"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“15 Temmuz soruları” hâlâ cevapsız!

Cevher İLHAN
17 Temmuz 2021, Cumartesi
İstifhamların başında, dönemin Kara Havacılık Okulu Komutanı’nın mahkemede, “Genelkurmay Başkanı’nın Akıncı’ya geçişi emir-komuta içinde olmuştur.

VIP olarak ağırlandığı Akıncı’dan Çankaya Köşkü’ne gidişinin de VIP şeklinde olduğunu mürettebatın ifadelerinden biliyoruz. Değilse serbest bırakıldı ya da kurtuldu/kurtarıldı, ama mürettebat tutuklu” ifadesinin soruşturulmaması geliyor. 

Keza AKP milletvekili Şamil Tayyar’ın da nazara verdiği “Sabah 8.30 kadar bir irtibatı yok. Kubilay Selçuk, Mehmet Dişli, Akın Öztürk’ün ifadelerinde ‘Genelkurmay Başkanı’nın eli kolu bağlı değildi ve odasında çay içiyordu dedikleri ve televizyon izledikleri’ iddialarıyla “komuta kademesi 04’e kadar durumu mu gözetledi?” sorusunun cevabının araştırılmaması istifhamları derinleştiriyor. 

Sahi, savcının esas hakkındaki mütalâasında “Sonuçta Çankaya Köşkü’nde Başbakanlığa iniş yaptık. Peşimde Mehmet Dişli geldi. Açıkça arkamdan gelenleri kontrol etmedim. Başbakanlık binasına girdim..” dediği yazılan Genelkurmay Başkanı’nın “Dişli’yi iner inmez değil de saatlerce süren kriz toplantılarına katıldıktan saat 16.30’da ihbar etmesi ciddî olarak sorgulanmadı? 

Yine Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı eski Komutanı’nın, mahekemede “Ben ‘fetö’cü değil Atatürkçü ve milliyetçiyim. Bu plânlama başarısız olsun diye yapılmış amatörce askerî bir plândır. Oyun ve aldatmacadır. Kimin işine yarıyorsa o yapmıştır” savunması neden yeterince incelenmedi?

Ya da Mahkeme Başkanının “Akıncı’da emir komuta kimdeydi?” sorusuna, “Yöneten yoktu, tam bir curcunaydı; kimin kime ne emir verdiği belli değildi, çok kavgalar vardı” cevabının perde arkası aralanmayıp 15 Temmuz Hâdisesi karmaşık ve muallel halde ortada bırakıldı? Ve neden Cumhurbaşkanı, “dere geçerken at değiştirilmez” dedi?

Gerçekten, bu garabetin sebebi neden sorulmadı; niçin MİT müsteşarı gibi Genelkurmay Başkanı’nın millet irâdesinin temsilcisi Meclis’e ifade vermesi engellendi? 

Özetle üzerinden beş yıl geçtiği halde “15 Temmuz” soruları hâlâ cevap bekliyor. Bu açıdan gri alanların âcilen cevaplandırılması bekleniyor.

Yine karambole getiriliyor 

“15 Temmuz”un beşinci yılında onca yanıltma ve çarpıtmaya rağmen ortaya çıkanlar, hâlâ sırf siyasi hesâplar uğruna gerçeklerin ne denli çarpıtıldığını ortaya koyuyor. 

Artı Tv’deki “haber peşinde” programında konuşan GP Yönetim Kurulu Üyesi Nihal Olçok’un, Oğlu Abdullah Tayyip Olçok ile eşi AKP’nin reklâm danışmanı Erol Olçok’un katledildiğine dair açıklamaları “15 Temmuz”un bir “tertip” olduğu iddialarını teyid ediyor. (gazeteler, 28.5.21)

Öncelikle Nihal Olçok’un, gazeteci Erk Acarer’in “15 Temmuz öncesinde ‘15 Temmuz’la ilgili halka bir teşekkür pankartı siparişi”ne dair “Bütün Türkiye bunu biliyor. O bilbordlar ne zaman, o hengâmede kimler tarafından hazırlandı ve nasıl asıldı? Ben gördüğümde çok şaşırdım. Hangi ara tasarlandı. Bunu hep sorguladım” ifadeleri dikkat çekici. 

Doğrusu Nihal Olçok’ın “Darbeden önce darbe sonrasının pankartlarını gördünüz mü?” sorusuna “Siz görmediniz mi, sadece ben mi gördüm. Darbe gecesinin sabahında bütün Türkiye, ‘Korkma göklerden gelen bir karar var’la donatılmıştı. Belki ben çok vesvese yapıyorum! Yani bu vatanın 17 yaşında ölen evlâdı gibi ‘bu da bir mücadeledir’ deyip sabaha kadar bilgisayar başında oturup onları tasarlayan birileri vardır belki de. Belki bendeki meslekî hassasiyet. Bilboardlardaydı bu, ben hayal görmedim” sözleri “15 Temmuz” afişlerinin önceden hazırlandığı kuvvetli imâsında bulunuyor.  

Bu ifşaatıyla” kuvvetli imâsında bulunan en son bir televizyonda “Erol Olçok bilinmeyerek vurulduysa da 17 yaşındaki Abdullah’ın bir yıl sonra –reşid olarak yapacağı- şahidliğini ortadan kaldırmak için bilerek vuruldu” açıklaması vahim vaziyeti ele veriyor. 

Bütün bunların yanı sıra “15 Temmuz”un fâili meçhul 251 cinayetin işlendiği “karanlık bir geceye dönüştüğü”nü belirten Olçok’ın “Kim yaptı bu darbeyi?” sualine “Bundan en fazla çıkar sağlayan kimse, onlar yaptı” cevabı ise oldukça çarpıcı ve anlamlı.  

Ne var ki bu fevkalâde önemli tesbitler de diğer “15 Temmuz iddiaları” gibi karambola getiriliyor. 

“Tavukların ‘tar’da sıralanması…”

Öncelikle Meclis’in “15 Temmuz’u Araştırma Komisyonu Raporu’ndaki “şerhler”le ortaya konular gerçekler, AKP’li Komisyon Başkanı’nın dönemin Meclis Başkanı’nın makamında medyanın gözü önünde teslim ettiği “15 Temmuz raporu”nun neden “kaybedildiği”ne dair ipuçlarını veriyor. 

Meselâ “rapor”daki “gazeteci Fuat Uğur ve benzeri yazarların darbeden aylar önce paylaştıkları yazıların MİT için açık istihbarat kaynağı olup, “bunların bildiklerini MİT’in bilmiyor olması düşünülemez” cümlesi, “15 Temmuz” hazırlıklarına dair “net bir istihbarata önceden ulaşılamadı” savunmasını geçersiz kılıyor. 

Zira “15 Temmuz”dan yaklaşık üç ay önce “Tavuk ‘tar’da sayılır!” başlıklı yazıda Uğur, “Sanıyor musunuz ki devlet uyuyor. Hepsini takip ediyor. Emir yukarıdan geldiğinde harekete geçenler aynı zamanda kendilerini de ifşa etmiş olurlar. Devlet de onların zaten hizalanmasını beklemektedir ve büyük temizliğe başlar. Anadolu’da bir lâf vardır, ‘Tavuk tarda sayılır. Siz dolaşır, çalışırsınız. Sanırsınız ki devletin hiçbir şeyden haberi yok. Emir komuta ile ‘tar’ın, yani odunun üzerine sıralanıp hizalandığınızda öyle kolay sayılır ve avlanırsınız ki neye uğradığınızı şaşırırsınız. Devlet bazı hareketlerinizi göremeyebilir ama ortaya çıktığınız an hepinizi avlar” cümleleri, “büyük tasfiye” için “15 Temmuz’da ‘tarda sayılma”nın beklendiğini açıkça ortaya koyuyor. (Türkiye, 21.4.16) 

İbret verici olarak… 

“Şâibeli işler, kişiler ve ilişkiler soruşturulamıyor”

“Geldik 15 Temmuz’a, toplumda bir heyecan görüyor musunuz. Yapılan operasyonlara tepki destekten fazla. Hatta destek yok gibi. Terör operasyonları haberlerinin de toplumda artık fazla bir karşılığı yok. 15 Temmuz’la ilgili cevabını bekleyen soruların birçoğunun cevabı bulunmadı. Aleyhinde iddialar bulunan birçok isim ise hâlâ köşelerinde duruyor. Şâibeli işler, kişiler ve ilişkiler soruşturulamıyor...” 

Abdurrahman Dilipak (Yeni Akit, 11.21)

Okunma Sayısı: 2952
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Aysuna

    17.7.2021 10:19:59

    Âhh Üstadım!Ne kadar az okuyoruz,ne kadar az DÜŞÜNÜYORUZ.."Fe eyne tezhebûn"

  • Hüseyin İlhan

    17.7.2021 07:57:59

    15 TEMMUZ ARARTIRILSIN TEKLİFİNİ RET EDEN PARTİLER VE ETTİREN LİDERLER kesinlikle bu işin içinde vaaaaar. Bakın BURSASPOR Kulübünün şampiyon hocası ERTUĞRUL SAĞLAM Bursa'daki bir basın organına verdiği röportajda o otelle ilgili saldırı saati ile ilgili ciddi bilgi veriyor.Bu bilgi RTE'nin söylediklerinin zıttı bir bilgi.Keza yine otele geleln sas yada başka ünvanlı saldırganalr neden asıl hedef yerine değilde başka yere ateş eder.Ve yine DARBE ALLAHIN LÜTFU diyen kara ve sapık zihniyet sahibi acaba ŞER olan bir şeyin hele hele ikide bir istismar ettii şehitler üzerinden LÜTUF ifadesini neden,nasl kullanabilir.

  • Asım

    17.7.2021 06:22:07

    Günah defterleri o kadar kabardıki bu dünyada çözülmesi mümkün değil artık iş mahkeme i kübraya kaldı bakalım oradan da sıyırabilecekler mi Hiç sanmam çünkü orada delilleri yok etmek mümkün değil.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı