1961’de Nazilli’de hazırladığı ilk Hizmet Rehberi’ni o yıllarda başlayan siyasal İslâm hareketinin hizmetimize zarar verme ihtimalini göz önüne alarak daha da genişletmek üzere 1969 da Aydın’a gelir.
“Cihad-ı manevî olan mesleğimize taalluk eden bütün bahisler, ilk seferinde hazırlanan ‘Hizmet Rehberi’ adlı kitaba girmedi. Bu meselede bir tahşidat yapın ve mümkün mertebe bütün meselelerin girmesine gayret edin” 1 diyerek çalışmalara başlar.
Zübeyir Ağabeye o günlerde en fazla eşlik eden çarşı esnaflarından rahmetli Necati Can Ağabeydir. Marksistliğimin zirve yaptığı yıllardı. Nur dershanesi de bizim lokantanın iki dükkân yanındaki berberin üst katında küçük bir mekândı.
Bir gün Necati Ağabey, yanında bir arkadaşıylalokantaya yemeğe geldi. Çarşıda komşumuz olduğu için iyi tanıyordum. (O günkü zihniyetime göre) bizim fikirlerimize ters gerici, yobaz düşüncelere sahip olduklarını bildiğimden tartışmaya girdik, onlar fazla konuşmadılar.
Allahu Zülcelâl yedi yıl sonra rahmetinin tecellisini göstererek, beni de onların safına kattı.
Aradan geçen yıllar içinde Necati Ağabeyle defaatle helâlleştik. Kendisine; o gün lokantada yanındakinin kim olduğu sormama rağmen cevap alamıyordum. Bana şöyle derdi “Bugünkü hizmetine bak, o günleri unut, bu hizmet Sahabe mesleğidir” diyerek konuyu kapatırdı.
“Zübeyir Ağabeyi o yıllarda tanımış olsaydım, ben onu yediği pirinç lapasının üzerine kapattığı domates ile bırakır mıydım? Lokantadan götüreceğim yemeklerle onu doyurmaz mıydım?” diyerek yıllardır hayıflanıyordum.
Geçenlerde gördüğüm rüya bu hayıflanmalarımı bir çeşit sevinç ve ümide çevirdi.
Rüyamda “Zübeyir Ağabey gelecekmiş” dediler, ona çok güzel yemekler hazırladım. Kuzu kapama, tava ciğer, güveç gibi ancak bütün gece bu yemeklerle uğraştım sanki. Geldi, yemeklerden afiyetle yedi. Sonra bize Hizmet Rehberi’nden ders okudu. Ben de o kitabı satın aldım, rüya bitti.
Mehmet Emin Birinci Ağabey anlatıyor: “Zübeyir Ağabeyin okuduğu kitap o anda satılırdı. Misafir olan kimsenin gözüne mutlaka takılırdı. Bir risaleye, bir Zübeyir Ağabeye bakar dururdu. Hayret ederdi ,ders bitince hemen kitabı satın alırdı…O derece tesirli (ihlâslı) Risale-i Nur okurdu.” 2
Rüyamda Zübeyir Ağabeyden aldığım kitap elimdeydi, ama uyandığımda elim boştu. Derhal kalktım, Zübeyir Ağabeyin okuduğu yeri buldum, devam ettim.
Şöyle diyordu: “Bugünlerde herkes sıkıntıdan şekva ediyor. Adeta ma-nevî havanın bozukluğundan, maddî ve umumî bir sıkıntı hastalığını vermiş. Hatta bana da birgün sirayet etti. Bizim her derdimize ilâç olan Risale-i Nur ile meşgul olanlarda, o sıkıntı hastalığı ya yok veya pek azdır.”(Kastamonu Lâhikası, s. 360.)
Rabbim bu hizmette ihlâsla bulunanlardan ve Zübeyrî çizgiden ayırmasın.
Dipnotlar:
1- Y. Asya’nın manevî mimarı ZG, YAY, 1994
2- Z.Gündüzalp İ. Kaygusuz, s. 347.