"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Lâtifelerimizi nasıl geliştirebiliriz?

Ali FERŞADOĞLU
16 Mayıs 2020, Cumartesi
İnsan, kâinat ve Kur’ân, Allah’ın sonsuz isim ve sıfatlarının tecelligâhlarıdır.

- Kâinat büyük bir insandır.

- İnsan kâinatın minyatürü. (Maddî-manevî, melekî, ruhanî, hayvanî, nebatî, madenî, enerji boyutları, çekim (cazibe), itme (nefret) herşey insanda özetlenmiş.)

- Kur’ân, kâinatın yazılımıdır.

Yüce Yaratıcı’nın isim ve sıfatları kâinata tecelli ettiği gibi, insanda da toplu olarak tecelli etmiş, yazılı olarak da Kur’ân’da yer almıştır. Kâinatın küçük bir modeli olan insanın da yazılı şeklidir.

Esma-i Hüsna (Allah’ın isim ve sıfatları) ise, hem kâinata hem de insana tecelli etmiştir. (Esmanın tecellisi tam yansıma değil; binler perdelerden geçtikten sonra gölgelerinin yansımaları diye düşünebiliriz. Güneşin cam parçalarına, deniz yüzüne, çiçeklere, bitkilere ve sair varlıklara yansıması gibi.)

“Eğer insan maddî ve manevî herbir uzvunu Allah’ın emrettiği yere sarfetmekle hamdin şubelerinden olan şükr-ü örfîyi îfa ve şeriata imtisal ederse, insanın cevherinde vedîa bırakılan o örneklerin herbirisi, kendi âlemine bir pencere olur. İnsan o pencereden, o âleme bakar.” 1

Bismillahirrahmanirrahim, yukarıdan nüzûl ile, semere-i kâinat ve âlemin nüsha-i musağğarası olan insana ucu dayanıyor. Ferşi Arşa bağlar; insanî arşa çıkmaya bir yol olur.” 2

Böylece lâtifeleriyle, yan, his ve duygularıyla gayb/mana/melekût/metafizik âlemlere seyahat eder, onlarla irtibat kurar.

İnsan, “Ahsen-i Takvîm”de, yani, en güzel kıvamda, en mükemmel olarak kâinatın bir “misal-i musağğarı”, özeti, minyatürü, canlı maketi gibi yaratılmıştır...

Ahsen-i Takvîm sırrı, bu lâtîfelerin veriliş gayesine, aşırılıklardan uzak, meşrû çerçevede, vasatta, yani, dengede işletilmesiyle ortaya çıkar. Ruh ve nefsini terbiye ettiği nisbette gelişir, olgunlaşır, bazı manevî mertebelere ulaşır. Böylece hakikatler ona açılır veya ilham edilir. Yani, okuması, tefekkürü, mütalâası, zikri, ihlâsı, şükür, ibadetiyle temel duygu ile yeteneklerin inkişafı oranında farklı haller, mertebeler kat’eder.

Tıpkı, tıp ilminde inkişaf edenin, diğer insanların fark edip düşünemeyeceği Şafi’ isminde bazı inceliklere, sırlara ulaşması gibi…

Dipnotlar:

1- Bediüzzaman Said Nursî, İşaratü’l-İ’caz, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1999, Risale-i Nur Enstitüsü/internet, s. 23. 

2- Bediüzzaman, Lem’alar, s. 99.

Okunma Sayısı: 1432
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali

    16.5.2020 14:52:27

    Tecelli; kaynağından çıktığı şekilde olma görülme.Baktığmız güneşin ısı ışık vb.Esma tecellisi de kaynağından çıktığı gibi görülür.Suyun kaynağında sugözünde görüldüğü hali. Tezahür; kaynağından çıktıktan sonra değişen şekilde görülme oluş. Gün ışığının dalga cam vb yansıtıcılarla/ da görülmesi.Ay ışığı ( nur) Perdeli ve perdede tecelli tezahürdür.

  • Mehmet

    16.5.2020 10:58:31

    Hergün ilgili olmak lazım.istidadımızın olmadığı bir konuda dahi hergün ilgimizi ve emeğimizi canlı tutarsak o paralelde tecellileri görme imkanımız artar.çünkü mevzu derecesine uygun gözlük takmış oluruz.misal oduncu isek çam ağacına bakınca sobada güzel yanar fakat hızlı yandığı için bereketli olmaz deriz. Bir mütefekkir isek yahu şu kocaman ağaç minicik bir tohumdan mi mütevellid olmuş diye hayret makamındada ağacı seyreder sani_ ini keşfe girizgah yaparız.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı