"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

AİHM kararlarına uymamak…

Cevher İLHAN
29 Aralık 2020, Salı
Anayasanın 90. maddesinde “milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir” esasıyla Türkiye’nin uluslararası sözleşmelere uyacağı sözüne rağmen, Ankara’dakilerin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Demirtaş’ın tahliye kararı için “Bizi bağlamaz” çıkışı, Türkiye’de hukukun üstünlüğü meselesini tekrar gündeme getirdi.

Oysa “Usulüne göre yürürlüğe konmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası anlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası anlaşma hükümleri esas alınır” ibâresine imza atıp taraf olduğu AİHM ile uluslararası mercilerin kararlarının iç hukuku bağladığı taahhüd edilmiş. 

Bu açıdan, AİHM kararlarına uyulmaması “milletlerarası andlaşmaların yanısıra Anayasanın da açıkça ihlâli oluyor. Kaldı ki “AİHM’nin verdiği kararlar bizi bağlamaz” diyen Cumhurbaşkanı üç kez AİHM’e başvurmuş. 

YARGININ SİYASALLAŞTIRILMASIYLA...

İlk defa daha belediye başkanı iken okuduğu bir şiir sebebi ile “halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek” suçundan 1998’de Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından 10 ay hapis ve 177 milyon TL para cezasına çarptırılmasına itirazın Yargıtay’da reddedilmesi üzerine 1999’da “âdil yargılanma” talebiyle AİHM’e gitmiş.

Akabinde Eylül 2002’de Yüksek Seçim Kurulu’nun “milletvekili olamayacağı” kararını “özgürlüklere, kişiye özel sınırlama getirildiği ve hukuk dışı yollarla halkın iradesinin önüne geçildiği” savunmasıyla “milletvekili olabilmek için adli sicil kaydının silinmesi” talebini AİHM’e taşımış. “Hukukumuzu son noktasına kadar arama hakkını kullanacağız” demiş.

En son Hollanda’nın Türk bakanları tezyifine karşı, “AB müktesebatına, Venedik ve İnsan Hakları Beyannâmesine uymaz. Bunlar hukuk tanımazdır, işlerine gelince uluslararası hukuktan bahsederler” eleştirisiyle “Bakanlarımızın hepsi müracaat edecek, şimdi AİHM’e gideceğiz” diye konuşmuş.

Bu bakımdan “AİHM, bizim iç mahkemelerin yerine karar veremez” iddiasının, devlet ciddiyetine yakışmayan “AİHM’i tanımayız, takmayız, kararını uygulamayız” tepkisinin hiçbir anlamı yok.  

Keza hukukçular, “henüz iç hukukun tüketilmediği” itirazının da bir geçerliliği olmadığını belirtiyorlar. AİHM içtihadında “iç hukuk”un suiistimaliyle hukuksuzlukların sürdürüldüğü kanaatine varılması halinde üye ülke mahkemelerinin kararı beklemeden devreye girdiğine dikkat çekiyorlar. 

Zira AİHM mahkeme yerine “sanık suçlu’ ya da ‘suçsuz” diye hüküm vermiyor. Seçilmiş siyasetçilerin görüşlerinden dolayı yargısız infazla dört buçuk yıldır süren tutuklanmasının hukukî değil, siyasi nedenlerle mahkeme sürecinde “hak ihlâli” olduğu hükmüne varıyor.

Kararını, Cumhurbaşkanı ile diğer yetkililerin hiçbir mahkeme kararı olmadan, iddianâmede dahi yer almayan ithamlarına, “teröristtir” diye tahkirlerine dayandırıyor. 

“İFÂDE ÖZGÜRLÜĞÜ”NDE EN FAZLA MAHKÛMİYET

Hukukçuların değerlendirmesiyle, “mâkul şüphe”ye ilişkin belge ve ispat istiyor. Kürsü dokunulmazlığını ve siyasi eleştiri hakkını nazara veriyor. Uzun tutuklulukları, “kaçma”, “delilleri karartma” şüphesi yokken insanların yargılanmadan yıllarca cezâevinde tutulmasını uygun görmüyor.  

Neticede, AKP iktidarında Türkiye, AİHM’in iş yükünün yüzde 25.2’sini oluşturan dokuz bini aşkın müracaatla dünyada ikinci duruma düşmüş. “İfâde özgürlüğü”nden en fazla mahkûmiyet alan ülke olmuş. “Âdil yargılanma”, “emniyet ve güvenlik hakkı”, “mülkiyet hakkı”, “insanlık dışı muamele” ile “özel ve âile yaşamına saygı”da vatandaşlarına karşı haksız bulunarak “hukukun üstünlüğünün olmadığı” hibrit/melez demokrasiler” kategorisinde. “Hak ihlâlleri”nden 16 milyon euroyu bulan tazminat ödemiş. Bir o kadarı da Anayasa Mahkemesi’nin “ihlâl kararları”ndan.   

Yürütmenin yanısıra yasama ve yargının “tek kişi”ye bağlandığı “parti devleti”nde yargıya tepeden “gerekli tâlimatların verildiği”, hukukun “siyasetin sopası” haline getirildiği, yargıya güvenin sıfırlandığı, Anayasa Mahkemesi kararlarını dinlemeyen yerel mahkemelere arka çıkılarak adâletin ayaklar altına alındığı vartada Türkiye uluslararası zeminlerde zora sokulup tökezletiliyor.

Okunma Sayısı: 1831
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı