"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Kadına şiddet”e yer yok

27 Ağustos 2020, Perşembe
İslâm dininde değil kadına, bir karıncaya bile keyfi olarak şiddet ve eziyet etmek yoktur.

Çünkü kalplerdeki Allah korkusu buna manidir. Tam bir Müslüman bilir ki; aldığı her nefesin, attığı her adımın, ağzından çıkan her kelâmın hesabı vardır.

Yaratan Rabbinin emirleri, onun hayatını düzenleyen kanunlardır, nizamlardır. Ancak, ilk insanın yaratılışından kıyamete kadar devam edecek olan iman-küfür mücadelesi bütün insanlık âlemine, ya doğrudan ya da dolaylı olarak bu iki cepheden birine sevk eder. İnsan da cüz-î iradesi ile ister istemez bir tarafın hizmetkârı olur.

Şeytanî planlarını hayata geçirmek isteyenler öncelikle toplumun temeli olan aile yapısını bozmayı hesaplamıştır.

Bu hesapların birincisi olarak; “Süfyan israfı teşvik etmekle, şiddetli bir hırs ve tamâı uyandırarak, insanların en zayıf damarlarını tutup, kendine musahhar eder.” (Şuâlar, s. 912) Görenek belâsı ile ihtiyaç olmayan şeyleri, ihtiyaç gibi gösterip, israfa teşvik eder, bu taktiği ile herkesi emri altına alır.

Gelir, giderleri karşılamayınca evin kadını da çalışmak zorunda kalır, yuvasını terk eder. Kazançlar yetmeyince de “şiddet” kendini gösterir.

Bunun sonucu olarak; “Başta izzetini feda edip zilleti kabul etmek, bazen alçak insanların ayaklarını öpmek kadar manen bir dilencilik vaziyetine düşmek, bazen hayat-ı ebediyesinin nuru olan mukaddesat-ı diniyesini feda etmek suretiyle o bereketsiz menhus (uğursuz) malı alır.” (Lem’alar, s. 253)

Meselenin altında “kadına şiddet”ten daha dehşetli olan ise, dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan, hiçbir paranın satın alamadığı, evdeki masum yavrunun, hava ve su gibi ihtiyaç duyduğu ve bunun da sadece kendi annesinde bulunan “anne şefkat”inden mahrum büyümesi. Ve yapılan bu yanlış uygulamalarla, alamadığı şefkati başkasında göstermeyecek olan, acımasız bir neslin geliyor olması.

Şimdi manen bozulan topluma birtakım sözleşmelerle çare bulunmaya çalışılıyor. Oysa hastalık maneviyattan geliyorsa, tedavisi de, ilâcı da manevî olması gerekir. İnsan, insana şiddet uygulayabiliyorsa, bunun önlenmesi için, değil İstanbul Sözleşmesi, dünya sözleşmesi yapsanız çare bulamazsınız. Çare, İslâmın esaslarındadır.

Başka bir garabet ise; Avrupa ve Amerika da, böyle cinnet vak’alarının, haber yapılmasının yasak olmasına rağmen, bizde, şiddet adeta teşvik edilmektedir. Toplum psikolojisini bozmaktan başka bir işe yaramayan bu tip haberlerden vaz geçilmesi şarttır.

Okunma Sayısı: 1294
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı