"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Terbiyenin şâhikası

Ali Rıza AYDIN
08 Ocak 2026, Perşembe
Güzel terbiye, iyi anlayış, güzel ahlâk, nezafet, zarafet gibi değerlerin dinî kurallara, âdâb-ı muaşerete, geleneğe, ilme irfana ve genel kültüre, hatta hayata yansıması “edep” anlayışıyla mümkün olur.

İslâm dini, baştan başa edeptir.

Bu bakımdan edep, kulun kendisini Cenab-ı Hakkın emirlerine tâbi kılması; O’nun marziyatına uygun hüs-ü ahlâkla bezenmiş olmasıdır.  

Yani, içinde birçok güzel meziyeti barındıran Kur’ânî ahlâktır, edep.

Mevlâna Celâleddin Rûmî de, “Gözünü aç, Kur’ân’ı edepten ibaret göreceksin” cümlesiyle edebin Kur’ân ahlâkı olduğunu teyid ediyor.

İnsanı arabaya benzeten Sebahattin Zaim, “Bilgisi, motoru; edebi ve ahlâkı da direksiyonudur. Motor ne kadar güçlü olsa da direksiyon olmayınca o bir işe yaramıyor” dedikten sonra,  “O yüzden edep ve ahlâkın bu toplumun fertlerine öğretilmesi gerekiyor” tavsiyesinde bulunuyor.

Buna göre, Hz. Ömer’in (ra), “Edep ilimden önce gelir” sözü; İmam Malik’in “İlmi öğrenmeden önce edebi öğren” öğüdü, işin omurgasını oluşturuyor.

Toplum hayatında, insanî ilişkilerde ve davranış estetiğinde edep olmazsa olmazlardandır. Oturmada kalkmada, yemede içmede, konuşmada susmada edebe müraat ederek; nezakete, nezafete özen göstererek edebi hayata taşımak gerekir. 

Bunun içindir ki, Bediüzzaman, Risale-i Nur’da, İnsanlığa rehber Peygamber Efendimizin (asm) ahvalini tarif sadedinde; “Sünnet-i Seniyye edeptir. Hiçbir meselesi yoktur ki, altında bir nur, bir edep bulunmasın” hadi-i şerifini nazara vermektedir.

Faslı dilbilimci, tarihçi ve fıkıh âlimi Muhammed b. Tayip el-Fâsî; utanma, çekinme, hicap, hayâ; uyulması gereken yol, usül; terbiyeli hareket etmek manalarına da gelen edebi, “Ona sahip olan kişiyi küçük düşürücü durumlardan koruyan meleke” şeklinde tarif etmektedir.

Kaba kelimeler kullanmayıp, ifade edilecek mefhumu, başka kelimelerle daha uygun bir şekilde kapalı olarak anlatmak ise, edeb-i kelâmdır.

Kendisine, “Edep, asalet, mal ve ilim hangisi daha üstündür” diye sorulduğunda, Hz. Lokman; “Edep asaletten, ilim maldan hayırlıdır” cevabını verir.

Allah, vahiy ve ilham ile Peygamberini, Peygamber de ümmetini edeple terbiye etmiş. Allah’ın Peygamberine öğrettiğine “İlâhî edep”, Peygamberinin ümmetine öğrettiğine “Muhammedî edep” denir.

Birçok hayır ve faziletin kaynağı olan edepli davranışa tasavvufî hayatta çok önem verilmektedir. Bundan dolayı sûfîler, zarafet ve nezaket kaynağı olan bu anlayışı çok sık kullandıkları “Edep yâhû!” sözüyle taçlandırmışlar.

Bir Fars atasözünde; Bi-edeb ra edeb kerden edeb est (Edepsize edeple karşılık vermek, edeptendir) deniyor.

Demek edep, meziyetler halitası, terbiyenin şâhikası.

“Ebed” ise şâyet emel; muhakkak, “edep”
Dünya serkeş ediplerle, doldu lebalep.


A.R.A.

Okunma Sayısı: 718
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı