"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Keyf/ince Lügât

Ali HAKKOYMAZ
19 Ocak 2020, Pazar
Durmak: En iyi durmak; s/özünde durmak...

Tartışmak: Dostlarınızla tartışmayın. Hele yabancılarla hiç... Değilse pişmanlık kalıyor geriye.

Etli sütlü: Etliye sütlüye karışmayan; hayata karışmış olur mu?!

Seçim: Siz, dünya elimden çıkmasın diyorsanız; seçtikleriniz ahiret peşinde olamaz!

Futbol: Gazeteler sadece futbol yazsın o zaman! Bu ne kadar futbol haberi... Futbolla mı kalkınıyor ülkeler... Aşırı, ifrat, fazla, israf, abartma, şişirme olmuyor mu bu kadarı!

Hatıralar: Paslanan yanlarımıza bir fırtına olur. Kâh kar olur yağar kâh coşkun sular gibi önünde ne var ne yok yalayıp yutup... evet, evet... hatıralar; hatırlatır da hatırlatır. Ne kadar arkadaş canlısıdırlar!

Olmazsa olmaz: Beka ve lika... İlla...

Yabancılık: Birbirimize ve dahası kendimize çok uzak ve çok yabancıyız.

Hürriyet: Ah, ah! Hürriyet! Çok nazlı çok pahalısın... Namık Kemal aradı; bulamadı. Ne efsunkâr imişsin, dedi. Said Nursî, hürriyetsiz yaşayamam, dedi. Orhan Veli de gördü; esaretin kara yüzünü. Kelle fiyatına hürriyet; /Esirlik bedava... dedi. Gün yüzü görmedi; azıcık düşünenler. Ahmet Haşim, bu işlere pek bulaşmadı. Melâli anlamayanları tanımazdı. Hep kaçmak istedi insanlardan. Yahya Kemal, rüzgârların hürriyetine imrendi. Esaret varsa bir yerde; insan~lık nerede diye diye gittiler.

Yaşamak: Her nefesin ilk ve son olduğunu bilmek...

Hatırlamak: Unuttuğun şehir olsun; Gam değil; Kendini hatırlarsın!

Arayış: Hangi partiyi mi tutuyorum?!... Amma da soru, ha! Ben bir bütünüm; parti; parça bölük demek... Kim kimi tutsun?! Soru mu bu! Bir de hangi grup, hangi cemaat? Hangi dernek, hangi tarikat?!... Bunlar da soru değil; Hakikat arıyorum; hakikat...

Türkçe: Birinci meselemiz “dil” diyorum; gülüp geçiyorlar. Önce Türkçe, işte! Yoksa insanları “tane” diye saymaya kalkarsın... yârelersin bizi. Ve kim saysın sizi!

*

Manşet karası: Unuttuğumuzda yaşamayı; Manşetler kararıyor; Biraz hatırlamak; lütfen!

*

Acele: Acele etme;

Yolu kaçıracaksın!

Geç kalacaksın!

“Koşmana gerek yok ki..

Hayat yolu zaten kısa..” 

*

Eylül: Eylül hem ölüme benziyor, Hem ayrılığa... Hem de seviyoruz gelince.

Kelime: Edebiyatta söz sanatları vardır; ve kelimeler kâh aynadır kâh perde... İlk anlam, yan/ındaki anlam, can/ındaki/mecaz anlam... Peşin hükümler; çok zaman vadeli de müşteri bulmuyor. Daha bir teennî... Kavvasiyet... 

Uyku: Sızdık kaldık mı yüz yıldır, iki hattâ beş yüz yıldır?

Veda: Ben Eylülü tanırım; Bir gurbet akşamına benzer! Odalara düşen veda kokusu...

Unutuş: Acılar o kadar üst üste ki... Ekmeğin kokusu nasıldı?!...

Eylül yakınlığı: Eylül... Yakama yapışık gibi... Sokuluyor incecik yanlarıma; Bana âşık gibi!

Üslûp: Üslûbumuz “üslup” olana kadar konuşmasak kim küser!

Almak vermek: Kendiniz gibi birinden bir şey alırken ağırlaşıyor; verirken hafifliyorsunuz!

Bir şehir fotoğrafı: Selâm verecek kimseniz yoksa; Şehirler çok tenha...

Slogan: Düşüncenin olmadığı her yer slogandır.

Gece: Gece; ooh! Sükûnet sığmıyor dünyaya!

Hişt: Bunca gürültü ortasında; Yaşamayı unutur insan; Susssss!

Edebiyat: Edebiyat... Estetik hallerin... En ince dillerin... Mevsimlerin selâmının kapısına bırakır bizi.

Okunma Sayısı: 828
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı