"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Müfredat konusuna gerçekçi bakış

ALAEDDİN ERDOĞAN
13 Mayıs 2024, Pazartesi
Müfredat eğitim konusunun ilk temel adımıdır. Yeterli düzeyde nitelikli olmayan eğitim müfredatı ile istenilen düzeyde bilgili, ilgili ve yetenekleri ortaya çıkarılmış bireyler yetiştirmek söz konusu olamaz.

ALAEDDİN ERDOĞAN - Eğitim Bilim Uzmanı

Müfredat demek örgün ve yaygın eğitim kurumlarında eğitim hizmetini alan bireylere hangi ders kapsamında, hangi ders aracılığında, hangi düzey ve yeterlilikte hangi bilgi, tutum ve beceri kazandırılacağına karar vermek ve bu doğrultuda öğrenme ortamını hazırlamak ve öğrenme yaşantılarını kazandırmaktır.

Bunun için de yapılması gereken iş nasıl bir insan yetiştirilmesi gerektiğini gerekçeleriyle ortaya koymaktır. Buna karar vermek için de mevcut insanı değerlendirmek, eksik ve yanlışları tespit etmek gereklidir. Örneğin fabrikada üretilecek üründe istenilen kalitede kontrol birimi devreye konur. Çünkü istenilen niteliğe sahip üretilmeyen ürünler talep görmez, ihtiyaç karşılamaz boşa enerji ve maliyetin yokluğuna ve fabrikanın iflasına neden olur, çalışmalar boşa gider.

Eğitim işi de bir fabrika gibi nitelikli insan yetiştirmek için organize edilmiş bir sistemdir. Eğitim sisteminde girdiler, işlemler, çıktılar ve değerlendirme safhaları bulunur. Eğitim sisteminin girdilerini; öğrenciler, okul ortamı, araç gereçler, öğrenme yaşantıları dediğimiz ders ve konular (müfredat) oluşturur. Eğitim işlemlerini; öğretmen veya bilgi tutum ve beceri kazandırmada, öğrenme-öğretme yaşantılarının neden, niçin, nasıl, nerede, hangi düzeyde ve ne kadar zamanda kazandırılacağının uygulanmasıdır.

Eğitim çıktıları ise eğitim süreci sonunda istenilen insan nitelikleri ile donanımlı bireylerin yetiştirilmiş olmasıdır. Bunun için eğitim sistemini açık sistem haline getiren değerlendirme sürecine gerek vardır. Değerlendirme yetiştirilen insanın amaca uygun olup eksik veya tam olduğuna karar vermek, yanlışlar varsa düzeltmek, eksikler varsa tamamlamak için karara varmaktır.

Gelelim hareket noktamız olacak olan durum analizinde soracağımız sorulara.

Eğitim görmüş bireyler ne kadar bilgili?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar ilgili?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar meraklı?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar üretken?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar tutarlı?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar güvenilir?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar mutlu?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar kişilikli?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar vicdanlı?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar saygılı?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar sevgili?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar sorumlu?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar fedakâr?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar eleştirel bakışa sahip?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar kendini gerçekleştirebilmiş?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar kendini tanımış?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar hedefini belirlemiş?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar anlamlı yaşantıya sahip?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar özeleştiriye sahip?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar otokontrole sahip?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar hak, hukuk, adalet anlayışına sahip?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar hür düşünceye sahip?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar cesur?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar adanmış?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar sabırlı?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar kararlı?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar ısrarlı?

Eğitim görmüş bireyler ne kadar hata payını almakla birlikte emin?

Sıralamış olduğumuz bu nitelikler kişinin kalitesini ve yeterliliğini ortaya koyar.

Bir eğitimci, uzman, yönetici ve denetimci olarak benim bu sistemde gördüğüm eksiklerin bir kısmını şöyle sıralayabilirim:

Eğitimde amaç ve araçlar karıştırılmaktadır. Okuryazar olmak okumak ve yazmak için bir araçtır. Oysa okuyan yazan bireyleri yetiştirmek esastır. Okuma ve yazmada esas okuduğunu anlamak ve anladığını yaşantıda kullanmaktır. Günümüzde bilgiye ulaşmak çok kolaylaşmıştır. Eğitimcilere düşen görev internet ve bilgisayar aracını kullanma disiplinini kazandırmaktır. İnsanımız doğru bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmakta, önyargılar insanları yanlış sonuçlara taşımaktadır.

İdeolojik bakış eğitimi dumura uğratmakta ve bireyleri statik, durağan ve çürümüşlüğe itmektedir. İnançlar, sevgiler öznel olmakla birlikte söylemden öte eylemdir. Eylemsiz söylem önce ideolojiye sonra ritüele daha sonra çürümüşlüğe götürü. Tam da günümüzde yaşanan budur. Kime sorarsanız söylemde herhangi bir düşünceye sahip olduğunu görürsünüz. Fakat eyleme gelince katma değerlerinin olmadığı, hak, hukuk, adalet, doğruluk, üretkenlik ve adanmışlığın olmadığını, sorumsuzluklarıyla çürümüşlüklerini müşahede edersiniz.

Eğitime ideolojik bakışla hareket etmek yobazlığın dik alasıdır. Günümüzde dünya küçülmüş iletişim ve paylaşımla tek devlet haline gelmiştir. Dünya ölçeğinde katma değeriniz nedir? Medeniyet için ne ortaya koydunuz? Ne icat ettiniz? Ülkenizin doğasını ne kadar korudunuz? Ülkenizde yaşayan insanlar ne kadar mutlu? Ne kadar yarınlarından emin ve umutlu? Hani kardeştiniz? Hani tasa ve kıvançta birdiniz? Hani komşunuz aç iken siz tok olamazdınız? Hani bir günümüz bir öncekinden daha ileri olmalıydı? Hani vatanseverliğiniz vatana hizmetle ölçülürdü? Hani israf haramdır?

Allah’ım bu ne yaman çelişki; bütün bu yanlışlar güya inanmışlıklarla yaşanıyor. Bunun neresinde samimiyet görüyorsunuz?

Dostlar hayat devam ediyor. Artık savaş top ve tüfekten ziyade ilimdir, bilimdir, adalettir, ekonomidir, gönüllere girmektir, ağacı, kuşu, çiçeği, böceği korumak ve kollamaktır. Daha ötesi hayatı paylaşmak, insanca yaşamak ve her türlü zorbalığa fırsat vermemektir.

Pekiyi eğitim programı dediğimiz müfredat programı için ne yapmalı? Çağdaş ve medeni insan yetiştirmek için ölçütleri belirlenmiş bir program hazırlanmalıdır. Hazırlanacak bu çalışmada; eğitim felsefecileri, eğitim programcıları, eğitim sosyologları, eğitim psikologları, eğitim ekonomistleri, eğitim denetçileri, halk eğitimcileri, doğa korumacıları ve hukuk danışmanlarından oluşacak yetkin komisyonla bu çalışma gerçekleştirilmelidir.

Genel anlamda bizim düşmanımız cehalet, zaruret (israf) ve ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı sanat, marifet (ilim) ve ittifakla karşı koymalıyız.

Sevgi hayatın mayası, umut yarınlara hazırlanmak için en temel enerjidir. İlimin kapısı ilgi ve merak, bilgi kapısı doğru müfredat ve doğru okumaktır.

Müfredatın hedefe taşıyan en iyi yol haritası olması gereği unutulmamalıdır.

***

Konuyla ilgili benzer içerikleri okumak için tıklayınız:

Risale-i Nur müfredata girmeli
Demokratik bir müfredata ihtiyaç var

Resmi ideoloji ile reform olamaz
Müfredat için bir hafta yetmez, şûra toplansın
“Müfredat” üzerine…
Eğitim sistemini demokratikleştirmemiz gerekiyor
DESAM Başkanı Gürkan Avcı: Türkiye eğitimde olmak istediği yere çok uzak

Okunma Sayısı: 1050
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Said Yazar

    13.5.2024 04:57:19

    Değerli Hocam, Tebrikler.Eğitimle ilgili yazılarınızı daha sık bekliyoruz

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı