"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Fedakârlık, mesleğimizin esasıdır

Bahadır Asya
15 Eylül 2021, Çarşamba
İnsanın dünyaya kendi penceresinden bakması, daha doğrusu çok şeyi kendi yaşayışındaki değer ölçüleriyle değerlendirmesi bazen problemin kaynağı oluyor.

Hizmetteki eski ve yeni müntesipler arasındaki uyumsuzluk veya beklenti farklılığının kaynağı da çoğu kez kendi yaşayışımızı örnek almaktan kaynaklanıyor. Eskilerin, (eski tabiri olumlu ‘kâmil’ anlamında kullanıldı) Risaleleri tanıma döneminde yaşadıklarını, Risaleyle yeni şereflenen her fertte aynen görmek istemeleri hatanın özünü teşkil ediyor.

Süfyanizmin ağır baskısından bunalan bir kişinin ab-ı hayat gibi Risalelere kavuşması sonrasındaki davranışları, Risalelere muhatap olmasındaki şevk ve iştiyakı; bildik ve tanıdıklarının teşvikiyle hatta kalacak yer dolayısıyla (tanışma sebebi bunlardan biri olup da Risaleleri problemlerine çözüm olarak görenler müstesna) Risalelere muhatap olanlardaki şevk ve heyecan aynı olmuyor, olamaz da.

Hizmetteki gençlerin, ‘’abiler beni (bizi) anlamıyor’’ sözlerine, ağabeylerin ‘’biz böyle değildik, bizim zamanımızda böyle değildi...’’ sözleri her kişinin durumu kendi açısından veya yaşadıklarına göre değerlendirmesinden kaynaklanıyor.

Hizmette bulunanlar arasındaki iletişimsizliği, -ki bu iletişim eksikliği hem şahsa hem de hizmete zarar veriyor- matematik problemi gibi tek yolla çözme imkânı yoktur. İşin içinde insan unsuru varsa her insan için ayrı bir yol ve yöntemin çözüm olacağını düşünmek zorundayız. İnsanların yaş, mevki, yetişme tarzı, çevre faktörleri, duyguları dikkate alınmadan çözüme ulaşılamaz. İnsanları tek kalıpta değerlendirmek hatasına düşmek, problemleri çoğaltır.

Zaman değişmiş diyoruz, ama değişen zaman değil, toplumun gelir seviyesine göre yaşama şartları değişti. Hizmet açısından; sobalı kerpiç evlerden kaloriferli apartman dairelerine (hatta külliye denilen büyük binalara) geçildi; kilim serili salonlardan halı, koltuk ve mobilyaların yer aldığı salonlarda ders yapılıyor. Çamaşırı, yemek kaplarını dershanelerde kalan kişiler (öğrenciler) yerine makinalar yıkıyor. Hatta bazı yerlerde yemek yapan aşçılar da var. 

Fedakârlık, mesleğimizin esasıdır. Öğrenci; temizlikten, yemeğe, gelen misafirlerle ilgilenmeye kadar her işi kendi yaparsa fedakârlığa alışır. Geçmişte de bu durumdaki kişiler fedakârlığı öğreniyor ve yetişiyordu. Bu yargı bir yönüyle doğrudur. Ancak bir yönüyle, çünkü o şartlarda yetişen her kişi aynı fedakârlığı gösteremedi. Fakat o şartlarda yetişenler hayatın zorluklarına daha dirençli yetişiyordu. Zor şartlar hayata çok şey kazandırıyordu.

Günümüzde fedakârlığı eski sistem ile sağlama imkânı yok. Geriye dönüş imkânımız olmadığı için, yeni şartlarda, hiçbir mazeretin arkasına sığınmadan gençlerin; daha iyi yetişmelerini sağlamak için hangi metot ve terbiye usûlleriyle hareket edilmesi gerektiği endişesini taşımalı ve yollarını aramalıyız. Önce kendimizden başlayarak, hatta şöyle düşünebilsek belki daha doğru olur: Bizler o dönemde bizi yetiştirenleri örnek aldık, ama biz günümüz gençlerine acaba iyi örnek olamadık mı? 

