"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Geçmişin övüncü ve hasretindeki çürümüşlük

ALAEDDİN ERDOĞAN
15 Haziran 2024, Cumartesi
Geçmişi anlamayan bugünü yaşayamaz. Bugünü layığı veçhile yaşamayan güvenli yarınları inşa edemez.

Hayatın her anı gelişerek değişmesi gereken dinamik süreçtir. Bu sürecin yönetimi ortak akılla mümkündür. Ülkenin temel sorunu ortak akıl kullanma kültürünün yoksunluğudur. Tek adamcılık anlayışı ülke toplumu için bireysel ve toplumsal aksiyonerliğini ortadan kaldıran ve kişisel dinamizmi dumura uğratan afyondur. Toptancı yaklaşım problem çözümünü zorlaştırmaktadır. Hayat ‘’ya hep, ya hiç’’, ‘’ya beyaz, ya siyah’’, ‘’ya doğru, ya yanlış’’ tan ibaret değil, ‘’biraz var, biraz yok’’, ‘’biraz beyaz, biraz siyah ara renkler’’ doğru ve yanlış tarafları olan bir gerçekliktir. O halde olayları analitik bakışla ele almak zorunluluktur.

‘’Asya’nın bahtının miftahı, meşveret ve şuradır’’ reçetesi ortak aklı, demokrat anlayışı harekete geçirmesini gereken anlayış ve uygulayışının adıdır. Ne yazık ki ülkemde ideolojik çürümüşlük tek adamcılık, anlayış kolaycılığından çıkılamamakta toplumun enerjisini etkisizleştirmektedir. Topluma giydirilen’’ tek adamcılık ’’ deli gömleğinin sürgit devam ettirilmesi çağdaş dünya içinde trajikomik bir görünüm arz etmektedir.

Türkiye zengin bir geçmişin tecrübelerini yaşamış ve daha zengin geleceğe müsait potansiyel zenginliği bulunan bir ülkenin adıdır. Böylesine zengin bir ülkenin düşmüş olduğu durum içimi acıtıyor. Bir eğitimci gözüyle milli gelirin kişi başına düşen payı, Avrupa Birliği standartlarına olan uzaklık, hukuk ve adalete olan güvensizlik yarınlara olan umutları azaltmaktadır. Bunda toplum çoğunluğunun düşünme formatındaki tek adamcılık anlayışı temel problem teşkil etmektedir. Güzel bir söz var “çaresizseniz çare sizsiniz.” Bizim etki alanımız, yaşadığımız zaman dilimidir. Günümüzün problemlerini geçmişin yaşanmışlıkları ile ve hasreti, övüncü yakarışı ile çözemeyiz. Burada Mevlana’nın sözü ’’Dünle beraber gitti cancağızım; ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım’’ gerçeği ifade etmektedir. Her şeyden önce bilinmesi gereken, emanet edilen bu ülke hepimizin ortak ve en üstün değeridir. Birimiz ağası, diğeri marabası değildir. Elbette böylesine yüce değerin bir bedeli var. Bu bedel daha çok çalışarak artı değer üretmek, barış iklimini oluşturmak, yanlışları düzeltmek, eksikleri tamamlamak iradesini gerektirmektedir.

Unutulmamalıdır ki bir kez yaşanan hayatın provası ve tekrarı yoktur. Kişilikli her birey kendini gerçekleştirmek ve etkili olma adına; kendinizi tanımalı, geliştirmeli, katma değer ortaya koymalı, seyirci olmaktan ziyade oyuncu olmalı, söylemden öte eylemle yaşamalıdır.

O halde hayatı dinamik, canlı yaşamaya ’’ah, of, keşke ’ deme yerine; ‘’oh, iyi ki‘’ yaptım, yapacağım, iyilik adına hiçbir engel tanımam, zorluklar beni geliştiren ve daha çok çalışmaya zorlayan ders konularıdır diyebilmektir.

Özde her insan kendi hayat gemisinin kaptanıdır. Nefes aldığı sürece ümit hep vardır ve var olmalıdır. ‘’Niyet’’ cüzi iradenin ilk adımı kudret külli iradenin tecellisidir. İnsan ister yalvarır, yakarır çalışır, çabalar. Külli irade bahşeder.

Ülkemde kullanılması gereken bir diğer reçete “Vicdanin ziyası ulumu diniyedir. Aklın nuru fünunu medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecelli eder…” Bir bakıma görmek, bilmek, yaşamaktır. Başka bir ifade ile özgürleşmektir. Bu özgürlük aklı ve vicdanı harekete geçirmektir. Bu özgürlük düşünme özgürlüğüdür, ekonomik özgürlüktür. Düşünme özgürlüğünü kaybeden aklını başkasının cebine koyar, karanlıktan çıkış yolunu bulamaz. Ekonomik özgürlüğünü kaybeden siyasal, sosyal özgürlüğünü kaybetmiş köleye dönüşür. Vicdan özgürlüğü yaşanmadan aydınlığa çıkılamaz. Akılsız ve vicdansız her çıkış tapınak şövalyeciliğidir. Bu şövalyelerin bir kısmı kemalisttir, bir kısmı din taciridir. Oysa akıl aksiyoner olmayı, inanç söylemden öte yaşamayı gerektirir. Kemalist şövalyeye bakarsınız övünçten öte bir adım atamaz, din şövalyesine bakarsınız besmele çeker haram-helal demeden götürür. Dostlar artık gerçekleri görme zamanı gelmedi mi? Erdemli gördüğümüz, inandığınız doğruları yaşamadıkça geçmişteki kazanımlar hiçbirimiz kurtaramaz.

Bizim gerçek anlamda toplumsal bir seferberliğe ihtiyacımız var. Bu seferberliğin adı nitelikli insan yetiştirme olmalıdır. Nitelikli insan için nitelikli aile, nitelikli eğitim kurumları ve nitelikli sosyal medya iletişim araçlarına ihtiyaç vardır. Aile, okul, sosyal medya alanını iyileştirmedikçe toplumsal çürümüşlük bataklığından çıkılamaz. Trajikomik debelenmeler ve kısır çekişme döngüsünden çıkılamaz. Yel değirmeni ile savaşan şövalye misali geçen altın değerindeki zamanı heba etmiş oluruz.

Bir sonraki makalemde daha somut çözüm önerileri üzerinde durmak üzere sevgi ve saygılarımla. 

Okunma Sayısı: 674
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Said Yazar

    15.6.2024 11:35:02

    Tebrikler, harika bir yazı olmuş

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı