Vicdan-ı umumî yani toplum vicdanı bozulmaz, kırılmaz, şaşırmaz ve kaybolmaz.
Her ne kadar çeşitli tahriplerle örselenmeye, duyarsızlaştırılmaya, zayıflatılmaya yani bir manada sağırlaştırılmaya çalışılsa da başarılamamaktadır. Çünkü toplumsal vicdan bir yerlerde hep durur ve bir yerlerde hep bulunur. Fertlerin vicdanı tek başına aldatılabilir, yanıltılabilir ve yanlış yöne sevk edilebilir.
Toplum vicdanı ise bir araya gelinerek teşkil edilen ve ortak iradeden doğan ortak bir harekettir. Toplum vicdanı sadece kalabalıklar veya genel kitle psikolojisi olarak değerlendirmekte doğru olmayacaktır. Sığ kalabalıklar veya tesir altına alınmış kitleler bir yöne sevk edilebilir. Bu bütünüyle bir toplumun etki altına alındığını göstermez. Çünkü kalabalıklar veya geniş kitleler denilen çoğunluğunun içerisinde onun merkezinde de bir toplumsal vicdan vardır. Yani toplum vicdanı demek çoğunluğa sahip, çoğunluğun görüşü manasını taşımaz.
Çoğunluğun içerisinde bir azınlıkta toplumsal vicdanın taşıyıcısı ve seslendiricisi olabilir. Onun için toplumsal vicdanın sadece çoğunluk ve sadece kalabalıklar olduğu bir yanılsamadır. Evet, toplum vicdanında bir araya gelme, birlikte olma, birlikte düşünme vardır ama illaki bu çoğunluğa, genele, eksiksiz herkese yansıyacak anlamında değildir. Çünkü tüm insanlar aynı anda hareket edebilen veya aynı anda hareketten geri kalabilen kodlanmış robot şeklinde bir varlık olamaz. Onun için toplum vicdanı hususunu yeniden düşünmek önce ona nasıl bir anlam yüklediğimizi ve ondan ne beklediğimizi net ve belirgin hale getirmek gerektir. Her ne olursa olsun kesin olan şudur ki; “Akıl gözünü kapasa da, vicdanın gözü daima açıktır.”