Yeni şartlarda öğrenci, nasıl hem kendini iyi bir şekilde yetiştirebilir, hem de hizmete faydalı bir fert olur?

Kişiye her şeyden önce cemaatin bir ferdi olduğu ruhu verilmeli; bir cemaatin ferdi olduğunu düşünen, hareket ve davranışlarında buna göre hareket eder. Yani yanlış bir davranışının kendisiyle sınırlı kalmayacağını bilir. Bu cemaat ruhunu kazanan kişi, her hareketinde yanında ve arkasında cemaatini görür, nefis ve isteklerine sınır getirmekte zorlanmaz. 

İlgi göstermek iletişimin birinci şartıdır. Kime ilgi gösterilse, ilgi gösterilen, o kişiyi kendine daha yakın hisseder. Bazen onun davranışlarından ister istemez etkilenir. İnsanlar bilhassa gençler, hayatlarında taklit edecekleri veya benzemek isteyecekleri bir rol-model aramaktadır. (Ünlü kişilere benzeme sevdası da budur.) Öğrenci için; rahatlıkla konuşabileceği birinin olması, ona sıkıntılarını rahatlıkla anlatabilmesi, kendisine problemlerinde yardımcı olacak birinin olması önemlidir. Zor zamanlarında akıl danışacağı birinin olması insana güven verir.

İlgilenmede en önemli unsur yaratılış bakımından uyumlu, yani psikolojik yaratılışları birbirine yakın olanların, hatta ortak bir alanları (hemşehrilik gibi) olanların birbirleriyle muhatap olmaları. Bazıları vardır ki her kesimle diyalog kurabilir, ama herkes aynı özellikte olmuyor.

İnsan fıtrî olarak önemsenmek ister. Bir işe yarıyor olmak, güvenin kaynağıdır. İş yaptırarak önemsendiğini göstermenin yolu, kişiye yapabileceği, daha doğrusu hoşlanarak yapabileceği bir görev vermektir. Bunun tesbiti çok önemli, ama zordur. 

Başarı ve kabiliyetler tebrik edilmeli, yerine göre de ödüllendirilmeli. Kabiliyet ve başarılar kişiden de kaynaklansa, onu başarılı kılanın Allah olduğu hatırdan çıkarılmamalı; başarısından ötürü gençleri üstünlük havasına sokmamalı. Sonuçta kabiliyetler bizim isteyerek veya seçerek, parayla aldığımız veya anne ve babamızın bize hediyesi değil. Dünyaya gelişimizde Allah bu kabiliyetleri de bünyemize yerleştirmiş. Biz sadece o kabiliyetleri çalıştırıyoruz.

En öncelikli olan: Risaleleri okuyup anlamanın önemi kavratılmalı. Ahir zamanın özelliği vurgulanmalı. Gençlik hevesatının geçiciliği anlatılmalı. (Risale-i Nur’un metodu, hata ve günahlarda dünyada dahi kötü neticelerini göstermektir. Sadece ahiretle korkutarak nefisler ikna olmuyor.)

İbadetlerdeki, öncelikle namaz ibadetindeki huzur işlenmeli. Nur Talebelerinin en önemli görevi, Sünnet-i Seniyyeye ittiba ederek yaşamaktır. Sünnete uygun yaşayış hayata bir düzen verecektir. Bu konulara ağırlık verilmeli. Ancak bunun yanı sıra içtimaî ve siyasî dersler de ihmal edilmemeli.

En önemlisi de derslerde okuduklarımız ve hususî sohbetlerimizde söylediklerimizle davranış ve yaşayışımız çelişmemeli. Öğrencilerin bizleri örnek aldıkları unutulmamalı. Ve hizmette en önemli şey; faydalı olmaktan önce, zararlı olmamak geldiğini bilmektir. 

Hizmete zarar vermenin şahs-ı manevîyi inciteceği unutulmamalı.

Okunma Sayısı: 654
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı