ABD’nin Venezuele Devlet Başkanı’nı Sarayında bir baskınla kaçırıp aşağılaması üzerine “iktidar cephesi”nce yeniden muhalefete suçlayıcı “iç cephe tahkimi” târizleri yapıldı.
Bir yandan muhalefete her türlü tahkiri savurmakla halkı kamplaştırıp kutuplaştırarak “düşmanlaştıran” kışkırtma fitnesi ateşlenirken, diğer yandan “iç cephe tahkimi”nden dem vurulması garabeti sergilendi. “İç cephe” istismarıyla gündemi saptırma peşine düşüldü.
İktidar mahfillerince “iç cephe tahkimi”ni istimalle “her zamankinden daha fazla millî birlik ve beraberliğe ihtiyaç var” nakaratı tekrarlandı. Muhalefetten ülkeyi maddî ve manevî felâkete götüren vahamete itiraz etmemesi, ses - seda çıkarmaması istendi.
DEMOKRASİYLE, HUKUKLA OLUR…
Görünen o ki “iç cephe” söylemiyle iktidara iliştirilmiş “yandaş yorumcular”ın açık ikrarlarıyla partili Cumhurbaşkanı’nın dördüncü kez tekrar aday olması, ömür boyu iktidarda kalması ve bir iktidar değişikliğinde iktidardakilerin yargı önünde hesap vermekten kurtulmaları katakullisine tevessül ediliyor.
Bu “strateji” ile Saray iktidarının Anayasa değişikliği peşinde olduğu, bu “strateji”yle muhalefet milletvekillerinin transflerlerinin devam edeceği ve “süreç”te DEM’in devşirileceği ihbarlarıyla siyasî tahriklerin üzerine benzin dökülüyor.
Yine bu maksatla kapalı kapılar arkasındaki pazarlıklarla muhalefet partilerinden soruşturmalarla başlarından yargı sopası sallandırılan, zorda kalan milletvekilleri transfer edilirken, “süreç” üzerinden komplolar kuruluyor.
Belli ki siyasî iktidar, millete karşı “iç cephe tahkimi”, muhalefetin ekonomik yıkımdan dış politika iflasına her alandaki çöküşü ve kamu kurumlarındaki çürüyüşü görmemek, yanlışlarını eleştirip ikaz etmemek olarak görüyor. “İç cephe tahkimi”nin demokrasiyle, adâletle-hukukla olacağını bile bile gözardı ediyor.
Oysa “iç cephe tahkimi” için öncelikle görev iktidardakilere düşüyor. Saray iktidarının muhalefete yönelik “zehirli nefret dili”ni bırakması gerekiyor. Her fırsatta toplumu politik atraksiyonlarla kamplaştırıp kutuplaştıran tahkirli tahrikleri pompalama tahribinden siyaseten nemâlanmayı terk etmesi icâb ediyor.
Doğrusu, muhalefete ağzına gelen en ağır hakaretleri savurarak milletin birlik ve beraberliğini berhava eden iktidardakilerin, taraftarlarını tutmak, erimeyi önlemek için sürekli tehditlerle, korkularla, hilelerle siyasî rakiplerini “yandaşlaştırarak” “iç tahkim”ini bozan iktidardakilerin samimiyetsizliği açıkça sırıtıyor.
MİLLETİN BİRLİĞİ NASIL SAĞLANACAK?
Sormak lazım; yirmi üç yıllık AKP iktidarında, “tek kişilik hükûmet”te “tepeden tâlimat”la istifa ettirilerek yargılanmak kurtarılan iktidar belediye başkanlarına dair ayyuka çıkan ve her biri onlarca, yüzlerce milyarı bulan yolsuzluğun, rüşvetin, irtikâbın, kamu malını yandaşlara peşkeşin, ihaleye fesad karıştırma dosyaları rafa kaldırıldığı vartada “iç cephe” nasıl tahkim edilecek?
Muhalefetten seçilen on yedi belediye başkanıyla yüzlerce bürokratın, çalışanın uyduruk “gizli tanıklar”ın, baskılarla “pişmanlık yasası”ndan yararlandırılan “itirafçılar”ın “duymuştum”, “demişlerdi”, “kulağıma gelmişti” isnad ve iftiralarıyla aylardır hapiste tutulduğu çifte standartlı çarpıklıklar girdabında “iç cephe tahkim” nasıl temin edilecek?
Muhalefete mensup belediye başkanlarının inadına hukuk dışı dayatmalarla tutuklu yargılanmakla cezalandırıldığı, Anayasa Mahkemesi’nin ve AİHM’nin defalarca kararlarına rağmen seçilmiş milletvekillerinin yıllardır “siyasî mahkûmlar” olarak cezâevinde tutulduğu, millet irâdesini hiçe sayan demokrasi dışı kayyım uygulamalarının sürdüğü, “kaldırılacağı” sözü verilen ve liyakati berhava eden “mülâkat”la bile kat kat düşük puan alanların partizanca işe alındıkları haksızlıklar ve hukuksuzluklar anaforunda milletin birlik ve bütünlüğü nasıl sağlanacak?
Özetle, öncelikle iktidardakilerin demokrasiye ve hukuka saygı göstermesi gerekiyor. Aksi halde “iç cephe tahkimi” politik bir atraksiyon ve mugalâtanın ötesine geçmiyor.