"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir ânın pişmanlığı

Rüstem GARZANLI
10 Mayıs 2026, Pazar
Hafta sonu eşimle yürüyerek markete gittik. Dönüşte poşetleri eşim taşıdı, yolda yorulunca kaldırıma oturup dinlendi. Ben de bastonuma dayanarak ayakta bekledim.

Bizi uzaktan izleyen yaklaşık 60 yaşlarında bir adam “Niye hanıma yardımcı olmuyorsun?” diye sordu. Benden bir cevap bekliyordu, sessiz kaldığım için “Herhalde sizi rahatsız ettim kusura bakma” deyip yanımızdan ayrıldı.

Bu hatırada insanın içine dokunan çok ince bir ders var. Görünüş ile hakikat arasındaki fark… O beyefendi uzaktan baktığında bir manzara gördü: Ayakta duran bir erkek, oturmuş bir kadın kendi vicdanına göre hüküm verdi. Hâlbuki benim yaşadığım durum bambaşkaydı, ben sağlık sebebiyle zor yürüyen birisiydim, hanım ise yük taşıdığı için yorulmuştu.

İşte burada insanın en çok düştüğü hata ortaya çıkıyor: Bilmeden hüküm vermek. Said Nursî Hazretleri, insanın zâhire bakarak hüküm vermesinin çoğu zaman hataya götüreceğini anlatır. Çünkü hakikat çoğu zaman görünenden farklıdır. Burada şunu ifade etmek isterim: Her hâlin bir sebebi vardır, bilinmeden hüküm verilmez. İyi niyet bile olsa, acele hüküm incitebilir. Sabır ve sükût bazen en güzel cevaptır. 

Çünkü bazen izah etmek yerine susmak, karşı tarafın hatasını kendi içinde fark etmesine vesile olur. Nitekim o beyefendi de bunu hissetmiş ve özür dileyerek ayrılmış. Bu olay aslında küçük gibi görünse de büyük bir hakikati gösteriyor:

Daha sonra onun yaptığı teklifin iyi niyetinden olduğunu fark ettim. Hâlet-i ruhiye mi ona anlatsaydım, belki o da hoşgörü ile karşılardı.  Zaman zaman karşılaştığımız noktadan geçerken “Keşke adamı görseydim özür dileseydim,” diye içimde geçiyor.

Hayat bazen insana küçük gibi görünen ama içinde büyük dersler saklayan hatıralar yaşatır. O an fark edilmeyen bir incelik, sonradan kalpte bir sızıya dönüşür. Benim yaşadığım hadise de tam böyle bir hakikati fısıldıyor: Hoşgörüyü anlamak kadar, ona karşılık verebilmek de bir erdemdir. Bir yabancının sözleri, ilk anda bir yanlış anlama gibi görünse de aslında içinde saf bir niyet taşıyordu. Yardım etmek, iyiliğe vesile olmak, belki de o, kendi vicdanının sesini dinleyerek konuşmuştu. Ben ise o an susarak geçtim...

Sonra kalbimde bir fark ediş doğdu: O aslında kötü niyetli değildi. Ben ona daha nazik davranabilirdim. İşte bu fark ediş, insanın iç dünyasında açılan en kıymetli kapılardan biridir.

İnsanlar çoğu zaman kusurdan değil, yanlış anlamadan incinirler ve çoğu kırgınlık, aslında iyi niyetin yanlış yorumlanmasından doğar. Hoşgörü dediğimiz şey sadece karşı tarafın hatasını bağışlamak değildir. Bazen de kendi eksikliğimizi fark edip, içimizde bir tevazu ile eğilebilmektir. O beyefendi ile bir daha karşılaşmadık, aslında mesele onunla karşılaşmak değil. 

Asıl mesele şudur: Bir daha benzer bir durumda, o ince ruhu tanıyabilmek. Bir iyiliği, daha doğarken incitmeden karşılayabilmektir. Risale-i Nur’da anlatıldığı gibi, insan bazen bir tek kelimeyle kalp kazanır, bazen de bir sükûtla kalp kırar. Fakat yine aynı insan, bir pişmanlıkla kalbini temizler, bir niyetle yeni bir sayfa açar. Bazen en güzel telafi, bir daha aynı hatayı yapmamaya karar vermektir. Vesselâm…

Okunma Sayısı: 143
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı