"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Manevi iftiradan kaçınabiliyor muyuz?

Ali FERŞADOĞLU
05 Mayıs 2022, Perşembe
Bir okuyucumuz, “Çevremdekilerin su-i zanlarından bıktım; belki ben de ediyorum! Bu hususta bilgi verebilir misin?” diye sordu.

Sû-i zân, başkaları hakkında, kesin olarak bilgimiz olmadığı hususlarda olumsuz ve kötü düşünmektir. Önyargıların sonucu olan sû-i zân, kişiyi peşinen kötü kabul etmektir. İnsanların; sebebi bilinemeyen ve tahkik edilemeyen bir kısım hareket, davranış ve sözlerini kötüye yormaktır. Manevi bir iftira ve pek çok kötülüğün kaynağı sû-i zân, aile ferdlerini ve cemiyetleri biribirine düşüren, parçalayan hastalıkların başında gelir. Bu kötü haslet, güveni sarsar, ithamlara sebebiyet verir, tesanüdü/dayanışmayı kırar, sosyal münâsebetleri öldürür.   

Sû-i zân aynı zamanda zaaf, imkânsızlık, acz ve kusurlardan kaynaklanan eksiklik ve yanlışlıkları “kasten” işlenmiş gibi gösterir. Bu da güveni ve hüsn-ü zanları kırar. İsabetsiz olan su-i zan bir nevi iftira ve karalama olduğundan kul hakkına girer. Oruç başta olmak üzere, ibadetleri de zedeler.  

Allah mü’minleri, sû-i zandan şiddetle sakındırır: “Ey imân edenler! Zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı büyük günahtır...” (Hucurât Sûresi, 12.) Rabbimiz Kur’ân’da, birkaç ahlâkî prensibi peş peşe sıraladığı ayette zandan da kaçınmamızı, zira bir kısmının günah olduğunu şöyle ifade ediyor: “Ey iman edenler! Zandan çokça kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli günahlarını araştırmayın, kiminiz kiminizi gıybet etmesin.” (Hucurât Suresi, 49/11-12) “Bilmediğin bir şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz, kalb, hepsi de ondan sorguya çekilecektir.” (İsra Suresi, 17/36)  

Bir hadiste Peygamber Efendimiz (aleyhissalatu vesselâm) şöyle buyuruyor: “Allah Müslüman”ın kanını, namus ve şerefini ve hakkında su-i zannı haram kılmıştır.”  

Hz. Aişe validemize yapılan iftira olayında (ifk) Allah (c.c.) şöyle ikaz ve tevbih ediyor: “Siz ey mü’minler, bu dedikoduyu daha işitir işitmez, mü’min erkekler ve mü’min kadınlar olarak birbiriniz hakkında iyi zan besleyip, ‘Haşa, bu besbelli bir iftiradan başka bir şey değildir!’ demeniz gerekmez miydi?” (Nur Suresi, 24/12)  

Unutmayalım: İyi hâl esas; suç ise arızîdir. Buna göre kötülükler kendi emare ve delilleri ile ortaya çıkacağı ana kadar bir insan masum sayılır. “Beraet-i zimmet asıldır, yani ispatlanmadıkça kişinin suçsuzluğu esastır” hukukun temel prensiplerindendir.  

İfsat ve ahlaksızlık komiteleri, ehl-i dünyanın hafiye ve propagandacıları, “Risale-i Nur şakirtlerinin tesanüdlerine zarar vermek için birbirinin hakkında su-i zan verdiriyorlar, ta birbirini itham etsin.” (Emirdağ Lahikası, s. 95.) 

Okunma Sayısı: 1269
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Aysuna

    5.5.2022 13:40:29

    "Kimseyi,sizi duâsına katmayacak kadar kırmayın."Hz.Fatıma(ra)...Allâh razı olsun Ali Hocam

  • Huseyin ONAT

    5.5.2022 13:32:25

    Şu bir gerçek ki bir çok anlı secdeli şu zata veya bu zata intisap etmiş veya kuran hakikatlerini okumuş fakat anlayamamış daha yolda yolun başında veya yolda kalmış hele işin hiç çilesini çekmemiş yığın o kadar zulme kısmen veya tamamen taraftar oldular ki görmemek mümkün değildi. Çağın eşsiz güzel hakiki harika insanının bir yerde ifadesi ile camide namaz kılan ancak kırk kişiden iki kalmış gibi ancak zulme ve yapılanlara kalben taraftar olmadıkları görülmüş. Belkide çokları kaybetti. Vesselam

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı