"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dumanlı bir yazı

Ali HAKKOYMAZ
11 Nisan 2026, Cumartesi
Hangisini diyeyim!

Şu adam arabasından yanan sigarayı attı. 

Yasaklı havaları sevmediğimi bilen bilir. Oradan netice çıkmaz zira.

Üstelik -yasak ters tepti- hanımefendiler gizli saklı içerlerken iş şimdi aleniyete bindi. Açığı kapalısı havayı bulutluyorlar.

Bir de bizim o misillü tütünümüz varken paramız niye o yabancı paketlere gidiyor; bilen eden var mı?! Bu da kör karanlık, kurşunî bir soru olsun.

Ben baktım ki ortalığı dumanlıyorum; üfürdüğüm gibi sigarayı... O dumanlı havalar bitti. 

Bekâr evinde üç kişiydik. Ben, Merhum Mustafa Polat, Cemil Ertonga. Cemil çok rahatsız olurdu dumandan, kokudan, ama arkadaşlık hatırı diye bir şey var. Üçümüz de gariban… Kırk metre kare bir ev… Ama Kumkapı sahilini görüyor. Arada fânîlik hüznü öyle bir çöküyor ki… 

[Ve Mustafa bir Haziran gecesi Ramazanda ve yirmi beşinde elveda dünya diyor. Ölüm ille de vaktinde geliyor. Şiirinde dediği gibi ölüyor Mustafa. Bir Haziranda, Eyüp sırtlarında olmak diyor; öyle de oluyor. O yarım kalan şiirini de Mevlüt Amca (babası) itmam eyliyor. Aile kelimeli, kültürlü olunca çocuklara yansıyor demek.]

«

Yıllar, yıllar geçmiş. Sen de bırakabilirsin; bunda bir keramet yok. 

Haydi bu fakir şiir yazıyorum havalarına tüttürüyordu da senin derdin ne?! 

Yasağı ko kenara da sen kendin bırak bu işi. Derde doktora  düşme!

Ben düştüm; bir şey de yapamadılar. 

Nefesim daraldı. Rahat nefes alıp verenlere hayranlıkla bakıyordum. 

“Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” 

İlâcını yine kendim araştırdım; söylemem! 

Ama maddî-manevî çok uğraştım. Çok dumanlı zamanlardı. 

Dön, gel gençliğim dön, gel de al, git şu yorgunluklarımı. Bir nefes gençlik iksiri çekeyim gel de.

Neyse buraya bir şiir bırakayım da içer gibi okuyun; ezberlersiniz belki. 

Haa, ezberinizde birkaç mısra, beyit, şiir, türkü olsa konuşurken imdadınıza yetişmez mi?!

«

KÜL TABLASI, SİGARA ÜSTÜNE

Şu her sigara içişimde...

Önüme çektiğim kül tablası...

 

Bu tabla sigara meraklısı...

 

Kötü sigara, iyi sigara... 

(Olmaz ya...)

Geçmişse modası...

Kül tablası...

Sigaraların son açık hava odası...

 

Parmaklarımın arası, sigara kınası...

Yoksa insanın parası...

Sigaraya bulunası...

 

Ey sigara!

Dumanlarındır yayılır odaya...

Sessiz nara...

 

Yandıkça küçülüyor;

Küçüldükçe ölüyorsun...

Kâtil sigara!

 

Ölü sigaralar kül tablasında...

Hangi acılar sizi kıvırmış?!

Siz de masallar gibi...

Bir varmış bir yanmış.

 

Şu elimdeki sigarayı da...

Son çekişten sonra...

Tablamda öldüreceğim.

Kâtil sigara!

Ali HAKKOYMAZ 

BEYAZIT/1981

Okunma Sayısı: 151
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı