"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İyi değerlendirilmezse zaman, elde var hüsran

Ahmet Sandal
14 Haziran 2011, Salı
Eldeki zamanın ve gençliğin değeri ve önemi hakkında özellikle gençlere tavsiyelerde bulunmak için bilgisayarın başına geçtim. Bilgisayarın başına geçtim ve şöyle düşünmeye başladım: Gençliğimizde bize, “Gençliğin kıymetini bil, zamanı iyi değerlendir, şöyle şöyle yap” diyenleri biz ne kadar anladık ki, şimdi bu tavsiyelerim gençler tarafından anlaşılsın? Evet, işin en can alıcı noktası bu. Bir insanın bir hususu, bir konuyu iyi değerlendirebilmesi için, elinde bulunduğu değerin kıymetini daha iyi anlayabilmesi için, “ondan mahrum olması” gerekir ki, elindeki değerin kıymetini anlasın. Bu şuna benzer, insan sağlıklı iken “Hastaların derdini anlıyorum, sağlığın değerini biliyorum” dese de, en fazla hasta olduğunda anlar, sağlığın kıymetini.
Zaman en önemli bir değerdir. Gençlik en büyük kuvvet ve zenginliktir. Bunu derken gençliği yaşamış, zamanın çoğunu harcamış ve orta yaşları geçmiş bir insan olarak, geçmişe bakarak ve tecrübelerime dayanarak konuşuyorum. Daha açıkçası “gençlikten mahrum” birisiyim şimdi. Bu mahrumiyeti gençler anlamayabilir. Şu an bunu anlamasalar da, ömürleri varsa, gelecek zaman içerisinde elbette anlayacaklar.
Evet, orta yaşları geçmiş bir insanım. Bu yaşlarda insanlar daha fazla gözlemde bulunuyor ve etrafını daha iyi müşahede ediyor. Bu müşahede neticesinde, şu iki noktadan hareketle, zamanı ve gençliği iyi değerlendiremeyenin hüsranda olduğunu anladım. Birinci nokta işin maddî cihetiyledir. İkinci nokta ise, işin mânevî cihetiyledir.
Birinci nokta itibariyle, yani işin maddi cihetiyle şunu net olarak anladım ki; “Geçen zaman, geçen günler insandan yalnız gençliği alıp götürmez, kuvveti ve zindeliği de alıp götürür. Gözlerdeki feri ve canlılığı da götürür. Vadide akan bir sel dalgasının, önüne gelen herşeyi alıp götürdüğü gibi, geçen zaman da insandan her şeyi alır götürür. İnsanda kuvvet, sıhhat, canlılık, heyecan, hareket, azim, istek ne varsa, bunlar zamanla azalır. Çünkü, zaman bir sel gibi bunları alıp götürmüştür. Selden geriye ne kalır? İşe yaramaz çer çöp ve yıkıntı kalır. İşte gençlik gidince geriye çer çöp ve yıkıntı misâli, yorgun bir beden, solgun bir yüz kalır.” Bunlar yaşlılığın daha doğrusu geçen zamanın bedende verdiği tahribattır. Bu tahribatın yanında, eğer genç hayatını hayra, hakka, doğruya adamamış ve iyilik içinde bulunmamışsa, manevi olarak da zarar üstüne zarar sözkonusudur.
Manevî cihetini, yani ikinci noktayı düşündüğümde, aklıma Asr Suresi geliyor. Asr Suresinde Allah “Asr’a yemin olsun ki, insan hüsrandadır” beyanında bulunuyor. Evet, soruyorum şimdi: Allah niçin Asr’a yani Zaman’a yemin etmektedir? İnsan neden hüsrandadır? Gelin önce surenin tamamını bir mütalaa edelim, daha sonra bu iki sorunun cevabını açıklamaya çalışalım. Asr Suresi’nin tamamı şöyledir: “Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (onlar ziyanda değillerdir).”
Bu sureden anlamamız gereken şu olmalı değil mi: Zamanın kıymeti bilinmez ise, gençlik iyi değerlendirilmez ise, Allah yolunda harcanmazsa, geriye yaşlılık kalır ki, acınası haldeki yorgun ve solgun bir beden kalır ki, o da olsa olsa bir hüsrandır. Gerçekten de, zaman geçmiştir, gençlik gitmiştir, “elde hüsran kalmıştır.” Zamanı geri getirmek ve gençliği tekrar elde etmek mümkün mü? Hayır. (Allah bu duruma düşenlerden eylemesin. Çok acı ve elim bir durum bu.) Ancak, bir insan zamanı hakk ve sabır doğrultusunda yaşarsa o kişinin yaşlılığı da, gençliği de elbette sevinç ve kazançtır. Böyleleri için hüsran sözkonusu değildir. (Allah bu gruba girenlerden eylesin.) İşte bu da konunun en önemli, yani mânevî boyutudur.
Zamanı durdurmak ve gençliği bir ömür boyunca korumak sözkonusu değildir. Beden zamanın kıskacında mutlaka yaşlanacak ve solacaktır. Bu kaçınılmazdır. Ancak, zamanı iyi değerlendirmek mümkündür. Sözü uzatmaya gerek yok, gençlik ve zaman bizlere verilmiş bir değerdir. Bir imkândır. Bu değer ve imkanı iyi değerlendirenlere ne mutlu!
Okunma Sayısı: 1749
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı