"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Kur oyunu”yla “iflas senaryosu”

Cevher İLHAN
27 Kasım 2021, Cumartesi
Önce “Kur, faiz ve fiyat artışları üzerinde oynanan oyunları görüyoruz; mandacı iktisatçıların politikalarını reddediyoruz” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı, “Bize diz çöktürmeye, başarımızı gölgelemeye kalkıyorlar” diye konuştu; ekonomideki yıkımı eleştirenleri “mandacılık”la suçladı.

Ardından dövizin rekor üstüne rekor kırmasını “kur saldırısı” olarak tanımlayan Bahçeli, “Canlı döviz bombalarına, faiz ve rant lobilerine eyvallah etmedik, eyvallah etmeyeceğiz” restini çekti.

Bu süreçte kat kat artan gıda fiyatlarına ilişkin “Çok net söylüyoruz. Ülkede yokluk denen bir şey yok. Bakın gaz çıkartmaya başlıyoruz, gemilerimiz işin başında ama bundan rahatsızlık duyuyorlar” diye ekonomik çöküşü yine “dış güçler”e fatura etti.

Oysa sözünü ettiği gemileri iş başında değil ve çoktandır “gaz çıkartma”dan cayılmış. Zira sondaj gemisi Yavuz’un ardından Oruç Reis ve Barbaros’un da bölgeyi terkiyle Ankara’nın Doğu Akdeniz’de ilân ettiği “münhasır ekonomik bölge”de petrol ve doğalgaz arama ve sondajı sonlandırılmış.

Yine özelleştirme paravanında Tank Palet Fabrikasının bir başka ülkeye satılmasında açığa çıktığı gibi “tek kişilik yönetim”de AKP siyasi iktidarının “dolarla terbiye edildiği” öncelikle stratejik konumdaki kurumların, fabrikaların yabancılara peşkeş çekilmesiyle “eyvallah” edilmiş.

Sahi sormak lâzım; yabancı mahkemelerin tahkimine bağlanan dolar garantili ihalelerle otoyol, köprü, havalimanı, hastane ve santrallerin geçiş ücretleri ve garanti ödemelerini dolar ve döviz cinsinden ödenmesiyle 143 milyar ödemenin son döviz artışıyla 198 milyara çıkarılmış; dolar garantili “yandaş şirketler”e 55 milyar daha fazla vermekle ekonomi “faiz ve rant lobisi”ne teslim edilmiş.

Özetle “kur krizi” ile dövizin göz göre katlanmasıyla Türkiye’nin borcunun katlanması, İyi Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta’nın tesbitiyle, yılın başında TL karşılığı 3.2 trilyon lira olan dış borcun 5.9 trilyona çıkarılıp 2.7 trilyon lira artışla Türkiye’nin borç batağına saplanması “iflas senaryosu” ile “kur, faiz ve fiyat artışları üzerinden oynanan oyun”a gelinmiş ve geliniyor…

Pahalılığa “hârika çözümler!”

Bilindiği gibi daha önce özellikle doğalgaz, elektrik ve akaryakıt zamlarına karşı Enerji Bakanı, Türkiye’nin enerjide dışa bağımlı olduğu ikrarıyla “Evlerimizde bir derecelik sıcaklık değişikliği, yani 23 yerine 22 derecede evinizi ısıtmanın aylık faturanıza etkisi yüzde 7 olur” tuhaf teklifte bulunmuştu.

En son doların 12 lirayı, euronun 13.5 lirayı aşmasıyla TL’nin bir ayda yüzde 30, bir yılda yüzde 60 değer kaybetmesiyle özellikle gıdada zam sağanağıyla enflasyonunun yüzde 50’leri aşıp yüzde 100’lere varan vahim pahalığa karşı “iktidar cephesi”nden “hârika çözümler” öneriliyor.

Bir iktidar partisi milletvekili, döviz kurlarının sürekli artış kaydetmesiyle beraber temel gıda ürünlerinin fiyatlarındaki artışa karşı vatandaşlara “normal şartlarda ayda iki kilo et yiyorsak yarım kilo yeriz. Domatesi iki kilo yerine iki tane alırız. Kış günü turfanda sebzeleri kullanmak zaten sağlığa da çok faydalı değil. Biber alacağız, 3 tane alırız 1 kilo alacağımıza. Bunlara, bu fırsatçılara tefecilere, vicdansızlara bu fırsatı vermeyelim!” çarpıcı çağrısında bulunuyor.

Bu arada “gerekirse ekmek-soğan yeriz” diyenler 100-150 binleri bulan çoklu maaşlarından vazgeçmezlerken, halka “tasarruf tavsiyeleri” sergileniyor. Ufuksuz ekonomi politikalarının sonucu pahalık “fırsatçılık, tefecilik ve vicdansızlık” olarak yine başkalarına yüklemeye yelteniyor.

Tam bir garabetle…

Japon Yeni çarpıtması

İktidar Partisi Grup Başkanvekili, Japon Yeni’nin de dolar karşısında değer kaybettiğini söyleyerek “Doların değeri ile ilgili Japonya bir mukayese yapıyor mu?” diye TL’nin dolara karşı değer kaybetmesini eleştirenleri eleştirmiş.

Oysa ekonomistler, Japon Yeni’nin dolar karşısında yüzde 8 değer kaybettiğini, buna mukabil TL’nin ise son bir ayda yüzde 30, bir yılda yüzde 60 değer kaybettiğini, AKP iktidarının işbaşına geldiği 2002’de 1.5 lira olan bir doların 12.5 liraya fırladığını hatırlatıyorlar.

Türk Lirasının dolar karşısında en çok değer kaybeden para birimlerinin başında geldiğini, ekonomik kriz iflasındaki Arjantin Reosu’nun, Hindistan Rupisi’nin, Güney Afrika Randı’nın gerisine düştüğü, bir Bulgaristan Levası’nın beş lira ettiği düşüşte tam bir çarpıtmanın yapıldığını bildiriyorlar.

TL’den 2005’te altı sıfır atılmasının bile bile göz ardı edildiğine, eğer altı sıfır atılmasaydı mevcut kurla bir doların 12.500.000 Türk Lirası olacağına dikkat çekerek, son dört yılda TL karşısında üç kat değer kazanan ve kuruş gibi herhangi bir alt birimi olmayan Japon Yeni’nin Amerikan Doları karşısında otuz senedir değer kaybına uğramadığını belirtiyorlar.

Ayrıca Japon Yeni ile kıyaslandığında, ortalama maaşın 2.200 dolara denk gelen 260.000 Yen, yani 25.000 TL olduğu, bir doktorun aylık 10 bin, bir öğretmenin 4.500 dolar maaş aldığı, “satın alma gücü endeksi”nde 17. sırada olan Japonya’ya karşı Türkiye’nin 57. sırada kalmasını nazara veriyorlar.

Vaziyet şu ki kısır ve akıbetsiz ekonomi politikalarının iflası paniğinde çırpınan iktidardakiler son çare olarak yine yaman çelişkili çarpıtmalara başvuruyor; belki “tutar” diye ama nâfile…

Okunma Sayısı: 2105
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • erhan

    27.11.2021 11:07:54

    “gerekirse ekmek-soğan yeriz” diyenler 100-150 binleri bulan çoklu maaşlarından, uçak filolarından, otomobil filolarından, saraylarından, villalarından, malikanelerinden, lüks yaşamlarından, sükseden, kibirden, yalandan, dolandan, alavereden, dalavereden, vazgeçmezlerken, vatandaşları soğan ekmeğe muhtaç ettiler. sanki o meşhur Müteahhidin söylemiş olduğu, o ahlaksızca söylemi eyleme dönüştürüyorlar. yazıklar olsun,

  • Caner

    27.11.2021 08:02:36

    Ecnebiler bu ülkeye bu kadar tahribat yapamazdı. Resmen ülke ekonomisi cokertiliyor. .

  • H.ibrahim Karahan

    27.11.2021 07:23:32

    Allah razı olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı