"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zulme asla meyletmeyin!

Ömer Said Tan
18 Aralık 2025, Perşembe
“Zulmedenlere en küçük bir meyil göstermeyin; yoksa size de Cehennem ateşi dokunur.” (Hûd Suresi: 113.) Bu ayet-i kerimeyi her okuduğumuzda içimizde bir ürperti, bir silkeleniş oluyor mu sahiden? Yoksa kulaklarımız alıştı mı bu İlâhî ikaza? Okurken ruhumuz titriyor mu, yoksa geçip gidiyor muyuz satırların üzerinden?

Çevremize bir bakalım: En küçük daireden (aile, komşu, iş yeri) en büyük daireye (devletler, uluslararası sistem) kadar her yerde zulüm, haksızlık, adaletsizlik kol geziyor. Kimin kime yaptığı önemli değil; zulüm zulümdür. Müslüman bir fert olarak bu manzarayı Hûd Suresi’ndeki 113. ayetin ışığında değerlendirdiğimizde ne görüyoruz?

Görüyoruz ki zulüm yapmak bir yana, zulme rıza göstermek bile zulümdür. “En küçük bir meyil” ikazı o kadar keskindir ki, sessiz kalmak, başını çevirmek, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” demek, tarafsız kalmak gibi görünen her tavır bizi ateşin içine çekebilir.

Efendimiz (asm) çok net çizmiştir ölçüyü: “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” “Bir kötülük gördüğünüzde elinizle düzeltin; buna gücünüz yetmezse dilinizle; ona da gücünüz yetmezse kalbinizle buğzedin; bu ise imanın en zayıf mertebesidir.” Bu hadisler bir temenni değil, bir emirdir. Müslüman, bu ölçüyü her an, her şartta, kimden kime yapıldığına bakmadan uygulamak zorundadır. Zulmü “hoş görmek,” “anlayış göstermek,”  “zamanı değil” diye ertelemek, kişiyi zulme ortak kılar.

Bediüzzaman Hazretleri Asâ-yı Mûsa’da “ez zâlimîne, ez zâlimîne” diye tekrar tekrar tehditleri hatırlatır. Bu asrın emsalsiz zulümlerini Âd, Semûd, Firavun kavimlerinin başına gelen semavî ve arzî musibetlerle karşılaştırır. Depremler, kuraklıklar, salgınlar… Bunlar sadece tabiat olayları mıdır? Mazlum ehl-i imana ise Hz. İbrahim’in ateşten, Hz. Mûsâ’nın Firavun’dan kurtuluşuyla teselli verir. Demek ki zulmün bir hesabı, mazlumun bir necâtı vardır; yeter ki mazlum tarafında duralım.

Zulme karşı dik durmak bedel ister. Bütün peygamberler bedel ödemiştir. Sahabe-i Kiram, müçtehidler, müceddidler, insanlık için mücadele edenler… Hepsi hapis görmüş, sürgün edilmiş, işkence çekmiş, şehid olmuşlardır. Bugün Gazze’de direnen insanlar da aynı çizginin devamıdır. Yıllardır bombardıman altında, açlık ve susuzluk içinde olsalar da zulme boyun eğmediler. Bedel ödediler, ödemeye devam ediyorlar. Ama insanlığın vicdanında taht kurdular. Onların direnişi, tarihin her devrinde zulme karşı duranların zaferiyle aynı zaferdir.

Evet, zulme karşı durmak bireyi ve toplumu rahatsız eder, bazen yalnız bırakır, bazen hapse attırır, bazen can alır. Ama tarih şahittir ki, toplumların ilerlemesini sağlayanlar hep bu bedel ödeyenlerdir. Öyleyse soralım kendimize: Biz nerede duruyoruz? Zulme meylediyor muyuz? Sessiz kalarak dilsiz şeytan mı oluyoruz? Yoksa “elimizle, dilimizle, kalbimizle” gerektiği yerde tepki mi veriyoruz?

Unutmayalım: Ateş, sadece zulmedeni değil, zulme en küçük bir meyil göstereni de yakar.

Rabbim hepimizi zulme karşı dimdik duran, mazlumun yanında yer alan kullarından eylesin. 

