"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şaka, zarif olmalı

Ali Rıza AYDIN
12 Şubat 2026, Perşembe
Kasavetli anlarda ruha menfez açacak en kısa yol, şakadır.

Doğrusu, yerinde ve kararınca olursa, işe yaramıyor da değil.

Derste, sohbette ya da bir topluluğa hitap ederken yeri geldiğinde yapılacak ufak bir şaka, o an, ağırlaşmış havayı bir parça rahatlatıyor, rehaveti dağıtıyor. Bu durumda şaka, bir mana ifade ediyor.

Güldürmek, eğlenmek, eğlendirmek maksadıyla ya da karşındakini şaşırtmak için söylenen söz demek olan şaka, lügat âlimi Ebu Abdullah İbnü’l-A’rabî’nin tarifiyle, “Sert sözün yumuşak ve rahat bir biçimde ifade edilmesi; sözün, değişik anlatım tarzlarıyla dile getirilmesi”dir1

“Lâtife” sözüyle de bilinen şaka, Arapçada, mizah, lâtife, alay ve eğlence manasına gelen “hezl” kelimesiyle ifade edilmektedir.

Bazı âlimlerce şakaya, “boş ve saçma sözler, zarif sebepler, garip gerekçeler” dense de, belagat âlimlerinin çoğu, onu, manaya güzellik veren sanatlardan kabul etmiş­lerdir.

“Ben de şaka yaparım, ancak sadece doğru olanı söylerim”2 sözüyle nezih şaka ve nükteye cevaz veren Peygamberimizin (asm) bir kadının sorusu üzerine, “Yaşlı kadınlar Cennete girmeyecek” demesi ve onun üzüldüğünü görünce de “Yaşlı hanımlar Cennete genç olarak girecek”3 diyerek gönlünü alması, şakanın Efendimizin (asm) dilinden sâdır olan güzel ve nezih örneklerinden biridir.

“Lâtife lâtif gerek” sözü, şaka yaparken bile nezaketten uzaklaşılmaması gerektiğini nazara vermektedir.

Lüzumu hâlinde yapılan şaka, letâfetin yanında, haddi aşmamalı; ölçüsü dairesinde ve kaldırabilen kimselere yapılmalı. Başgil’in bu konuda gençlere tavsiyesi: “En yakın arkadaşına bile şakaların zarif olsun, kaba şakadan hayvan bile hoşlanmaz.”4

Oğluna öğüt verirken Nâbi’nin, şaka ve mizah uğruna dostlukların yitirildiği, haddi aşması hâlinde, kin ve düşmanlıklara yol açabileceği ikazında bulunuyor.5

Bediüzzaman’ın, bir başka bakış açısıyla bu konudaki tespiti ise şöyle: “Mübarezede müthiş bir hasma karşı gülmekle, adâvet musalâhaya, husumet şakaya döner, adâvet küçülür, mahvolur.”6

George Bernard Shaw’, “Şaka, ciddî bir sanat” derken; diğer tarafta da Peygamber Efendimiz (asm), “Ölçüsüz şaka yapan hafife alınır”7 uyarısında bulunuyor.

Anlaşılması gereken şu ki:

“Şaka” güzel, ama “maka” sıkıntılı! Yani, kantarın topunu daima denk tutmak gerekiyor.   

Sarı Mehmet Paşa da şöyle yorumluyor, şakayı:

“Bir kişi kim lâtifeyi çok ide,

Eksilir ırzı ve vekarı gider            

Açılır nüktelerle her sırrı,

Keşfolur cümle aybı, ârı gider.”8

Ahir kelâm:

Nezaketli şakalar, ruha nefes aldırır; haddi aşan makalar, ciddiyeti kaldırır. 

Dipnotlar:

1- TDV İslâm Ansiklopedisi. 17: 304.

2- Heysemî, 13: 89.

3- A.g.e., 10: 419.

4- A. F. Başgil, Gençlerle Başbaşa, s. 67.

5- Nâbî, Hayriyye, s. 87.

6- Said Nursî, Lem’alar, s. 19.

7- Camiü’s-Sağîr, 3: 1139 ( Deylemî’nin Müsnedü’l-Firdevs’i).

8- Defterdar Sarı Mehmet Paşa, Devlet Adamlarına Öğütler, 20.

Okunma Sayısı: 164
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı

    En Çok Okunanlar