Düşünmek, insan olmanın önemli bir özelliğidir.
Kur’ân-ı Kerîm’de, “Düşünen bir topluluk için büyük ibretler vardır”1; “Düşünen bir kavim için büyük ibretler vardır”2; “Kıssayı anlat; belki düşünürler”3 gibi ifadelerle düşünceye dikkat çekilmekte ve insan, zımnen düşünmeye teşvik edilmektedir.
Birçok şey “düşünme” üzerine inşa edilmektedir. Önce düşünülür, sonra uygulanır. Düşüncenin yönü, düşüncenin nevi, neticesini ve şeklini çoğu zaman önceden belirleyebiliyor.
Güzel şeyler düşünen, güzel şeyler plânlar; güzel hülyalar kurar. Bu, güzel bir davranış, güzel bir insanî ilişki, güzel bir hayır yapmayı tasavvur ediş olur; sanayide, teknolojide; ilimde ve bilimde bir yenilik düşünmek, bir keşfin hayata geçirilmesiyle ilgili fikrî eksersizler olur.
Olur, olur…
Bunların hemen hepsi, düşünceden doğacak sonuçlarıdır.
Bir şeyin kuvveden fiile çıkması, o şeyin tasavvuruyla mümkün oluyor, uygulama alanı buluyor. Demek ki, bütün fikrî ve fiilî planların arkasında düşünce; o nesneyi, o meseleyi düşünmek yatıyor.
Hayırsa, hayır; şerse, şer.
Düşüncesini uygulamada insan samimî ise, semeresiz kalmaz. Bediüzzaman’ın “Samimî ihlâs şerde dahi olsa, neticesiz kalmaz”4 sözünün derinliğinde yatan sır gibi.
Biri, Kur’ân’ı hıfz etmeyi düşünerek, gece gündüz göz nurunu döküyor; Rabbi, gayretine mükâfaten maksadını veriyor. Diğeri, sirkatliğe özeniyor, aklını fikrini, bu düşünceye yöneltiyor; ona da sanatına mücâzâten, açılmaz sanılan kasayı soyduruyor.
İnsan Cennete talipse, yönü, o istikamette olur; yatar kalkar hep Cenneti düşünür. İbre şer istikameti gösteriyor, fena şeyler düşünüyorsa; elbette ki, neticesi de hoşa gitmeyen şeyler olur.
Düşünmenin; derin düşünmenin, mantıklı, faydalı, hayırlı şeyler düşünmenin; fikretmenin, zihin yormanın bir diğer adı da tefekkürdür.
Bunun içindir ki, Peygamber Efendimiz (asm), “Bir müddet tefekkür, bir senelik nâfile ibâdetten daha hayırlıdır”5 buyuruyor.
Kara kara düşünmek de bir düşünme şeklidir; ama maksatsız, mantıksız, meyvesiz ve üzüntüden ibaret…
Karamsar bir tablo çizip ürkmek yerine, işe ya da teşebbüse iyi niyetle başlanır, iyi şeyler tasavvur edilip akıbetinin de iyi olacağı düşünülürse, umulur ki sonuç da iyi olur, hayırlı olur.
Çünkü, “Niyet hayır, akıbet hayır.”
Ahiret yurdunun mamur olması da güzel düşüncelerin, hayata geçirilen güzelliklerin ürünü değil mi?
Öyle ise, güzel şeyler düşünelim, her zaman.
Murada erebilmek için…
Dipnotlar:
1- Nahl Suresi: 11.
2- Nahl Suresi: 69.
3- A’raf Suresi: 176.
4- Said Nursî, Lem’alar, s. 154.
5- Keşfü’l-Hafâ, 1:1004.