Okunma Sayısı: 1664
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    19.12.2025 08:54:10

    Suçun sahsiliği esastır. Bir gruptan, bir cemaatten, bir siyasi partiden biri suç işler ise, o cemaat, grup ve Parti'nin bütün mensuplarını, çoluk çocuk kadın, genç ihtiyar demeden cezalandırmak büyük bir zulümdür. Bu gün Türkiye'de yapılan budur. Gazze'de yapılan da böyle bir zulümdür. Kimse bu zulümleri çesitli gerekçeler ile görmezden gelmeye, sessiz kalmaya tarafgirlik saikası ile taraftar olmaya kalkmasın, büyük bir günaha ortak olur. Allah korusun ne kadar dindar olursa olsun ebedî hayatı tehlikeye girer. Çünkü zulme rıza zulümdür.

  • S.topuz

    19.12.2025 01:31:59

    ..."الَّت۪ى وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ : Kur'an-ı Kerim, onları فَاتَّقُوا النَّارَ cümlesi ile tehdid ettikten sonra نار kelimesinin bu cümle ile vasıflandırılmasıyla da o tehdidi te'kid ve teşdid etmiş-tir.Zira odunu insanlar ile taş-lar olan bir ateşin heybeti,deh-şeti ve havfı daha şediddir. Ve keza bu cümle ile sanemlere ibadet yapanları zecr ve men'-etmeye işaretyapılmıştır.Şöyle ki: "Ey insanlar!Allah'ın emirle-rine imtisal etmeyip, bilhâssa taşlara ve camid şeylere iba-det yaparsanız, muhakkak bili niz ki,tapanlar ile taptıkları şey leri yiyip yutacak bir ateşe gire ceksiniz."اُعِدَّتْ لِلْكَافِر۪ينَ:Bu cüm le, فَاتَّقُوا ile اِنْ لَمْ تَفْعَلُوا cümleleri arasındaki lüzumu izah eder ve kararlaştırır. Yani şu ateş azabı,Kur'ana imtisal etmeyen kâfirlere hazırlanmıştır. Hem bu ateş, tufan vesair musibet-ler gibi iyi-kötü bütün insanla-ra şâmil musibetlerden değil-dir.Ancak bu musibeti celb-eden, küfürdür.Bu beladan kur tuluş çaresi,ancak Kur'an-ı Kerim'eimtisaldir."İş.İ'

  • M.Said

    18.12.2025 23:03:59

    Selamünaleyküm, Abdullah abi maşallah bununla ilgili her yazıda aynı paragrafı yazıyor. Her yazıyı 15 temmuza bağlıyor. Abi bu nasıl bakış açısıdır. Yazar deprem demiş, gazze demiş siz nereye çekmişsiniz.

  • Hasan S

    18.12.2025 20:57:22

    Yazınız güzel, hep bu minvalde olasınız inşallah. Teşekkürler

  • Gülsüm çağlar

    18.12.2025 14:54:40

    Abdullah ağabey hakikati ifade etmiş. Gülenin niyeti devleti ele geçirmekti. Cemaatimizin menfaati için yalan söylemek daha hayırlıdır demiş birisidir. Ayrıca soruları çaldırmış başörtüsünü açtırmış askerde görev yapanlara kamufle olsunlar diye içki caizdir demiştir. Risale-i Nurları sadeleştirme cinayetini işlemişlerdir. Böyle bir yapıyı zalim denilen hükumetin karşısında olmak için savunmak da zulümdür.

  • Abdullah

    18.12.2025 12:37:16

    Zulüm kimden gelirse gelsin karşı olmak gerekiyor.Zalime en küçük bir meyil dahi gösterilemez.Fotoğrafın tamamını görmek lazım ki; doğru bir değerlendirme yapılsın.Malumunuz iki siyasi cereyan senelerce beraber çalış tılar.Birbirlerine her türlü desteği verdi ler Birbirlerini methu sena ettiler. Beraber sayısız haksızlıklara imza attılar.Beraber hak ve hukukları çiğnedi ler.Menfaat ve saltanat düşünceleri bir birine ters düşünce,birbirlerine girdiler. Birbirlerine düşman oldular.Karanlık bir darbe girişiminden sonra bir taraf galip geldi, diğer tarafı ezmeye başladı. Şimdi bu iki cerayandan birine taraftar olmak mümkün mü? Ebette değil. Çünkü.zulmün temelini beraber attılar. Bu zulümler saymakla bitmez.Bunları herkes bilir. Hedefleri dünya saltanatı ve menfaattır.Bunlar için rıza-i İlahi ve ebedi saadet söz konusu değildir.İşte bu sebeplerden dolayı birinden taraf olamayız.Zulüm zulümdür. A'de yapsa zulüm, B'de yapsa zulümdür." Kısaca; "Kader adalet eder, beşer zulmeder."

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı