"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nisan yağmurları

Mehmet Emin Bozkuş
10 Mayıs 2026, Pazar
Çocukluğumuzda kışlar çok çetin geçerdi. Çelê Çıl dedikleri, kışın çetin geçen 40 günü vardı.

Bu günleri büyüklerimiz tek tek sayardı. Yirmi gün kaldı, on gün kaldı derler, yani bitmesi, o kar ve borandan kurtulmak en büyük hayalleriydi. Çünkü hayvanların çoğu soğuktan, iyi beslenemediklerinden dolayı telef oluyorlardı. Elbette hayvanlar da en büyük geçim kaynaklarıydı. Çelê Çıl’ın son bir buçuk gününe heyho adını vermişlerdi büyüklerimiz. Yaşlı bir amca yanında oturan diğer yaşlıya filankes “Çelê çıle bir buçuk gün kaldı” deyince, diğer yaşlı ve güngörmüş adam: “Hey hoo ma sal-u zamanek” diye cevap vermiş. Yani daha bir yıl, bir zaman kalmış anlamında diğer yaşlı adama cevap vermiş.

Memleketimizde daha soba icat edilmeden önce heyho gecesinde köyümüzde ilginç bir âdet vardı. Evin, odanın ortasında çember şeklinde ocaklar vardı. Bu ocaklara tıfık denilirdi. Tıfık hem odayı ısıtırdı, hem de odayı ışıklandırırdı. Heyho günün gecesinde evdeki en büyük meşe kütüğünü o tıfıkte yakarlardı. Kütüğün ateşi sabaha kadar yanardı. Çelê Çılden sonra baharın gelişi ufukta görünürdü, ama Rumî hesapla Mart ayı bitmeden bahar gelmezdi. 

Nisan yağmurları şimdi olduğu gibi eskiden de çok kıymetliydi. Hatta bizim yörede Nisan yağmurlarının kıymetine binaen güzel ve veciz bir atasözü söylenirdi. Derlerdi ki: “Barana Nisanê çêtıre jı kumaşê Hemedan’ê.” Eskiden kumaş çok kıymetli idi. İnsanlarımız kumaş bulamadıkları için veya alacak güçleri olmadığından dolayı, koyunların ve keçilerin yününü ip haline getirerek erkekler için derpê u kıras, kadınlar için fistan, ayrıca çorap ve eldiven yaparlardı. Hemedan İran’da bir şehirdir. Tahran’ın yaklaşık 360 km güneybatısındadır. Bu şehirde üretilen kumaşlar çok kıymetliymiş. Bundan dolayı Hemedan kumaşına herkes ulaşamazdı. Bu kıymetli kumaş bizim memlekette hemen hemen Nisan yağmurları kadar kıymetliymiş. Vecize bu anlamdadır. Köyümüze Nisan ayında gelen bir göçmen kuş var. Bu kuşun adı zeroledir. Nisan ayı gelmeden gelmez. Yuvasını da köyün bağlarının üzüm ağaçlarına yapar. Bu kuş baharın mükemmelleştiğinin habercisi olduğu için eskiden bizim köyde hayvanları çok olan bir adam varmış dermiş ki zerole gelmeden bana kimse baharın geldiğini söylemesin.

Bizim çocukluğumuzda Nisan ayında yağmurlar yağınca genellikle kız bebeklerin yüzleri yağmura tutulurdu. Şöyle bir inanç vardı, eğer bebeğin yüzüne birkaç Nisan yağmurunun damlası düşerse bu kız çocuğunun yüz güzelliği büyüdüğünde daha da güzel olacak.

Yaklaşık 30-40 yıldır bizler o yılların kışlarını, Nisan yağmurlarını ya az gördük veya hemen hemen hiç görmedik. Ta ki bu yıla kadar, yani 2026 yılına kadar. Bu sene ki kış ve Nisan ayı bizi kırk yıl öncesinin kışlarına, kırk yıl öncesinin Nisan aylarına götürdü. O tarihlerde devamlı akan pınarlar maalesef kurumuşlardı. Bu pınarlar bu yıl tekrar akmaya başladı, yağmurların düşmesiyle yeşeren otlar vardı. Bu ot türleri de kaybolmuştu. Bu otlar tekrar yeşerdi. Yıllardır Banuh köyünde akmayan Hz. Nuh çeşmesinin şarıl şarıl aktığını gördük. Yani kırk yıl önceki kışı ve baharı bu yıl tekrar gördük. Zerole kuşu tüm güzelliğiyle köyün bağlarında ki ağaçlarda baharın muhteşemliğini sesinin armonisiyle bize müjdeliyerek veriyor. Yer ve gökten fışkıran bubereketin her daim devam etmesi temennisiyle.

Okunma Sayısı: 132
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı