"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Namaza duruyoruz, ama...

Harun SÖZLER
18 Aralık 2025, Perşembe
Daha ellerimizi bağlar bağlamaz, kimi kolunu kaşımaya başlıyor, kimi boynunu.

Kimi alnını yere koyarken gömleğinin kolunu düzeltir, kimi rükûdayken pantolonunun paçasını çekiştirir. Secdeden doğrulurken “ah”lar, “vah”lar, “aman aman”lar duyulur. Eller yine sağa sola savrulup kaşıyacak bir yer bulur. Sanki namaz, âlemlerin Rabbine yöneliş değil gibidir.

Zoraki, derdest edilmiş, ister istemez huzura çıkarılmış bir hâlimiz var. Gönülsüz, yahut tekrarın verdiği alışılmışlık ve umursamazlıkla ellerimizi “Allahu Ekber” diyerek kaldırmamızla bir bakıyoruz ki, “Rabbena”ya gelivermişiz. Sanki cami yanıyormuş gibi, alelacele bir hâle gelmiş namazlarımız. Sonra da “Namaz da aradan çıktı” deriz. Aradan çıkarılması gereken bir iş gibi…

Oysa bu hâl, sadece bir bedensel refleks değil, ruhsal bir kayıtsızlıktır. İnsan, neye dikkat verirse ona kıymet biçer. Bizim kaşınan yerimiz beden değil, aslında kalbimizin sabırsızlığıdır. Huşûsuzluk, bir nevi ruhun huzursuzluğu, iç disiplinsizliğidir.

Düşün ki bir padişahın huzuruna çıkıyorsun. Orada elinle mi oynarsın, yoksa sükûnetle, saygıyla mı durursun? Biz ise Âlemlerin Rabbine, Hâlık’ına yönelmişiz, ama farkında değiliz.

Kitab-ı Mukaddes’te dahi defalarca “Namazınızı dosdoğru kılın”¹ yazmasına rağmen, bizde bu kadar hafife alınması anlaşılır gibi değil.

1400 yıl önce Resûlullah’ın (asm) ikaz ettiği, ‘yem yiyen tavuklar’ gibiyiz. Tadil-i erkân’ın ne yanından geçiyoruz ne de yöresinden. Âhirzamanın debdebesi ve velvelesi içinde, kısalan zamanın aceleci Müslümanlarıyız.

Oysaki tadil-i erkân sadece şekil değil, edep dilidir. Çünkü namazda şekil, ruha nizam kazandırır. Her rükûn bir teslimiyet, her sükûnet bir edeptir. Tadil-i erkân, namazın bedenle yapılan tefekkürüdür.

Bilhassa İslâm davasını gaye edinmiş insanların bu inceliğe sıkı sıkıya riayet etmesi gerekmez mi? Allah’ın huzuruna ciddiyetle durmayan, insanların huzurunda nasıl vakar taşıyabilir? Namazdaki özensizlik, davadaki ciddiyeti de kemirir. Zira namaz, bir müminin Rabbine olan saygısının aynasıdır. Bizim Rabbimiz karşısındaki laubali hâlimiz bir askerin komutanının karşısındaki duruşu ve ciddiyetinden daha mı aşağıda olmalı?

Namaz, yalnız ferdî bir kulluk değil, kâinatı kuşatan ubudiyet hakikatinin insanda ferdî bir cilvesidir. Kıyamda insan, bütün mahlûkatın Allah’a yönelişini; rükûda, varlıkların boyun eğişini; secdede ise, kâinatın sükûnetle Rabbine kapanışını kendinde toplar. Böylece namaz, insanın iç âlemindeki dağınıklığı toparlayan bir merkez olur; hem ruhu, hem kâinatı birleştiren bir ibadet hakikatine dönüşür.²

Böyle bir hakikati lâkayt şekilde yapmak, ibadetin değerini indiren bir gaflettir. Namazın ruhunu kaybeden, kendi iç nizamını da kaybeder. Kıyamda disiplin yoksa, hayatın her alanında da disiplin kaybolur. Rükûda ciddiyet yoksa samimiyette de ciddiyet kaybolur. Secdede teslimiyet yoksa kalbi de teslimiyetten uzaklaşır. Çünkü namaz, sadece bir borç değil, insanın istikametini düzelten bir şiracedir.

Namaz düzgünse hayat da, din de düzgün olur; namaz savruksa, her şey darmadağınık bir çizgiye döner.

Dipnotlar; 

1- Bakara 143 / Nur 56 / Ankebut 45 (Bazıları)

2- Risale-i Nur 4 söz / 21. Söz 1. Makam

Okunma Sayısı: 1609
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • İlhami

    30.12.2025 15:32:37

    İyi kardeşimde, şefkat kahramanı üstad'ımız, kendisi ibadette azimet'i, bizede ruhsat'ı tavsiye etmiş. Bir veli'nin nakazıda bir ümmi'nin namazıda namamazdır! Diyor, namazda lakayt'lıklar varsa bunun sebebi taklid'i imandandır! Burada esas olan tahkik'i iman'ı esas almaktır diye düşünüyorum. Hastalık bu; tedavi ise iman hakikatlerindedir.!...

  • S.topuz

    19.12.2025 01:13:24

    ..."Sakın deme: "Benim namazım nerede, şu hakikat-i namaz nerede?" Zira bir hurma çekirdeği, bir hurma ağacı gibi, kendi ağacını tavsif eder. Fark yalnız icmal ve tafsil ile olduğu gibi; senin ve benim gibi bir âmînin -velev hissetmezse- namazı, büyük bir velinin namazı gibi şu nurdan bir hissesi var, şu hakikattan bir sırrı vardır -velev şuurun taalluk etmezse-. Fakat derecata göre inkişaf ve tenevvürü ayrı ayrıdır. Nasıl bir hurma çekirdeğinden, tâ mükemmel bir hurma ağacına kadar ne kadar meratib bulunur. Öyle de: Namazın derecatında da daha fazla meratib bulunabilir. Fakat bütün o meratibde, o hakikat-i nuraniyenin esası bulunur. اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى مَنْ قَالَ اَلصَّلَاةُ عِمَادُ الدّ۪ينِ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı, Sözler - 273 - 😪🇹🇷😢🙌🌹🤲🌹♥️🌙☝️🕋😭😭😭🕊🕊🕊🌍🇪🇺🕋🇹🇷🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸

  • S.topuz

    19.12.2025 01:11:31

    "Eğer namazı kılsan,o nama-zın ile o âleminSâni'-i Zülcelal' ine müteveccih olsan; birden, sana bakan âlemin tenevvür eder.Âdeta namazın bir elek-trik lâmbası ve namaza niye-tin,onun düğmesine dokunma sı gibi,o âlemin zulümatını da-ğıtır ve o herc ü merc-i dünye-viyedeki karmakarışık perişa-niyet içindeki tebeddülat ve harekât,hikmetli bir intizam ve manidar bir kitabet-i kudret ol duğunu gösterir.اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ âyet-i pür-envârından bir nuru, senin kalbine serper. Senin o günkü âlemini,o nurun in'ikasıyla ışıklandırır. Senin lehinde nuraniyetle şehadet ettirir.Sakın deme:"Benim na-mazım nerede,şu hakikat-i na-maz nerede?" Zira bir hurma çekirdeği, bir hurma ağacı gibi, kendi ağacını tavsif eder."... Sözler - 273

  • S.topuz

    19.12.2025 00:58:55

    ..."O bilet ise, namazdır. Bir tek saat,beş vakit namaza abdest le kâfi gelir.Acaba yirmiüç saa tini şu kısacık hayat-ı dünyevi-yeye sarfeden ve o uzun hayat -ı ebediyeye birtek saatini sarf etmeyen; ne kadar zarar eder, ne kadar nefsine zulmeder, ne kadar hilaf-ı akıl hareket eder. Zira bin adamın iştirak ettiği bir piyango kumarına yarı malı nı vermek, akıl kabul ederse; halbuki kazanç ihtimali binde birdir. Sonra yirmidörtten bir malını, yüzde doksandokuz ihtimal ile kazancı musaddak bir hazine-i ebediyeye verme-mek;ne kadar hilaf-ı akıl ve hik met hareket ettiğini, ne kadar akıldan uzak düştüğünü, ken-dini âkıl zanneden adam anla-maz mı?Halbuki namazda ru-hun ve kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır.Hem cisme de o kadar ağır biriş değildir.Hem namaz kılanın diğer mubah dünyevî amelleri, güzel bir ni-yet ile ibadet hükmünü alır. Bu surette bütün sermaye-i ömrü nü, âhirete mal edebilir. Fâni ömrünü,bircihette ibka eder.".. Risale-i Nur Külliyatı, Sözler - 21

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı