlara bırakılırsa mı daha iyidir, yoksa efkâr-ı âmme-i milletin arkasındaki hissiyat-ı İslâmiyenin madeni olan ve herkesin kalbindeki şefkat-i imaniye olan envâr-ı İlahînin lemaatının içtima'larından ve hamiyet-i İslâmiyenin şerarat-ı neyyiranesinin imtizacından hasıl olan amud-u nuranînin ve o seyf-i elmasın hamiyeti-ne bırakılırsamı daha iyidir, siz muhakeme ediniz.Evet şu a-mud-u nuranî, dinin himayeti-ni, şehametinin başına, mura-kabesinin gözüne, hamiyetinin omuzuna alacaktır. Görüyorsu nuz ki,lemaat-ı müteferrika te-le'lüe başlamış.Yavaş yavaş..." Tarihçe-i Hayat

  • Hasan S

    18.12.2025 20:55:47

    Bu zamanda neye inanıp, neye güveneceğimiz çok zor ve meçhul. Adalet, zulüm ,yalan ile doğrunun aynı çarşıda satıldığı bir zamanda yaşıyoruz. Eğer doğru ise vahim, ya komplo ve tuzak ise ?!!! Onun için Eğer sağlam kaynağınız ile haber teyit ettiyseniz güzel, isabetli yorum.ya değil ise ? O zaman kul hakkına girmiş olunur .Aman dikkat!!! Rabbım hakkı hak bilip,hakka ittiba, batılı batıl bilip ,ondan kaçınmayı nasıp etsin inşallah

  • Gülsüm çağlar

    18.12.2025 14:56:28

    Orhan bey Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu zaman 13 milyon nüfusun 4 buçuk milyonu gayrimüslim idi. Verdiğiniz %15 tahmin edilebilir bir rakam.

  • Asım Bera

    18.12.2025 14:45:04

    "Dindarlığın Çöküşünü"nü isimler üzerinden ifade etmenizi doğru bulamadım. İçinde bulunduğumuz istibdad ortamında kimin masum kimin suçlu olduğunu bilemiyoruz. Yazıda geçen isim ve işaret edilen isimler hakkında soruşturma devam etmekte olduğu için masumiyet karinesi gözardı edilmemelidir.

  • hasan ışık

    18.12.2025 10:18:00

    Yazarı tebrik ediyorum. Harika bir yazı olmuş..... Çok düşünülüp çokça yeni tedbirler alınması gereken bir durumdayız. Özellikle dindar kesimler ve özellikte nurcu dediğimiz kesim derslerde gençler yok dershanelerde öğrenci yok ne olacak geleceğimiz.

  • Abdullah

    18.12.2025 09:37:11

    Bu bozulmanın,çürümüşlüğün,kokuş musluğun müsebbibi yalnız iktidar de ğildir.Bu ehliyetsiz iktidarı inat ve ısrar la destekleyenlerin payını da asla unut mamak lazım. İktidarı ayakta tutan di renklerden biri taraftarlarıdır.İktidarın haksız ve hukuksuz icraatlarından zerre kadar ders ve ibret almıyorlar.En küçük bir muhasebe yapmıyorlar.En küçük bir pişmanlık duymuyorlar.İşte insanı en çok düşündüren taraf bu körü körüne tabi olup gitmektir.Halbu ki; Müslüman bir delikten iki kere ısırılmaz.Bizim mahallenin adamlarının da bunda payı büyüktür.Hâlâ kış uyku şuna devam ediyorlar!!..

  • S. Pelin Kurukahveci

    18.12.2025 08:44:27

    Kemalist, sol, seküler camiada bunlardan daha beter ve çok daha fazla hadise zuhura geliyor. Onlar bu tür genellemeleri dindarlardan daha çok hakediyorlar. Ama bir yüzsüzlük nişanesi olarak dindarların içindeki çürük elmaları vitrine çıkarmakta pek bir mahirler. En azından bizler bu konuda uyarıcı olmakla beraber genelleyici olmaktan kaçınmalıyız.

  • S. Pelin Kurukahveci

    18.12.2025 08:38:20

    Hocam derdinizi anlıyorum. Ancak bu kadar karamsar olmaya gerek yok diye düşünüyorum. Bunlar çarpıcı örnekler ancak tekil örnekler. Dindarların çoğu bu anlayıştan uzak yaşamaya çalışan insanlar. Nasıl ki fetö üzerinden bütün nurculuğun genellenmesine karşı durduysak bu tür örnekler üzerinden dindarların da genellenmesine uzak durmalıyız.

  • Orhan Ali YILMAZ

    18.12.2025 05:47:40

    Şu "günümüze" de bir "sözümüz", hem de şu bir "vurgumuz" olsaydı, olabilseydi keşke... Meselâ, Mehmet Ali Kulat'ın MAK aracılığı ile yaptığı "TÜRKİYE'DE TOPLUMUN DİNE VE DİNİ DEĞERLERE BAKIŞI" başlıklı şu "en kapsamlı" şu son "Anket Sonuçları"na, meselâ "ufacık", şu "küçücük" bir "atıf" yapılabilseydi keşke... "Nufüs Kâğıdı" İstatistiklerine göre %98'i Müslüman olan ve şu idare edenler tarafından idealize ile şu sloganlaştırılan "Dindar Nesil yetiştireceğiz!" iddiasıyla ortaya konan projenin,şu nihayetinde gelinen şu en son noktada, şu güzel ülkemizde, elân, kendisinin % 5 "Ateist", %10 ise şu "Deist" olduğunu, açıkça, hem de hiç "çekinmeden" şu "ilan" eden; toplamda şu %15 gibi, şu tırnak içinde, artık "Dinsiz" bir kesimin de var olduğu gerçeğine, şu "gerçekliğine" meselâ...

  • Fikret

    18.12.2025 02:44:30

    Soruları , endişeleri ve cevapları bir arada güzel bir yazı oldu. Kendini muhatap kabul eden herkesin Allah CC yâr ve yardımcısı olsun. Vesselam hocam.

  • Osman Yıldırım

    18.12.2025 00:35:39

    "Zülm ile abad olanın sonu berbat olur" denir ya,işte bugün yaşananlar tamda bunu terennüm ediyor. Din gibi kutsal olan bir değerin kullanılarak herkese ait olan devlet mekanizmasının bir adamın şahsi malı imiş gibi istimal edilmesinin zulüm olduğu ve bununla abad olan 23 yıllık bir iktidarın toplumu getirdiği son nokta bu pespayeliklerdir. Şimdi ben müdakkik bir dindarım diyen ve bu iktidara kayıtsız şartsız teslim olanların düşünme zamanının geldiğini,gelinen noktada tüm bu olanların tek sorumlusu şahsa " Siyasi Mehdi" diye sahip çıkanların bunu izah etmeleri ve yeni bir değerlendirme yapmaları gerektiği kanaatindeyim,aksi durumda bunun vebali çok ağır olacaktır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı