"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

30 milyon vatandaş yoksullaşmış

Cevher İLHAN
10 Nisan 2021, Cumartesi
İKRAR

Bilindiği gibi daha önce Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı, Meclis’teki bütçe görüşmelerinde “Türkiye’de yoksulluk, özellikle aşırı yoksulluk sorun olmaktan kalktı” demişti.

Türk-İş tarafından kamuoyuyla paylaşılan “yoksulluk sınırı”nın 8 bin 911,97 lira, “açlık sınırı”nın 2 bin 735 lira olmasına karşılık “asgarî ücret”in 2 bin 324 lira olduğu ülkede toplumun yarısından fazlasının asgarî ücretle geçindiği, karşı çarşı pazarda gerçek enflasyonun yüzde 30’ları, gıdada yüzde 50’leri aştığı, işsizler ordusunun 13 milyona hatta 15 milyona vardığı, salgınla birlikte iki milyon vatandaşın işsizlere eklendiği ülkede “yoksulluğun olmadığı” ileri sürmüştü.

Keza Bakanlığın, siyasî iktidarın “hizmetleri” propagandası uğruna “on sekiz-yirmi milyon kişiye bakıyoruz, devlet yardımı yapılıyor” ifadesi dikkat çekmişti. 

Bu arada Cumhurbaşkanı’ndan iktidarları öncesinde “Türkiye’de buzdolabı ve fırının olmadığı” ileri sürülürken, ilk AKP hükûmetinin kurulduğu Kasım 2002’te Türkiye’de 4 milyon 422 bin 180 otomobil olmak üzere, 8 milyon 903.843 minibüs, otobüs, kamyon, kamyonet, özel taşıt olduğu resmî verilerde yer alırken, bir iktidar partisi milletvekilince “18 yıl önce araba var mıydı?” çarpıklığı sergilendi.

Hatta bir AKP Genel Başkan Yardımcısı televizyonda, “bir dönem bu ülkede bardak yoktu. Yani bırakın bardağın içindeki suyu, bardak yoktu…” diye konuştu. (gazeteler, 12.2.21)

Ancak en son Aile Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü’nün “2020 yılı faaliyet raporu”nda “2019’da bu rakam 3 milyon 282 bin 975 haneye yapılan yardıma karşı 2020’de Türkiye’de 6 milyon 630 bin hane sosyal yardım aldığı ve sosyal yardıma muhtaç hane sayısı bir yılda yüzde 102 arttığı” rakamları yoksulluğun açık ikrarı oldu. (gazeteler, 2.4.21)

Ve bu vahim tablo, “iktidarımızda yoksulluk yok edildi, yoksulluğu bitirdik” lâflarının aksine 20 milyon insanın “yoksulluk sınırı”nın hatta “açlık sınırı”nın altına kaldığının “resmi belgesi” olurken, AKP iktidarında yoksulluğun kat kat arttığının son itirafı olarak kayıtlara geçti.

VAZİYET

“Bildiri”nin perde arkası

Öncelikle mâlum “bildiri”yi imzalayan 104 emekli amiralden 10’unun gözaltı sürelerinin dört gün daha uzatılması, iddianameleri hazırlanmadan gözaltıların apar topar yapıldığını ele veriyor.  

Keza sözkonusu amirallerin sosyal medyada aralarında hazırlamaya çalıştıkları metnin başında “duyuru” notuyla  “kamuoyunun bilgisine basın açıklaması” olarak yazılıp altına 6 Nisan tarihi düşürülürken, başlığın darbe bildirileri ve muhtıralarda kullanılan “Yüce Türk milletine” olarak değiştirilmesi ve 4 Nisan’da servis edilmesi bir başka çarpıklığı sözkonusu ediyor. 

Nitekim ekranlarda açıklamada bulunan iktidara yakın bir gazetecinin “duyuru metninin kendisine emekli amirallerin dışında bir kaynaktan geldiği, gazeteci refleksi ile bunu yayınladığı ve aynı kaynağın bu metnin ‘bir darbe çağrışımı yaptığını düşündükleri için zaten AKP’li bir bakanın elinde olduğunu aktardığını” söylemesi “bildiri”de de bir oyunun oynandığının sinyallerini çakıyor. 

Bu vaziyet, 126 emekli büyükelçinin yine Montrö Sözleşmesi açıklamasının ardından “amirallerin bildiri”si daha yayınlamadan manipüle edilerek açıklanmak istenilen tarihten iki gün önce ortaya atılarak peşinen bir kumpas kurulmak istendiği istifhamları artıyor. 

Ve tam da Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerin dışındaki yabancı devletlerin gemilerinin boğazlardan geçişini belirli tonajı aşmamasına izin vermeyen ve Karadeniz’de kalışını belirli bir süreyle sınırlayan, boğazların kontrolünü Türkiye’ye veren Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin tartışıldığı süreçte “iki Amerikan savaş gemisini haftaya Karadeniz’e geçmesi için Türkiye’ye bildirim yapıldığı”nın Dışişleri Bakanlığı’nca duyurulması, ateşlenip alevlendirilen “Montrö tartışması”nı ilginç kılıyor. 

Rusya ile Ukrayna arasındaki askerî gerilim tırmandığı, iki ülkenin ayrılıkçı Donbas bölgesinin sınırlarına askeri yığınak yapmaya devam ettiği vartada, Rusya’dan Amerikan savaş gemilerinin Karadeniz’e geçişine dair “Bu tür askerî hareketliliklerin Montrö Sözleşmesi’yle uyumlu olması” çağrısıyla “Karadeniz’de son günlerde artan faaliyetlerden endişeliyiz” açıklaması dikkat çekici. 

Bütün bunlar “bildiri”nin perde arkasını aralıyor.

KISACA

 “Bir kişiyi ikna et ve ülkeyi çıkarların için kullan!”

“Türkiye, koşar adım felâkete doğru gidiyor. Türkiye’nin bu hale getirilmesini emperyalizm çok istiyordu. Ne güzeldi; ‘Bir kişiyi ikna et ve ülkeyi çıkarların için istediğin gibi tepe tepe kullan!” 

(Türker Ertürk, Odatv, 5.7.19)

Okunma Sayısı: 1608
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Yusuf

    10.4.2021 10:42:20

    Bildirinin hazırlayanlar ve imzalayanlar dışında başka ortakları olduğu açıkça görülüyor; zamanlaması, kelimeleri değiştirilerek iktidarın kullanabileceği bir hâle getirilmiş. Aynı özen 15 temmuz içinde gösterilerek incelenmeli ve varsa diğer suç ortakları ortaya dökülmelidir, bir fitne girişimi nasıl Allah'ın lütfu olabilir izah edilmelidir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı